UZAĞA GİDEMEM

Kitap Eki Dergisi

Meral Saklıyan’la Everest Yayınları’ndan çıkan ilk öykü kitabı “Uzağa Gidemem” üzerine görüştük…

  • Meral Hanım sizi Notos, Varlık, Edebiyatist, Galapera Fanzin, Gamlıbaykuş, İzafi gibi dergilerdeki öykülerinizle tanıdık. İlk kitabınız geçtiğimiz günlerde Everest Yayınları’ndan çıktı. Şöyle başlayalım isterseniz, edebiyatla ve özelinde öyküyle olan ilişkiniz nasıl başladı, nasıl gelişti ve bugünlere nasıl geldiniz?

Öncelikle iyi bir okur olduğumu söyleyebilirim. Tiyatro oyunu, şiir ve kısa film senaryoları yazarak başladım. Bir yandan da nöbet tuttuğum gecelerde, bir hekim olarak yaşadığım sıkıntıları, hasta hekim ilişkisini özellikle de hekimlere uygulanan şiddeti öyküleştirip yazmaya çalışıyordum. Doğru yolda olup olmadığımı teyit etmek açısından bir edebiyat atölyesine başvurdum. O gün bu gündür öykü yazıyorum.

 
KitapEki
KitapEki
   
  • Meral Hanım bir gününüz nasıl geçer, ritüelleriniz var mı, öykü yazma konusunda size gün içinde neler ilham verir?

Zamanın yönetimi konusunda çok kafa patlatırım. Günümü bölerim yani. İş zamanı, spor zamanı, okuma zamanı… Herhangi bir ritüelim yok, zaman bulursam her yerde ve her şartta okuyup yazabilirim. İlham aldığım şey ise hayatın kendisi aslında. Okuduğum kitaplar ve hayal gücü de buna eklenince geriye sadece olayları kurgulamak kalıyor.

  • Öykülerinizin çoğunun merkezinde kadınlar var. Onların evlilik, aile, ev, iş, annelik meseleleri; ama özellikle evlilik üzerinden geleneksel değerlerle, çalışma hayatı üzerinden de modern değerlerle olan çatışmalarına şahit oluyoruz. Neden özellikle bu izlekler?

Bu soru hep önüme çıkıyor, bu sayede öykülerimde doğru bir yere parmak bastığımı anlıyorum. Evet kadın karakterlerim genel olarak orta yaş grubundan oluşuyor. Dolayısıyla bu bir dönemsel sorun gibi duruyor. Yani ne genç nesil gibiler ne de eski nesil kadınlara benziyorlar. Çoğu, daha çok bir var olma sorunuyla karşı karşıya kalmış kadınlar, kendilerini maddi manevi var etmekle meşguller. Ekonomik özgürlüğü ön planda tutup kişisel özgürlüğünü arka plana atmış karakterler, diyebiliriz.

  • Dış dünyada olup bitenler kahramanlarınızın iç dünyalarında karşılık buluyor. Öykülerin yapısal öğeleri kişilerinizin duygu, davranış ve diyaloglarını bütünlüyor. Boşluklar ve belirsizlikler atmosferi besliyor. Sizce öyküde atmosfer nedir, siz bu öğenin oluşumu için nasıl çalışıyorsunuz?

Atmosfer hikâyeyi öyküleştiren ana unsurdur kanımca. Atmosfer doğru biçimde yaratılırsa metin canlı kanlı bir ruha bürünür ve öykünün yapısal olarak gerekli kıldığı iç gerçekliğin oluşmasını sağlar. Tiyatroda role girmek diye bir tabir vardır. Ben de öyküyü yazarken o role giriyorum, yani o karakter olup o mekânda yaşıyorum, etrafı dolaşıyorum, etrafı gözlüyorum, o kişi olup oradaki havayı içime çekiyorum.

  • Öykülerinizde incelikli ayrıntılar, güçlü gözlemler ve derinlikli bir yaşam deneyiminizin varlığı hissediliyor. Bütün bunları yeniden üretip dönüştürürken nasıl bir süreç işliyor, özellikle öykü türünü seçmenizin nedeni nedir?

Evet güçlü bir gözlem yeteneğim ve hayat tecrübem var elbette. Ama  bunları hizaya sokup öyküleştirmek için çok çalışmak gerekiyor. Çok okumak, dil üzerinde durmak, düşünmek gerekiyor. Öykü türü konusunda ise belirgin bir nedenim yok diyebilirim, ilk öykü kitabım, içimden ne çıktıysa onu yazdım.

  • Öykülerinize dil, içerik ve kurgu açısından çok iyi çalıştığınızı düşünüyorum. Nasıl bir yönteminiz var?

Yukarıda da değindiğim gibi dil üzerinde çok çalışıyorum, diyebilirim. Kelimeler ve deyimler sözlüğü her zaman masamda açıktır. Sürekli bakarım, öğrenirim, hâlâ öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum. Kurgu için yöntemim de aynı, çok çalışmak, çok okumak, çok düşünmek…

  • Başucu öykü yazarlarınız kimler Meral Hanım?

En zor soru bu olsa gerek. Saygı ve sevgiyle anacağım çok yazar var çünkü. Sait Faik Abasıyanık, Yusuf Atılgan, Orhan Kemal, Bilge Karasu, Vüs’at O. Bener, Ferit Edgü, Cemil Kavukçu, Jale Sancak, Behçet Çelik, Ahmet Büke…

Bruno Schulz, Julıo Cortazar, H.P Lovecraft, Juan Rulfo, Ralf Rothmann, David Constantine, Richard Yates, Breece D’J Pancake, Raymond Carver, Adam Jhonson, John Cheever…

  • Dergiler, kitaplar, dijital mecralar… Günümüz öykücülüğü hakkında neler düşünüyorsunuz?

Dergiler edebiyatın her türü için elbette çok önemli, fakat günümüzde maddi varlıklarını sürdürme kavgası çok ön planda, bu beni hep üzüyor. Keşke bütün bunlara şahitlik etmek zorunda kalmasaydık. Kitap konusunda ise çoğu kişi tersini düşünse de benim umudum büyük açıkçası, efektif ve kalabalık bir okur kitlesinin olduğunu düşünüyorum. Dijital mecralar kendi sularında akmaya devam ediyor, bence de aksınlar; kitaplara, dergilere destek olsunlar ama hiçbir zaman basılı bir kitabın önüne geçemezler diye düşünüyorum. En azından bizim kuşak için bu böyle.

Günümüz öykücülüğü son zamanlarda sürekli yükselen bir hisse senedi gibi ama belli de olmaz tabii.

  • Sanırım önümüzdeki birkaç ay kitabınızın heyecanıyla geçecek, sonrası için masanızda neler var, sizden neler okuyabiliriz?

Halihazırda hem öykü hem roman projelerim var ama kat edilmesi gereken çok uzun bir yol, okunması gereken birçok kitap, ayrılması gereken çok geniş bir zaman dilimi de var.

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor.
Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı.
Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı “Ormanın Kıyısı” ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.
Serkan Parlak

Latest posts by Serkan Parlak (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Serkan Parlak

1975 yılında Bilecik'te doğdu. Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. MEB'de öğretmen olarak çalışıyor. İstanbul'da yaşıyor. Çeşitli türde yazıları Notos Öykü, Radikal Kitap, Futbol Extra, Kırmızı-Beyaz-Siyah'ta (Samsunspor Kitabı, İletişim Yayınları) yayınlandı. Derlediği "Başka Semtin Öyküleri" adlı öykü kitabı Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi tarafından, ilk romanı “Ormanın Kıyısı” ise Roza Yayınları tarafından yayınlandı.

Read Previous

Balköpüğü ile uzayda bir yolculuğa hazır mısınız?

Read Next

Gezginin Gözü Gezginin Defteri

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *