Uzaydan Yeryüzüne Uzanan Bir Kedi Hikayesi

Leonard’ın İzci Olive’den ayrılacağı sahneyle okuru karşılayan “Kedi Olarak Hayatım”, ev dediğimiz yer neresi, ev dediğimiz yerle kurduğumuz bağ ya da sonradan kurulan bağlarla devam eden hayatın anlamı hakkında çok şey söylüyor.

“Evimizi sevgiyle ve kedilerle dolduran anneme…” diyerek başlamış Yazar Carlie Sorosiak. “Kedi Olarak Hayatım” adlı kitabında hem evin hem hayvanların hem de sevginin bütünleyici gücü üzerine bir hikaye anlattığının işaretini vermiş. 

Genç Timaş tarafından her yaştan okura sunulan “Kedi Olarak Hayatım”; isteyene bir uzay-uzaylı macerası, isteyene yeryüzüne bir yolculuk, isteyene kedi olmanın incelikleri, isteyene insan olmanın dayanılmaz hafifliği ya da ağırlığı… Ben okurken pek seçemedim hatta bu temalar arasında karar vermek istemedim denebilir. Bu macera, çeperine dahil ettiği her temayı başarıyla kucaklamış. 

TİMAŞ
TİMAŞ

Üç yüzüncü doğum günlerinin öncesinde uzaydan yeryüzüne inip istedikleri bir canlının bedeninde bir ay yaşamaya hak kazanan uzaylılardan biridir Leonard. Leonard dedim değil mi? Aslında uzaylı olarak ismi bu değil Leonard’ın; Leonard, onun bir kedi bedenindeki ismidir. Peki “Yeryüzüne inerken hangi canlının bedeninde yaşamak isterdin?” diye sorsak Leonard’a, nasıl yanıtlardı bu soruyu dersiniz? Sıradan bir insan olmak! Leonard, ulusal bir parkta bekçilik yapmak isterken yani sıradan bir insan olmak isterken kendini bir kedinin bedeninde buluverir. Her şeyden önce kuyruğunu fark eder; bu, onun için işlerin yolunda gitmediğinin göstergesidir. 

Okur bu macerayı Leonard’ın gözünden okuyor. Hikayenin, önce bir uzaylı sonra da bir kedi olan Leonard’ın gözünden anlatılması; farklı ve hatta sıklıkla yok sayılan “öteki”nin anlatıcılığına olanak tanınması açısından beni çok etkiledi. Uzaylı kedi Leonard’ın, insan olmanın ne demek olduğunu onları gözlemleyerek değil de insanların hislerini bizzat yaşayarak öğrenmek istemesi ama bu dileğine kavuşamamış olmasından dolayı bir parça üzülmedim değil ama kedi olarak tanıdığım Leonard’ın yeryüzünü ve yaşamı anlamlandırma çabası da her açıdan çok kıymetliydi. Yine de onun, gerçekleşemeyen dileğinden bahsederken kurduğu cümleleri kaydetmek istiyorum:

“Kazlar bile sanatla pek ilgilenmez. Ama insanlar öyle mi? İnsanlar kitaplar yazar, kahve içip fikirlerini paylaşır ve hiçbir nedeni olmayan şeyler olmayan şeyler yaparlar. Yüzme havuzu, kapı zilleri, asansörler… Bu tür şeylerin keyfini keşfetmek için can atıyordum.”

Leonard’ın İzci Olive’den ayrılacağı sahneyle okuru karşılayan “Kedi Olarak Hayatım”, ev dediğimiz yer neresi, ev dediğimiz yerle kurduğumuz bağ ya da sonradan kurulan bağlarla devam eden hayatın anlamı hakkında çok şey söylüyor. Kitabın bende uyandırdıklarının sonuna gelirken eserin ismini ilk duyduğumda eserle arasında bağ kurduğum bir filmi de önermeden geçmek istemiyorum: Pixar yapımı bir animasyon olan Soul, aynı bu kitaptaki gibi birbirine dönüşen, birbirini içeren, birbiri içine giren türlerin yaşadıklarını yaşamın anlamı ve yaşamdaki amacımız üzerinden anlatıyor. Tabii bir de tombul bir kedi üzerinden. Kediler her yerde, uzayda bile!

  • Kedi Olarak Hayatım
  • Yazar: Carlie Sorosiak
  • Çeviri: Esma Fethiye Güçlü
  • Türü: Genç Roman
  • Baskı Yılı: 2022
  • Sayfa Sayısı: 232 Sayfa
  • Yayınevi: Genç Timaş

Evrim Sayın
Latest posts by Evrim Sayın (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Frank Cottrell-Boyce’dan fantastik bir roman: Dünya’yı Kurtarmanın 10 Yolu

Read Next

94. Oscar ödül töreni, TRT 2’de canlı yayınlanacak

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram