TUDEM
 
TUDEM

Yer Demir Gök Bakır Romanında Mitolojinin İşlevi

Faba Kahve

Romandaki mitlerin kullanımı, bir köylü tipi yaratımına büyük katkı sağlıyor. Bunun yanı sıra köylünün bu çetin coğrafyada bir kışı atlatma döngüsüne, baharın gelmesiyle başka kaygılara sahip olarak uydurduğu mitleri unutuşuna, yani anlatının temel olay örgüsünü kurmaya da yardımcı oluyor.

“Evren, atomlardan değil, hikayelerden oluşur.”
Murel Rukeyser

 
KitapEki
KitapEki

İnsanlar, doğayı yenmekte aciz olduğu dönemde onu anlamlandırabilmek için hikayeler uydurmuştur. Bizler bugün bu hikayelere “mit” diyoruz. Günümüzde doğayı değiştirip dönüştürme gücüne sahip olan insan, eski geleneklerinden, korkularından ve inançlarından daha bağımsız yaşıyor. Ancak kırsal kesimlerde insanlar mitleri, başka bir deyişle “batıl inançları” yeniden yaratmaya devam ediyor. Bu durum, çeşitli kurmaca eserlere ve incelemelere konu oluyor. Örneğin, konuyu işleyen en önemli romanlardan biri, Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır romanı.

Romanda Çukurova’da bir köyün Muhtar Sefer yüzünden pamuğa geç çıkması, hasadın kötü geçmesi, kasabadan Adil Efendi isimli zengin bir adama borçlanması ve köylünün Adil’in her şeyini elinden almasından duyduğu korkuyla çeşitli mitler yaratması ile insanların kendilerinden ve başkalarından nasıl “ermiş” yarattıkları anlatılıyor.

Adil Efendi, köye jandarma ile borcunu tahsil etmeye gelmedikçe köylü korkudan çılgına dönüyor. Köylü korkup deli gibi davrandıkça Adil Efendi onlardan daha fazla korkuyor ve köye gelmeye cesaret edemiyor. Bu döngüyle birlikte köyde cin, peri ve ermiş hikayelerinin ardı arkası kesilmiyor. Köyün muhtara karşı çıkan ve Adil’in korkusundan delirmiş gibi davranmayan, neredeyse aklı başında tek insanı Taşbaşoğlu Mehmet de köylü tarafından ermiş ilan ediliyor.

Bu süreç aracılığıyla anlatı, aslında bir “köylü tipolojisi” inşa ediyor.

Bu köylü tipinin temel bazı özellikleri bulunuyor. İlk olarak, bu insanlar her an birbiri tarafından parçalanmaktan, öldürülmekten korkuyor ve adeta “zombi” mitine benzetiliyor.

İkinci olarak sık sık “yedi yaşında çocuk” olmakla suçlanan köylü, bugün ermiş dediği kişiye otoritesini yitirince ya da korkulan olay çözüme ulaşında “fıkara” deyip arkasından gülüyor, her ne olursa olsun inanmak istediği ne ise ona inanıyor ve hikayeler uydurmaya devam ediyor. Örneğin, bütün köy, Taşbaşoğlu’nun “Adil ya gelir, ya gelmez.” gibi hiçbir öngörü ya da tez barındırmayan sözünü bile dillendirip “Bunu nereden bildi?” diye düşünüyor.

Köylü tipinin diğer bir özelliği de özne değil de nesne konumunda olması. Onlardan üstün olan insanların ya da çetin coğrafyanın etkisiyle kim nereye çekerse “köylü” oraya gidiyor. En önemlisi de yukarıda bahsettiğimiz gibi korktuğu ve anlamadığı şeyi efsaneleştiriyor, ona tapınıyor. Taşbaşoğlu’nun pamuğun gelecekte makineyle toplanacağını söylemesi (ülke genelinde sık sık dillendirilmesine rağmen) köylüyü korkutuyor. Bunu nereden bildiğini bir türlü anlamıyor ve Taşbaşoğlu’nu bu nedenlerle ermiş ilan ediyor. Bunu anlatıda sık sık Muhtar Sefer’in veya Taşbaş’ın ağzından duyuyoruz:

Köylü böyle anlarda sarılacak dal arar. Türlü türlü dala sarılır, bırakır. En sonuncu sağlam sandığı bir dala sarılır, sarıldıkça sarılır, her bir şeyini dalın gücüne verir, daha sığınır. Bir dal bulamazsa kendisi dalı yaratır, sonra da sarılır. Köylü dalsız edemez.

Köylünün dalsız edemediğine, yani daha birçok ermiş hikayesi uydurarak her kışı bu şekilde atlattığına dair, Koca Halil ve Murtaza gibi gözden düşmüş olan ermiş örnekleri de bulunuyor. Bu “köylü tipi” inşasına uymuyor gibi görünen ve uydurulan bu hikayeleri reddeden Muhtar Sefer ve Taşbaşoğlu da zaman zaman kendi köylü karakterine teslim olup Taşbaşoğlu’nun gerçekten de ermiş olduğundan şüphe ediyor. Sonunda da Taşbaşoğlu, bu aidiyete yenilip ermiş olduğuna ikna oluyor.

Toparlamak gerekirse, romandaki mitlerin kullanımı, bir köylü tipi yaratımına büyük katkı sağlıyor. Bunun yanı sıra köylünün bu çetin coğrafyada bir kışı atlatma döngüsüne, baharın gelmesiyle başka kaygılara sahip olarak uydurduğu mitleri unutuşuna, yani anlatının temel olay örgüsünü kurmaya da yardımcı oluyor. Bu nedenle roman, mitolojik ögeler aracılığıyla okura oldukça başarılı bir köy anlatısı sunuyor.

  • Yer Demir Gök Bakır
  • Yazar: Yaşar Kemal
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 20. Baskı / Ocak 2018
  • Sayfa Sayısı: 383 Sayfa
  • Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

Kitap Eki Dergisi
Çağla Üren

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Çağla Üren

1994, Bakırköy doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okuyor. Daha önce Nazım Hikmet Akademisi Edebiyat Bölümü'nde okudu. soL Gazetesi'nde ve Genç Gazete'de (gencgazete.org) görev aldı. Edebiyat eleştirisi dergisi Rozinant'ta, polisiye edebiyat dergisi 221B'de ve dizi kültürü dergisi Episode'de yazıyor.

Read Previous

Dünyanın Kıyısında Dans; Feminizm, edebiyat, seyahat ve sosyal sorumluluk

Read Next

Hüzzam Makamında Bir Kitap: Misket

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *