Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş

Kitap Eki Dergisi

Hakikat, mutlak kendisini nasıl hayatta sonlu belirlenimler altında sonsuzca farklı şekilde ifşa ediyorsa, kitabın her bir altbölümünde de Hegel felsefesinin hakikati ifşa ediliyor.

Geçtiğimiz Kasım ayında Türkçe felsefe literatürüne yeni bir kitap daha kazandırıldı. Son yıllarda Türkiye’de hızlanan ve hızlandığı denli kalitesi de artan çeviri etkinliği, okuyucuları memnun etmeye devam edeceğe benziyor. Özellikle Klasik Alman Felsefesi metinlerinden yapılan kaynak ve ikincil metinler büyük bir eksiği kapatmaya devam ediyor. Ivan Soll’un Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş adlı çalışması da bu yolda iyi bir başvuru kaynağı olmaya namzet bir eser.

Ayrıntı Yayınları Felsefe Dizisi editörü Güçlü Ateşoğlu, kitabın girişinde yazdığı teşekkür metninin hemen başında şöyle diyor:

 
KitapEki
KitapEki
   

Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş başlıklı, hacimde kısa, ele alınacak konunun ABC’si gibi görünüp de gerçekte VYZ’si olan kavramsal içeriği güçlü bu kitap, gökyüzünde ve yeryüzünde iki önemli tanıklığın peşi sıra yayımlanmıştır: İnsanın uzaya çıkışından sekiz yıl, bir bütün olarak dünyayı etkileyen 1968 Mayısındansa bir yıl sonra.”

Bu iki tanıklık neden önemlidir? Özelde Soll’un metniyle, geneldeyse Hegel felsefesiyle, devrim niteliğindeki bu gelişmelerin ne gibi bir bağlantısı olabilir? Bu soru kuşkusuz her bir filozof için sorulabilir ve kendi şimdisiyle dolaysızca ilişkiye giren her zihin için büyük önem arz eder.

Hegel’in son sistem filozofu olduğu çokça söylenmiştir ve bu iddia büyük bir haklılık taşır. Yaşamla kurulan ilişkinin sistematik bir bütünlükte kavramsal dile tercümesi olarak da tanımlanabilecek olan Hegel felsefesinin, özellikle bilimsel gelişmelerle ne gibi bir ilişkisinin olabileceği sorusu son derece görmezden gelinmiş ve Hegel’in bu konuda söyleyecek hiçbir şeyi yokmuş gibi dikkate dahi alınmamıştır. Soll’un çalışması, bu hususta gözden kaçırılan noktalara dikkat çekmekte ve Hegel’in doğa felsefesinin görmezden gelinen önemine vurgu yapmakta, en azından tarihsel anlamdaki katkı ve önemini yeniden hatırlatmaktadır. Anglosakson dünyanın bilimsel temelli bir felsefe yapma niyeti, iyi bilinmektedir ki, Hegel’in metafizik temelli felsefesini uzun yıllar ürkütücü bir düşman kılığına sokmuştur. Fakat Soll, bu durumu, Anglosakson dünyanın hatırı sayılır filozoflarını Hegel ile satır aralarında karşılaştırırken, aslında böyle özsel bir karşıtlığın bulunmadığını sezdirerek tersyüz ediyor.

Yeryüzünde gerçekleşen bir diğer olaya tanıklıksa, şimdisiyle ilişkide olmayı kafasına takmış olan zihinler için daha âşina olacaktır. Yaşam dünyamız üzerinde uzun soluklu bir etkide bulunan böylesine arzu dolu bir baharın, bizatihi Hegel’in politik felsefesiyle nasıl bir ilişkisinin kurulabileceği sorusu, bugün de benzeri olaylarla yeniden ve yeni şekillerde karşımıza gelmektedir. Çağdaş bilimsel gelişmelerle, tam 250 yıl önce doğmuş bir filozofun düşüncelerinin örtüşmeyeceği hemen herkes için ortak bir yargı haline gelmiştir. Fakat insanların birlikte yaşamalarına dair, dolayısıyla politik yaşama dair soru, en az felsefenin tarihi kadar eskidir (hatta çok daha eskidir) ve söz konusu filozof Hegel olduğunda, modern dünyamızın neredeyse tüm problemleri önümüze seriliverir. Sözün özü, bilim, dünyanın kılcal damarlarına kadar inse ya da dünyanın 53 milyon ışık yılı ötesindeki bir kara deliğin olay ufkunu görüntülese de, Hegel’in düşünceleri, [henüz] yeryüzündeki köklerine ve birbirlerine bağlı yaşamaktan başka çaresi bulunmayan insanın ilgileri için ziyadesiyle vazgeçilmez bir kaynaktır; ister içinde yaşanılan dünyayı daha iyi anlamak amaçlansın, isterse bu dünyayla savaşmak.

Özellikle içinde yaşanılan şimdiyi Hegel ile birlikte anlamak söz konusuysa, Soll’un kitabı son derece sıkı bir başlangıç sağlayacaktır. Kitabın başlığı her ne kadar bir giriş olduğunu söylese de, içeriği tez elden tüketilecek nitelikte değil. Bu yüzden felsefe emekçilerinin daha rahat adapte olabileceği bir eser olduğu söylenebilir. Fakat her kıymetli eser için söylenebileceği gibi, birazcık zahmet ve çabayla her türden okuyucunun da verim alabileceği bir kitap. Gerek Hegel felsefesinin kendi iç dinamikleri arasında ustaca dolanan gerekse Hegel’in çağdaşlarıyla olan diyaloğunu ıskalamadan ilerleyen Soll, kitabın ilk başlığı olan Hegel’in Metafiziğine Bir Giriş’i, Türkçe çeviriyle birlikte, Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş olarak değiştirmiş ki, uzun süredir kendi dilinde de baskı yapmayan kitap Türkçe çevirisiyle birlikte hem yeniden okuyucuyla buluşmuş hem de ilk defa bir başka dile çevrilmiş bulunmakta. Yolu açık, okuyucusu bol olsun.

Kitabın bir hayli zengin içeriğinden de bahsetmek gerekirse, temelde “hakikat” odaklı bir tartışmanın yürütüldüğü söylenebilir. İnsani her türlü etkinliğin özü, felsefe ile hakikat arasındaki ilişki, hakikatin mahiyeti, hakikatin epistemolojik, ontolojik ve pratik-politik mahiyetleri arasındaki ilişkiye ya da özdeşliğe dair tartışmalar, hakikat ile dil ilişkisi, Hegelci öznellik ve nesnellik tanımlamaları ve bunların hakikat-mutlak-sonsuz ile ilişkisi gibi konular kitabın zengin içeriğinden benim en çok ilgimi çeken birkaçı oldu. Çalışmanın en güzel yanlarından birinin de, Hegel’in “hakikatin bir bütün” olduğuna dair iddiasıyla Soll’un yazınsal ve düşünsel yaklaşımının örtüşmesi olduğunu söyleyebilirim. Kitap boyunca pek çok farklı tartışma yürütülmesine ve odak noktaları değişmesine rağmen, temelde seyretmekte olan düşünce ya da hedefin hakikat olduğu rahatlıkla anlaşılabilmekte. Hakikat, mutlak kendisini nasıl hayatta sonlu belirlenimler altında sonsuzca farklı şekilde ifşa ediyorsa, kitabın her bir altbölümünde de Hegel felsefesinin hakikati ifşa ediliyor. Kitap sırf bu yüzden bile yıllarca afişte kalmayı hak ediyor.

Tufan Karaağaç’ın Türkçeye çevirdiği, Güçlü Ateşoğlu’nun yayıma hazırladığı ve editörlüğünü yaptığı Soll’un kitabı yaklaşık dört aydır raflarda okuyucularını bekliyor. Böyle zengin içerikli bir kitabı seçtikleri ve güzel bir çeviriyle okuyucuyla buluşturdukları için yayıma hazırlayan ekibe teşekkür etmek gerek. Okuyucusu bol olsun.

  • Hegel’in Felsefesine Eleştirel Bir Giriş
  • Yazar: Ivan Soll
  • Çeviri: Tufan Karaağaç
  • Türü: Felsefe
  • Sayfa Sayısı: 160 Sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Bekir Aşçı

Read Previous

421 Yıllık Tiyatrodan Salgın Sonrası Online Hizmet

Read Next

Ankara Caz Festivali Bu Yıl Çevrimiçi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *