Sinemanın Teorisi

Yazar, sanatın; çağın olanaklarını kullanmak, dönemin insanına hitap etmek, biçimde ve içerikte kendini güncellemek durumunda olduğunu ve özü itibarıyla devrimci olduğunu ifade ediyor. Yeni Gerçekçilik anlayışını benimseyen sinemacıların da kalıplara sığmayan, konu ve hikâye bakımından farklı ve belgesel ve kurmaca sinemayı bütünlüklü ele alışından dolayı devrimci olduğunu iddia ediyor.

İlklerden Sonlara Sinemanın Teorisyenleri

Sinema, ortaya çıktığı yirminci yüzyıldan günümüze kadar giderek artan bir ilgi görmüş ve pek çok tartışmaya konu olmuştur. Aradan geçen yüz yıla bakıldığında gelişen teknolojiyle hem üretim koşulları açısından hem de izleyicilere ulaşabilmek açısından -ekonomik ve siyasi zorluklara rağmen- sinemanın yirmi birinci yüzyılda en ulaşılabilir sanat dallarından biri haline geldiğini söylemek yanlış olmaz. Özellikle günümüzde sosyal medyanın yaygınlaştırma gücü pek çok alanda olduğu gibi sinemada da etkisini gösteriyor. Bunun yanı sıra sinema yalnızca kitleselleşmekle kalmıyor, pek çok düşünce akımı ve sinema eleştirmeninin etkisiyle her geçen gün değişip dönüşüyor, farklı açılardan yeniden yorumlanıyor.

Yazar ve yönetmen Soner Sert’in Aralık ayında Yordam Kitap tarafından yayımlanan yeni çalışması Sinemanın Teorisi, tam da bu sebeple sinemanın dünden bugüne ilerleyişini yeni bakış açılarıyla tartışma ihtiyacını karşılıyor. “Film Çekmek: Yönetmenler İlk Filmini Anlatıyor” ve “Devletsiz Bir Ulusun Sineması” adlı çalışmalarıyla bilinen Sert, pek çok ödüllü kısa film çekmiş ve son zamanlarda “Acı Kahve” isimli ilk uzun metraj filmi için çalışmalara başlamıştır. Yazarın aynı zamanda “Duvar” adında bir öykü kitabı da vardır.

TİMAŞ
TİMAŞ

Sinemada Yeni Tartışmalar

Sinema alanında uzmanlaşan, akademik çalışma yapan ya da genel izleyici olan pek çok okur için kılavuz niteliğinde olan Sinemanın Teorisi’nde on sekiz sinema teorisyeninin bakış açıları yirmi sinema yazarının kaleminden aktarılıyor. Her bir teorisyeni farklı yazarların yorumladığı bu çalışmada, teorisyenlerin yaptığı üretimler yaşadıkları tarihsel koşullar göz önünde bulundurularak günümüz şartlarına göre değerlendiriliyor. Okurlar sinema ile ilgili bilgi edinebilecekleri başka pek çok kaynağa ulaşabilirken Sinemanın Teorisi hem geçmişin hem de bugünün sinema tartışmalarını bir araya getirerek tartışmaya yeni bir perspektif kazandırması açısından farkını ortaya koyuyor.

Sert, Bianet’te Ayşegül Özbek ile söyleşisinde, “Sinemanın Teorisi modern izleyicinin, sektöre ilgi duyan amatörlerin ya da profesyonellerin alanla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkilemeye, daha anlaşılır kılmaya yönelik bir çalışma” ifadelerine yer veriyor.

Kitaba göre “Bilişsel Film Teorisinin Bir Asırlık Geçmişi” başlığıyla “sinemanın ilk teorisyeni” Hugo Münsterberg ve “Lev Manovich ile Dijital Sinema Teorisi” başlığıyla “sinemanın son teorisyeni” arasında geçmişten günümüze bir köprü kuruluyor. Bu köprünün ayaklarını da Sergey M. Ayzenştayn, Vsevolod Pudovkin, Dziga Vertov, Béla Balázs, Rudolf  Arnheim, John Grierson, Bertolt Brecht, Cesare Zavattini, André Bazin, Siegfreid Kracauer, Üçüncü Sinema Anlayışı, Christian Metz, Laura Mulvey, Gilles Deleuze, Slavoj Žižek, B. Ruby Rich isimli sinema, kültür, sanat ve sosyal bilim alanında birikimli pek çok teorisyen oluşturuyor.

Yeşim Dinçer ile Deniz Ulusoy’un kaleme aldığı Feminist Film Teorisi ve Beyza Bilal ile Metin Akdemir’in kaleme aldığı Queer Sinema başlıklı makalelere yer verilmiş olması, sinemaya dair yeni konuşup tartışmaya, özellikle queer temsillerini son zamanlarda sıklıkla görmeye başladığımız temalardan seçilmesi açısından sevindirici. Ek olarak kitaba makaleleriyle katkı sunan yazarların cinsiyet kotası gözetilerek seçilmesi de sinema alanında birikimli kadın yazarların görünürlük kazanması açısından önemli bir detay.

Makalelerine yer verilen yazarların yoğun teorik tartışmaların yanında akıcı ve anlaşılır bir dil kullanması geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlaması ve okurların kitabı rahatlıkla kavraması açısından önemli bir tercih olmuş. Sinemanın tarihsel yolculuğuna dair paylaşılan pek çok kıymetli bilginin yanı sıra yazarların kitap ve film önerileri sayesinde keyifli birer liste çıkarılabilir.

Sinema ve Gerçekçilik

Üretiminden tüketimine kadar sinemayı toplumdan bağımsız düşünmemiz mümkün değildir. Sinemayı üretenler teori bilmeye olduğu kadar, anlatılarını besleyecek toplumsal nüvelere de ihtiyaç duyar. Ancak bunu yaparken yönetmen ve senaristlerin yolu sosyal bilimlerden geçmek durumundadır. Sert’in önsözdeki aktarımına göre, ilk yıllarında dönemin düşünür ve aydınları sinemanın teorisini oluşturmayı amaçlamış, bu yeni sanat için çalışmalar başlatılmıştır. Sinemanın ne olduğu ve gelecekte ona nasıl yön verileceği tartışmaları sürerken de politikacılar ve sosyal bilimcilerin etkisiyle sinema; siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik, sanatsal ve askerî amaçlar gözetilerek tanımlanmış ve kullanılmaya başlamıştır.

Soner Sert aynı zamanda kitaba “Gerçekçi Anlatıda Bir Eşik: Cesare Zavattini ve Yeni Gerçekçilik” makalesiyle katkıda bulunuyor. Kitaptaki tüm makalelerin içeriğine değinmek zor olsa da Sert’in bu çalışmanın ortaya çıkmasına öncülük etmesi sebebiyle biraz da onun katkısından bahsederek yazıyı bitirelim.

Makalesinde Yeni Gerçekçilik anlayışının 1950’lerden itibaren iktidarı ele geçiren muhafazakâr güçlerin etkisiyle sönümlenmeye başladığını ifade eden Sert, böylece sosyal eleştirinin dışarıda bırakıldığını aktarıyor. Fakat Yeni Gerçekçilik anlayışının yarattığı etki sinema tarihinden yine de silinmez. Gerçekliğin yorumlanma biçiminin, ezilen ulusların sinema anlayışını belirlediğini iddia eden yazar; kapitalizme karşı, insanlığın birbirini sömürmediği bir dünya özleminin en çok gerçekçi sinema anlayışında karşılık bulduğunu ifade ediyor. Bu ifadeye de biçimsel olarak Bisiklet Hırsızları’nı anımsatan Yılmaz Güney’in Umut filminin ortaya çıkışının tesadüf olmayışını örnek veriyor. Sert’e göre, “Gerçeği görmek, onu öyle ya da böyle kavramak yeterli değildir. Onu anlatmak, bir sanatsal disiplin aracılığıyla yeniden üretmek de gerekir.”

Yazar, sanatın; çağın olanaklarını kullanmak, dönemin insanına hitap etmek, biçimde ve içerikte kendini güncellemek durumunda olduğunu ve özü itibarıyla devrimci olduğunu ifade ediyor. Yeni Gerçekçilik anlayışını benimseyen sinemacıların da kalıplara sığmayan, konu ve hikâye bakımından farklı ve belgesel ve kurmaca sinemayı bütünlüklü ele alışından dolayı devrimci olduğunu iddia ediyor.

  • Sinemanın Teorisi
  • Hazırlayan: Soner Sert
  • Türü: Sineme
  • Baskı Yılı: 2022
  • Sayfa Sayısı: 432 Sayfa
  • Yayınevi: Yordam Kitap

Latest posts by Rojda Bakan (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Hayat Bir Tutan Çörekotu Tadında

Read Next

Nick Cave & The Bad Seeds, Türkiye’ye Geliyor

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram