Umudunu Kaybetme

Planınızı ailenizle paylaşın. Hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir konu da destek vermekten geri durmaz. Onlarla paylaştığınızda kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz.

Merhaba,

İki, iki buçuk ay öncesine kadar sabah erkenden kalkmak, okula gitmek, derslere girmek, yemekhaneye/kantine inmek, okulun bahçesinde gezinmek gibi bize son derece monoton gelen bir hayat, salgın yüzünden birdenbire hayallerimizi süsler oldu. Siz de benim gibi okulu özlüyor, bir an önce her şeyin eski “mükemmel” akışına dönmesini istiyorsunuz değil mi?

TİMAŞ
TİMAŞ

O günlerde monoton olarak değerlendirdiğimiz hayat şu an burnumuzda tütüyor. Meğer günlerimiz ne kadar dolu ve renkliymiş de farkında değilmişiz. 🙂

Düne kadar en büyük stres kaynağımız, yaklaşan sınav; en büyük kaygımız kazanamama korkusuydu. Sonra her şey birden bire altüst oldu; ölüm korkusu, sevdiklerimizi kaybetme korkusu bunların önüne geçti. Pandemi yüzünden okulların tatil olduğu ilk günlerde benimle temas kuran öğrenci ve velilerimin gündemi sınav değil, işte bu aniden gelişen duruma karşı hissettikleri tedirginlikti.

İnsanoğlu her duruma zamanla alışır. Evlere kapanmamızdan ve özellikle pandeminin seyrinin düşüşe geçmesinden itibaren günlük kaygılarımıza yavaş yavaş geri döndük. Yaklaşık iki hafta önce; başlarda salgın önlemleri dolayısı ile temmuz ayına alınan sınav tarihi tekrar hazirana çekilince, YKS tekrar gündemimizde ilk sıraya oturdu. Hem de yaşanan bu stresli günlerden sonra son derece boğucu bir psikoloji yarattı bizde. Öyle ya zaten iki buçuk aydır okula gitmiyoruz, dışarı bile çıkmıyoruz ve şimdi de sınava kaldı 1 ay! Bu süre de ne yetişir, ne çalışılır, uzaktan eğitimle bu ne kadar başarılı olur vb. gibi şeyleri düşünmekten çalışamıyoruz bu defa. 12. sınıfın ikinci dönemi konularının sınav içeriğinden çıkarılması bile içimize su serpmedi.

Bu yazıyı yazmamın sebebi işte tam olarak bu! Son bir ay da neler yapabiliriz? Çoğunuzun çaresizlik içinde “Hiç bir şey…. L” dediğini duyar gibiyim. Hayatta; her konuda, son ana kadar yapılabilecek bir şey vardır. Kaybedecek hiç bir şeyiniz yok ve bu bir ay bittiğinde en az birkaç adım önde olabilirsiniz. Yeter ki siz kendinizi toplayıp harekete geçin. Nasıl, merak ediyorsunuz değil mi?

Önce şunu sormak istiyorum; bir gün boyunca tek bir konuya çalışırsanız, konu anlatımı ve test çözümü ile beraber o konuyu bitirebilir misiniz? Haydi, bazı konular için iki gün verelim. Bu, şu anlama geliyor: Her gün ciddi, düzenli, verimli bir çalışma ile 30 günde 20-25 konuyu bitirebiliriz. Her konudan 1 ya da 2 soru geleceğini düşünürsek bu ortalama 30-40 kadar soru yapar. Yani şu anda eksik olduğunuz konulara dönük hummalı bir çalışma sizi ortalama 30-40 soru yukarı çıkaracak, hatta belki daha fazlası. Daha azı olsun: 15-20 soru mesela. Oturduğunuz yerde kaygılanıp endişe etmeye devam etmek size bu kadar soru getirmeyecek değil mi?

Peki, ciddi düzenli, verimli çalışma derken neyi kastediyorum?

Birincisi; uyku düzeni.

Birçok öğrencim gece sessizlikte daha iyi motive olup çalışabildiğini söylüyor. Ben de bu yazının içeriğini gece hazırladım mesela 🙂 Uykuya yattığınız saat ile ilgili bir sınırlamam yok ama mümkünse her gün aynı saatlerde yatın ve kalkın. Ayrıca her gün en az 6-8 saat arası uyumanız gerekiyor. Bir sonraki güne daha zinde uyanmak ve diğer günün konusunu (öyle ya her gün bir konu çalışıyoruz) aksatmamak adına bu düzeni kurmalısınız. Tabii gece çalışanlar sınava 1 hafta kala yavaş yavaş düzenlerini gündüze kaydırmayı unutmamalı, sonra YKS günü gidip sınav kâğıdı üzerinde uyuya kalmayın 🙂

İkinci önemli nokta; beslenme ve spor.

Güzel bir kahvaltı ile başlayan dengeli bir beslenme, beyin fonksiyonlarının daha iyi çalışmasını sağlıyor. Daha iyi çalışan bir beyin ve daha sağlıklı bir beden de bize tabii ki lazım bu bir ayda.

Hani okulda zil çalınca neredeyse koşarak tüm merdivenleri inip bahçeye, kantine gidiyorduk, oralarda dolaşıp volta atıyorduk, zil çalınca tekrar merdivenleri tırmanıp sınıfa geçiyorduk, sıraya oturup-kalkma hareketini bile günde kim bilir kaç kere yapıyorduk? Peki ya şimdi? Malum evden çıkamıyoruz, bazen bir koltuğa bir sandalyeye oturup saatlerce aynı konumda kalıyoruz, yaptığımız en büyük etkinlik bir odadan diğerine geçmek. İşte bu şekilde bedenimizin hamlayıp kasılmasını önlemek ve beyin fonksiyonlarımızı da harekete geçirmek için günde en az 20 dakika spor yapmalıyız. Evde yapılabilecek egzersizlere internetten çok kolay ulaşabilir, kendinize uygun olanı seçebilirsiniz. Evdeki aile bireylerini de bu spora dahil ederseniz çok daha keyifli bir etkinliğe dönüştürmüş olursunuz. Hatta aile bireyleri ile müzik eşliğinde dans etmek, halay çekmek, horon tepmek gibi etkinlikler de yapılabilir.

Üçüncü olarak çalışma ortamına gelelim.

Yine bu konuda keskin çizgilerim yok. Kimi tek başına, kimi yanında birileri olduğunda; kimi tamamen sessiz kimi müzik dinleyerek; kimi masa başında, kimi yerde oturarak ders çalışır. Bunlardan hangisinde daha verimli olduğunuzu şu ana kadar keşfetmiş olduğunuzu tahmin ediyorum. Kesin doğrular ve sınırlamalar olmamakla birlikte çok uç noktalara da gitmeyin tabii ki. Örneğin; çok yüksek sesle müzik dinleyerek ders çalışmak dikkati dağıtacaktır. Ya da yatarak uzanarak ders çalışmak uykuyu getirecektir. Beyin ona verdiğiniz sinyaller doğrultusunda çalışır. Uykunuzu almış dahi olsanız yatağa uzanarak bir şey okuduğunuzda yorgunluk hissedersiniz. Uzanmış bir beden beyine uyuma sinyalleri yollar.  Beyninize “bu konuyu bugün bitireceğim” mesajını kararlı bir şekilde iletirseniz size yardımcı olacağını göreceksiniz.

Dördüncü olarak çalışma şeklinden bahsedelim.

Tabii ki; dersten derse ve kişiden kişiye değişen özellikler var bu konuda. Ama yine de kabaca bir genelleme yapmak mümkün. Kitaptan ya da internet üzerinden çalıştığınız konunun kendi cümlelerinizle özetini çıkarın (uzun notlar yazmaya vaktimiz kalmadı). Kitaptan çalışırken renkli kalemlerle önemli bilgilerin altını çizebilir, renkli yapışkan kâğıtlar kullanabilir, kitabın üzerine kısa notlar düşebilirsiniz. Bunların hepsi görsel hafızayı harekete geçirerek akılda kalmayı kolaylaştırır. Soru çözümlerinde öğrendiğiniz bilgileri de not almalısınız. Çünkü onlar konuyu çalışırken kaçırdığınız noktalardır. Ve konu bitince konu anlatımını da çözdüğünüz soruları da şöyle bir gözden geçirmek pekişmeyi sağlayacağından, çok önemlidir.

Konu seçiminde de bir önerim var. Tümm konuları çalışmaya vaktimiz yok. Seçim yapmamız gerek. Öncelikle sizin için ‘tamam’ olan konuları bir kenara ayırın. Daha sonra aşinalığınız olan, çalışsam yaparım diye hissettiren konulardan başlayın çalışmaya. Eğer;  bunları da bitirirseniz, son tahlilde diğer konuları da daha yakın hissettiğiniz derslerden başlayarak bitirmeye çalışın. Gözünüzde kocaman bir dev haline gelmiş, motivasyonunuzu bozacak birkaç konuyu eleme hakkınız var.

Beşinci olarak bilgisayar, tablet, telefonla olan ilişkileri ele alalım.

Hiçbir zaman bunları tamamen bırakın diyen bir eğitimci olmadım. Size az önce çalışırken internet üzerinden ders dinlemekten bahsettim. Ama vaktimiz gerçekten çok az ve bunlardan uzak kalarak hiçbir şey kaybetmeyeceğiniz tersine kazanacağınız sadece bir aydan bahsediyorum. Çok uzun değil ve gerçekten bütün hayatınızı etkileyecek. Ders çalıştığınız zamanlarda telefonunuzu odanın dışında bırakın veya tamamen kapatın. Bilgisayar veya tabletten ders dinliyorsanız altta Facebook, İnstagram, WhatsApp vb. gibi uygulamalar açık olmasın. Dikkatinizi dağıtacak ve planınızı bozacak her şeyi ve hatta herkesi sadece 1 aylığına kendinizden uzak tutun.

Altıncı ve son olarak ailenizle olan ilişkilere değinelim.

Planınızı –uygulamakta kararlıysanız- ailenizle paylaşın. Hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir konu da destek vermekten geri durmaz. Onlarla paylaştığınızda kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz.

Bu sizin hayatınızda şu ana kadar verdiğiniz en büyük sınav olacak. YKS’den bahsetmiyorum, çok ciddi bir karar alıp onun arkasında durma, elinden gelenin en iyisini ortaya koyma becerisinden bahsediyorum. Hele ki; bir ay boyunca istikrarlı bir şekilde planınızı uygularsanız, sizin kendinize olan güveniniz de, ailenizin size olan güveni de artacaktır.İstediğinizde disipline olabildiğinizi görecek, bu sınav bir yana, hayatta karşılaşacağınız sorunlara yönelik etkili planlar yaparak baş etme motivasyonu ve kaygıyla mücadele etme gücü kazanacaksınız.

Kendinize inanacaksınız, içinizdeki güce!! Bazılarınızın hemen başlama isteğini hissediyorum şu an, yazıyı bitirin, gerekli düzenlemeleri hemen yapın, bir dakika bile kaybetmeyin.

Hemen başlayın. Hemen!

Şu cümleyi sık sık tekrar edin: “İstersem yaparımmm!”

Ben inanıyorum; isterseniz yaparsınız!!!

Sevgiyle kalın!

Not: Çok sıkıldığınız zaman, belki birkaç bölüme ayırarak izleyebilmeniz için bir film önermek istiyorum. “Umudunu Kaybetme” (Orijinal adı: Pursuit of Happyness) Will Smith’in başrolünü oynadığı gerçek bir yaşam hikayesi. Zor günler yaşadığınızı düşünüyorsanız, mutlaka izleyin.

Dilerseniz bu yazının video formatını aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Latest posts by Selen Arıkan Top (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Sakıp Sabancı Müzesi’nin “Emirgân Arşivi” Erişime Açıldı

Read Next

Led Zeppelin’in Özel Konseri Erişime Açılıyor

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram