İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR

Ecel Çiçekleri yazarın dördüncü romanı. Poyrazlar’ın Mantolu Kadın romanındaki aile içi şiddet, kadına şiddet, çocuk gelinler ve kadın cinayetleri bu romanda da devam ediyor.

Yazar ve sanatçı için şöyle yaygın bir kanı var; siyasetten bahsetmese, o kulvara hiç girmese iyi olur. Siyasete bulaştıkça sanatına ya da eserine zarar veriyor. Kast edilen zarar nedir biraz muğlak. Siyasetin kaba, estetikten uzak dilini eserine, oyununa, sanatına, resmine yansıtıyor ya da uyguluyorsa düşünülmesi gereken nokta tam da burasıdır. Siyaset düz, zorba ve pragmatiktir. Siyasetin dili sevgiden şefkatten uzaktır ve sınırları esnetilemeyecek kadar katıdır. Yazar siyasetten de beslenebilir ve dilinin sınırlarını olabildiğince esneterek yeni anlamlarla yeni gerçeklikler yaratır. Yaratılan gerçeklik elbette ki oldukça politik olabilir. 

Bu girizgahı Elçin Poyrazlar’ın Doğan Kitap‘tan çıkan Ecel Çiçekleri romanı için yaptım. Ecel Çiçekleri yazarın dördüncü romanı. Poyrazlar’ın Mantolu Kadın romanındaki aile içi şiddet, kadına şiddet, çocuk gelinler ve kadın cinayetleri bu romanda da devam ediyor. Türkiye gündeminden hiç düşmeyen kadın cinayetlerine gözünü kulağını kapatamayan yazarın, bu gündemi belirleyen siyasetten ne kadar uzak olabileceği başka bir kapıyı aralıyor; aynı tartışma koridorundaki komşu kapıyı; sanatçı, yazar tarafsız olabilir mi?

TİMAŞ
TİMAŞ

ENGELLERİ AŞAN SÖZCUKLER

Ecel Çiçekleri ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’ diye bas bas bağıran bir roman. Bu manada evet, politik bir roman, kadın cinayetlerinin politik olduğu gibi. Elbette roman bunu siyasetin sözcükleriyle yapmıyor. Kendine has tarzıyla zedelenen, yaralanan, hırpalanan kadınların ‘iktidarınızı tanımıyoruz’ eylemlerine mercek tutarak yeniden yaratıyor. Siyasetin, eril dilin ve erkek aklın kadınların önüne koyduğu engelleri kullandığı sözcüklerle, kurduğu cümlelerle adeta sırıkla üzerinden atlıyor. 

Yağmurun hiç durmadığı İstanbul’da peş peşe cinayetler işlenir. Komiser Suat ve ortağı Komiser Selim cinayetleri soruşturmakla görevlendirilirler. Öldürülen erkeklerin bir ortak noktası vardır. Komiser Suat bu ortak özelliklerin geçmişini araştırırken katil hep bir adım öndedir. Hırslı ve idealist komiser katili yakalamak için yeni bir ipucuna ulaşmak için neredeyse yeni bir cinayeti ister gibi hırsına yenik düşer zaman zaman.

KADINLARIN HİDDETİNDEN KORKUN

Yazar karakterleri yaratırken, alt okumalarda ‘kadının fendi erkeği yener’ düsturundan yola çıktığını okura fısıldıyor adeta. Bunu ne kadar okurun gözüne sokmasa da alt benlikte yavaş yavaş canlandığını hissedebiliyoruz. İki hırslı insan var ikisi de kadın; Komiser Suat ve Ebru. Bu iki kadının hırslı ve kadınlardan yana tavır almalarının yanında başka bir ortak özelliği daha vardır. İkisi de yetim ve öksüz büyümüşlerdir. İki kadın kadınları koruma ve kollamada yöntemleriyle ayrışırken yazar okuyucunun kimin yanında olması gerektiği konusunda ortada durarak pata bir his yaratmayı başarıyor. Yazar aynı nötr tavrını Suat’ın Selim ve Engin’e olan / olası meylini Selim’den taraf olan teraziye çaktırmadan 21 gr daha fazla koyuyor. Ne kadar iki karakterin farklı güzel ve özel yanlarını parlatsa da terazide duran 21 gr Selim’in ruhunu temsil ediyor. O fazlalık yetim ve öksüz büyüyen Suat’ın en çok ihtiyaç duyduğu sevgi, şefkat ve en önemlisi kendisiyle çelişen korunup kollanma isteği ve belki içgüdüsüdür.

ETRAFIMIZI SARAN, ŞEKİLLENDİREN ERİL DİL

Romanda öne çıkan diğer karakter yaratma becerisi de Suat ve Selim’dir. Burada bir klişeden yararlanmış olsa da yazar, iki zıt karakterle çalışmanın çatışmayı canlı tutarak hem tempoyu düşürmeyeceğini hem de okuyucunun merakını canlı tutacağını bilir. Bu neredeyse bir kural halini almıştır, hem edebiyatta hem sinemada. Bunun edebiyat tarihi içinde elbette bir karşılığı mevcuttur.. Kusurlu yanlarımızı anca böyle iyileştirileceğinin bilinciyle hareket etmiş yazar.

İşte, sokakta, okulda, evde kısacası hayatın her alanında erkek egemenliğinin altını çizen yazarın tartışmaya açtığı en önemli konu şudur: kadına şiddet uygulayan, cinsel istismarda bulunan, öldüren erkek, erkek yasaların tanıdığı ‘iyi halden tahliye, iyi hal indirimi’ gibi durumlarda herkes kendi adaletini sağlarsa ne olur? Kitabın sonunda bunun cevabını çok güzel betimlemiş. Erkeklerin kronolojini, meyillerini, zaaflarını güdülerini kısacası erkeklerin tomografisini çeken Ecel Çiçekleri romanı hiç durmayan yağmurla yaratılan atmosfer kaotik mekanları oldukça sahici kılmış.

  • Ecel Çiçekleri
  • Yazar: Elçin Poyrazlar
  • Türü: Polisiye Roman
  • Baskı Yılı: Şubat 2021
  • Sayfa Sayısı: 248 Sayfa
  • Yayınevi: Doğan Kitap

Latest posts by Hüseyin Bul (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Jean-Claude Carrière Hayatını Kaybetti

Read Next

Kara Koyun ve Diğer Masallar Türkçe’de

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram