YAZI, YAZGI, YAZMAK

Alabildiğine ilginç, alabildiğine önemli ve özellikle yazmak için çaba harcayanlar için yol gösterici nitelikte bir kitap.

“İm sesin, yazı ise sözün eğretilemisidir.
Yazın neyin eğretilemesidir peki? Yaşamın elbette.
Yazın, eğer topyekûn bir eğretileme değilse, olmayacaksa, nedir?

Yazıyı, yazını ve yazarın eklemesiyle yazgıyı da içine kattığınızda, bunu “yaşam” dışında tanımlamamız güç kuşkusuz. İlk ödülünü, Nurten Ay imzasıyla kazanan, daha sonra kabullenen Ali Teoman, yazı ve yazmak üzerine düşünceleri -ek olarak kendisiyle yapılan söyleşiler de- toplanmış kitapta. Alabildiğine ilginç, alabildiğine önemli ve özellikle yazmak için çaba harcayanlar için yol gösterici nitelikte bir kitap.

Ali Teoman, “Yazar olunmaz, ancak yazar doğulabilirdi” diyor bir yerde, çünkü yazmaya nerede ve nasıl başladığını kestiremiyor. Öyle birden, “boya küpüne daldırır gibi” yazılamayacağına ve herkesin hayatı roman olsa da herkesin yazdığı roman olmadığına göre, bunun bir birikimi olmalı. Kendisi de itiraf ediyor zaten, “yazar olarak doğan herkes yazar olmaz”. Çok okuyan biri olduğunu, düşüncelerini not aldığını, üzerinde düşündüğünü, çalıştığını da ekliyor. Demek ki, yazmak gerçekten çalışma ile ulaşılan bir aşama… Kendisini bilemem (artık kimse bilemez, doğanın kucağına yatıya gideli çok oldu), ama doğuşla doğrudan pek ilgili olduğunu söyleyemeyiz.

Düş ve düşüncelerde açılan kapılar

Yazarlar, ama en çok da okurlar için ipuçları içeren yazı ve düşüncelerinde, önemli bir nokta da; Ali Teoman’ın şiirlerle yaşamı oldu benim için. Şiir okudukça duygu dolduğunu, düş ve düşüncelerinde yeni kapılar açıldığını yazıyor. Bence de şiirsiz olmaz… Kafka’nın öykülerinin aslında bir şiir olduğunu söylüyor, haksız sayılmaz… Kendisinin belirlemesine bakarsak -ki, yukarıda alıntılamıştım- yazının kendisi eğretilemedir. İster yazı ister yazın olsun eğertilemesiz düşünülemez bile. En azından okur kendince eğretiler anlatılanlarla, anladıklarıyla… Yaşar Kemal, umut insanda diyor, tam da bu nedenle… Yani okur kendince ulaşmalı okuduklarından aldıklarıyla…

Söyleşiler…

Alı Teoman’la yapılan söyleşiler de yer alıyor kitapta. Hemen hepsi de (magazinel oluşundan da kaynaklı) ilk kitabını başka bir adla yayınlamasını soruyorlar. Yukarıda yazdıklarımızdan el alarak, doğuştan yazar olan biri, olası bir “başarısızlık”ta zor durumda kalmamalı. Haksız sayılmaz, böylesi keskin düşüncesi olan bir yazar. Haldun Taner Öykü Yarışmasına arkadaşının adıyla katıldığı yetmiyormuş gibi, ödül kazandıktan sonra da -yıllarca- gazete, dergi görüşmelerini arkadaşını yollamış, gelebilecek soruları öngörerek, onu çalıştırarak. Bu yapılanın kendisi bir öykü başlı başına… Yazınsal kaygıları olduğu için böylesi bir oyuna başvurduğunu ifade ediyor ve savunuyor kitabı üstlendikten sonra da bu oyunu; “Eleştirmenlerden çok acı biçimde intikam almak, onlarla alay etmek vs. oyunun sonunu görmek istiyordum” sözleriyle…

Ya yaşıyorsa…

7 Temmuz 1962 doğumlu Ali Teoman’ın 23 Mart 2011’de aramızdan ayrıldığı belirtiliyor yazarın kitaptaki künyesinde… Konuşmasının bir yerinde Ali Teoman adının da takma olduğunu öğreniyoruz. Bir takma ad da “Nurten Ay”, bildiğiniz/bildiğimiz gibi… Kendisine yeni adlarla yeni yaşamlar kurmakta başarılı olan Ali Teoman’ın ölmediği, bir şekilde, belki yine başka bir takma adla ve yeni bir yapıtla karşımıza çıkacağı aklımın bir köşesine takılı…

Olabilir mi? Neden olmasın, yazıyı yazgıyla buluşturan ve gerçekten rehberlik yapan bir yazarın, daha önceki oyunlarının izinde gitmeyeceğini kim iddia edebilir ki…

Kitabın sonunda yer alan Latince, Can Yücel’in söyleyişiyle, “insana ilişkin ne varsa kabulüm”, bu kanımı canlı tutuyor.

  • Yazı, Yazgı Yazmak
  • Yazar: Ali Teoman
  • Türü: Yazılar ve Söyleşiler
  • Baskı Yılı: Haziran 2019
  • Sayfa Sayısı: 155 Sayfa
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel.
Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var…
YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine.İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var.
Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.
Korkut Akın

Latest posts by Korkut Akın (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel. Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var… YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine. İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var. Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.

Read Previous

OYUN DOLU OKUMA

Read Next

6 Yeni Film Vizyonda

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *