Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Yazar-editör ilişkisinde yeni bir yaklaşım: Geliştirici Editörlük

0

Hayalinizde yazmak var ve nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini bilmiyorsunuz; ya da ilk romanınızın son noktasını koydunuz, peki şimdi ne olacak? Elinizden tutacak, yolunuzu aydınlatacak birilerini arıyorsunuz… O zaman gelin “geliştirici editörlük” ile tanışın!   

Aziz Hatman: İlk romanımı yazıp kendime göre bitirdiğimde, editörlük yapan bir dostuma danışmak ve fikrini almak istedim. Muhakkak düzeltilecek bir şeyler vardı, dosyam “edit” edilmeliydi, edit etmek her ne ise… Tashihten fazlası da yapılabilirdi belki, editörün içerikle ilgili farklı önerileri olabilirdi… Ancak romanımı baştan yazdıracağını hiç düşünmemiştim!
     Sayesinde ilk romanımı çok sevdim, içime sinen bir yapıt oldu, yani gerçek anlamda tamamlandı… Yayınevine gitmeden önce –yani yayınevinin evet/hayır’ının öncesi- gerçek bir editörle çalışabilmek benim en büyük şansımdı.
     Ancak bu fırsatı yakalamak çok kolay değil, daha doğrusu değildi. Şimdi Zümrüt Bıyıklıoğlu ve Müjde Alganer ikilisi bu desteği profesyonelce veriyor…
     Özetleyebildim mi Zümrüt?

Zümrüt Bıyıklıoğlu: Evet, evet…  Ajans Tempus yazarlara ve yazar adaylarına danışmanlık hizmeti veriyor. Yazar adayı ya bitmiş eseriyle bize geliyor, ya başladığı romanına kurgu desteği istiyor ya da eğitim aldığı sırada yazmaya başlıyor. Bitmiş eserleri yazarın isteği doğrultusunda inceliyoruz, redaksiyon, kurgu, karakter, zirve, çatışmaya bakıyor, gereken değişiklikleri yazarımıza tavsiye ediyoruz. Daha üretim aşamasındaki yazarlarımızla kurgu haritaları çıkarıyor, haftalık yazı disiplinleriyle hem kontrollü hem de hedefe yönelik çalışmalar yapıyoruz. Bize yazma sevdası ile gelenlere ise bir süre ya tek başına ya da küçük gruplarla beraber yazma tekniği dersleri veriyoruz, hemen ardından da üretime geçmelerini teşvik ediyoruz.

Şimdi, netleştirmek için soruyorum, size sadece kitabını bitirmiş yazarlar değil, romanını bitirmeye çalışan yazarlar da başvuruyor, öyle mi?

Müjde Alganer: Evet, kesinlikle doğru. Bu bazıları için net bir ihtiyaç. Yani yazar adayının onu kontrol eden, hedefine odaklayan, kurgusundan sapmasını, dağılıp gevezelik etmesini engelleyen tarafsız bir üçüncü göze olan gereksinimi. İşte biz o üçüncü göz oluyoruz. Birlikte çalıştığımız yazarlardan çoğunun daha önce basılmış eserleri mevcut. Her yaratım, ayrı bir öğrenim süreci öte yandan. Kaç kitap yazmış olursanız olun, her yeni kitap yeni bir serüven. Bu yolculuk güvenilir dostlarla daha eğlenceli ve keyifli hale gelebiliyor.

Teknik dersler verdiğiniz yazar adaylarını üretime teşvik ediyoruz dediniz. Nasıl bir üretim bu?

Müjde: Roman, öykü, biyografi, ne yaratmak istiyorlarsa. Ancak genelde roman ve öykü tercih ediliyor.

Bu tekniklerin öğretildiği kurslar gibi mi verdiğiniz danışmanlık peki?

Zümrüt: Evet, kurslara benziyoruz, ancak kişinin bireysel özelliklerinin, ihtiyaçlarının ve beklentilerinin daha ön planda olduğu bir iş başında eğitim gibi düşünülmeli verdiğimiz hizmet aslında… Birebir ilgi ve hızlı geri besleme var bizde. Kişinin gelişimini yakından takip ediyoruz. Güçlü alanlarını ortaya çıkarmasına, zayıf alanlarını geliştirmesine yardımcı oluyoruz. Örneklerle, anlaşılana kadar anlatıyoruz; adayı kaynak kitaplara ve alıştırmalara yönlendiriyoruz. Yazmak için okumak şart. Denemek de… 

Denemekten kastınız nedir?

Müjde: Yaratma cesareti… Kişi ilk yazmaya başladığında -kural değil elbette- genellikle kendinden, çevresinden yola çıkar ve kurguyu gerçek hayatından alır. Ancak bu biraz da mahreminin ortaya çıktığı bir içe dönüştür. Böylece ilk eserler ister istemez otobiyografik özellikler barındırır bünyelerinde. Bu minvalde yazar adayının ilk tepkisi yazdıklarını paylaşmaktan utanmaktır. Oysa içten içe de bunların beğenilmesini, takdir edilmesini ister… Nereden başlarsanız başlayın, yola çıkmak ve ne olursa olsun yazarak yaratmak, korkuların aşılıp kendinizle barıştığınız ve içinizin dışarı çıkmasına izin verdiğiniz  doğal bir süreç aslında. Kısmen de terapi. Sadece iyi yönetilmesi gerekiyor!

Zümrüt: Biz işte bu aşamada  -amaç kurgu yaratmaksa elbette- metinlere yansıyan otobiyografik öğeleri kurmacaya çevirmenin yollarını gösteriyoruz. Bu da yazarın eserine daha dışarıdan bakmasını ve başkalarına daha güvenle sunabilmesini sağlıyor.

Yazmak insanı iyileştirir ve bunu da herkes öğrenebilir diyorsunuz o zaman?

Zümrüt: Kesinlikle… Kuralları var tabii ki. Ancak kendi üslubunuzu bulmak, özgün ve farklı “o” dili yaratmak biraz da sizin çabanıza kalmış. Yaratıcılığın sınırı yok. Her şey yazıldı, bütün buluşlar yapıldı diye bir şey yok. Yaşam devam ettiği sürece yeni yaratımlar devam edecektir. Bu da ancak okuyarak ve yazarak elde edilebilecek bir yetkinlik.

Müjde: Yazmak aslında kendini keşfetmektir. Kendinizle ve hayatla karşılaşmaktır… Karşılaşmak farkındalıktır, farkındalık da yaşamın özü.

Bir şeyi merak ediyorum “Tempus” ne demek?

Zümrüt: Aslında tam da zamanında sordunuz bu soruyu. Tempus zaman demek ve latince bir kelime. Zaman bizce hayattaki en önemli değer. Hayatı onunla tanımlıyoruz ve ona kalıcı bir şeyler bırakma güdümüz var temelde. Yazmak zamana meydan okuyan bir eylem… Bu yüzden koyduk bu ismi.

Peki siz bu fikri nasıl buldunuz? Aslında ikinizin de farklı meslekleri ve geçmişi var? Öyle değil mi? 

Müjde: Biz de aynı şekilde yola çıktık. Daha çocuk yaşlardan itibaren, “Bir gün mutlaka ben de bir kitap yazacağım, ya da hayatımın romanını yazacağım” denir ya hani… İkimiz de böyle tek başımıza çıktık yola. Kendi kendimize, düşe kalka öğrendik bir sürü şeyi. Uzun süre atölyelere katıldık.

Zümrüt: Sonra da dedik ki “Neden bu kadar zor olsun ki yazmak?” Amacımız yol göstermek, adayların ellerinden tutup, emellerine destek vermek. Nice yetenekli insan pes edip vazgeçiyor ya da erteliyor hayallerini. Sanata, sanatçıya en çok ihtiyacımız olduğu günlerdeyiz; çoğalmamız ve daha çok yaratmamız gerek. Bu amaçla bir araya geldik, güçlerimizi birleştirdik. Müjde daha çok ilişkiler üzerine yazmış bugüne kadar,  ben de yazmak isteyenlere yönelik kılavuz kitaplar yazdım. Eğitimci yönümün ön plana çıkması nedeniyle küçük yazarlara yönelik bir el kitabı yaparak eğitim sistemindeki boşluğu doldurdum kendimce. Çocukların daha çok hayal kurmaya ve bunları etkili bir şekilde anlatmaya ihtiyacı var.

Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Zümrüt: Yazarlık meslek olarak görülmediği gibi yazara verilen hizmet de nedense önemsizmiş ya da lüksmüş gibi algılanıyor. İnsanlar yazdıklarını arkadaşlarına okutarak fikir edinmeyi tercih ediyorlar. Bir süre sonra da bunun yetmediğini fark ediyorlar. Halbuki yazılan bir metnin incelenmesi profesyonel bir göze ihtiyaç duyar. Ham bir metni basılacak duruma getirmek ciddi emek, bilgi ve tecrübe ister. Bunun da bedeli var. Dost, arkadaş tavsiyeleriyle ancak belli aşamaya geliniyor. Oysa profesyonel gözler sizi tam anlamıyla besliyor ve bir sonraki üretiminize hazırlıyor. Üstlendiğimiz rol tamamen tamamlayıcı nitelikte.

Benzer hizmeti veren kurum veya kişilerden farkınız nedir? 

Müjde: Diğer ajanslardan ya da benzer hizmetlerden farklı olarak yazarımızın ya da yazar adayımızın tüm yaratım süreci boyunca, ihtiyaç duyduğu anda yanında oluyoruz. Bir sayfalık raporla sınırlı değil verdiğimiz hizmet. Verdiğimiz hizmetin adına yaraşır gibi “geliştirmek” istiyoruz. Tabii bu süreçte biz de gelişiyoruz. Amatör ruhumuzu da kaybetmeden bilgi ve destek sağlıyoruz. Eser tamamlandığında konusuna göre hangi yayınevlerine uygun olduğunu belirleyip yayınevinin istediği sunum dosyasına kadar hazırlanmasına destek oluyoruz. Yani sadece eserin en iyi hale getirilmesi için değil, yayınlanabilmesi için de çaba harcıyoruz.

Nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

Müjde: Bu tamamen talebe bağlı. Önce ne talep edildiğine bakıp dosyayı inceliyoruz. Bizce gerekli olan düzeltmeler hakkında bir rapor sunuyoruz, fikrimizi söylüyoruz. Temel düzeltiler hariç tüm düzenlemeleri yazarlarımızın onayını alarak, onlara yaptırıyoruz. Bu da eserin dil bütünlüğünü koruyor. Ayrıca yazar eserinden soğumamış oluyor. Bazen ufak bir değişiklik için yazarımızla bir saat konuştuğumuz bile olabiliyor. Bizi farklı kılan en önemli özelliğimiz de bu… Bir dosya üzerinde yazarıyla birlikte harcadığımız zaman!

Zümrüt: Örneğin geçen hafta bir dosyaya başladık, önce ben uzun bir çalışma yaptım. Benim hazırladığım dosyaya sonra Müjde baktı, o da kendi notlarını aldı. Ardından oturup iki saatten fazla notlarımızı karşılaştırıp tartıştık, ortak kararlar çıkardık ve ertesi gün yazarımızın karşısına o şekilde çıktık. Üçlü görüşme de yine iki saate yakın sürdü. Tüm bu efor, elli beş sayfalık bir metin için yapıldı. 

Size kimler ulaşabilir?

Zümrüt: Yazan, yazmak isteyen, yazmış olan herkes bize başvurabilir. Ajanstempus.com sitemizde tüm hizmetlerimiz ve fiyatlarımız var. Şeffafız, herkese eşit ve adil bir hizmet ve fiyat politikası uyguluyoruz. Bizim için tüm müşterilerimiz tanıdık kadar yakındır.

Güzel bir sohbet oldu, çok teşekkürler.

Müjde: Biz de çok teşekkür ederiz…

Aziz Hatman

1967, İstanbul doğumlu. Mutlu çocuk…
Sınırlı sayıda şiiri dergilerde yayınlandı. Dijital öncesi siyah beyaz fotoğraf çekti. Anlatmaktan yorulunca yazmaya başladı. İlk romanı Son Teşebbüs böyle doğdu. Yemeyi, pişirmeyi ve muhabbetini seviyor.
Aziz Hatman

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *