Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Sevilmeyenlerin Koruyucu Meleği Bir Yazar: William Trevor

0

Trevor, Yağmurdan Sonra isimli kitabında ruhsal dengeleri tökezleyen ama geçirdikleri hayati bir değişim sonrasında kendilerini duygusal bir düzlüğe ulaşmış bulan insanları anlatır.

İrlandalı yazar John Banville bir kez alaycı bir dille şöyle demişti: “İrlanda’da vasat, minör bir edebiyat geleneği yoktur, yazan herkes, ya büyük bir yazar, mümkünse en büyük yazar olmak ister ya da hiçbir şey.” Oysa William Trevor sahne ışıklarını hiç sevmedi buna rağmen bugün İngilizce konuşulan ülkelerde 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri kabul ediliyor. Pek çok kez Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen Trevor’u tanıyanlar ödülü alamamasının isabet olduğunu söylediler, zira Trevor yalnızlığı, yalıtılmışlığı tercih eden, büyük kentlerden uzak duran, eserleri hakkında konuşmaktan hoşlanmayan mütevazı bir insan olarak biliniyordu. (İngiltere’de kitaplarını basan Penguin Yayınevi yazarını şöyle tanıtıyor: “Eserleri hakkında konuşmayı sevmeyen mütevazı ve içine kapanık biri.”)

Trevor’ı konumlandırırken kısa bir tereddüt yaşanır çoğunlukla: İrlanda kökenli, ama hayatının büyük bir bölümünü İngiltere’de geçirmiş ve pek çok eseri de İngiltere’de geçen biri nerelidir acaba? Bir başka soru da, Trevor’ın daha ziyade roman yazarı mı yoksa ustalığı tescillenmiş bir öykü yazarı mı olarak kabul edileceği. Zarafetini ve suskunluğunu eserlerindeki bayağılıklarla, aykırılıklarla ve o kasvetli dehşetle nasıl bağdaştıracağız peki?

Öykülerinde İrlanda taşrasındaki vasat, küçük kasaba hayatını anlatan William Trevor kahramanlarını aldatılmışlar, toplumun kıyısındakiler ve dışlanmışlar arasından seçer. 1928’de İrlanda’da, Mitchelstown’da bir banka memurunun çocuğu olarak dünyaya gelmiş olmasının da bunda rolü vardır mutlaka. Katoliklerin çoğunlukta olduğu bir çevrede yaşayan Protestan ailesi babasının mesleği yüzünden sık sık taşınırdıı. Ailede ilişkiler her zaman gergindi. Trevor’un annesi, yazarın otobiyografik denemesi “Savaş Alanı”nda betimlediğinden farklı bir hayat ummuş olmalı: Sık sık başka evlerin pencerelerine göre yeniden kesilip dikilen tül perdelerin ardında, ta ki durma noktasına gelene kadar yuvarlanıp giden bir ömürden farklı bir hayat.

Trevor çeşitli toplumsal çevrelerden kaybeden/yenilgiye uğrayan insanları büyük bir duygudaşlıkla anlatır, ama bunu yaparken anlatacaklarını, kullanacağı kelimeleri o kadar incelikle seçer ki, ortaya çıkan hiçbir zaman dokunaklı bir hikaye değildir. Yazar, gösterişsiz, kısa, sade cümlelerle çok derin, çok devasa şeyler anlatır. Trevor’un öykülerindeki dünyaya sessiz bir çaresizlik hakimdir. Çoğu zaman çok zaman önce yanlış kararlar verilmiştir ya da fırsatlar kaçırılmıştır. Günlük hayattan izlenimler peş peşe dizilirken kahramanlarının nasıl dile getireceklerini bilmedikleri özlemleri ortaya çıkar. Yazar, bu insanların hissettiklerini, anlattıklarını öylece sıralar ve birbirleriyle her zaman çelişen bu duyum parçacıklarını okurun zihninde bir düzene sokmasını bekler.

Trevor uzun yıllar heykeltıraşlık yaptığı için, öykülerini yazarken de eski mesleğinin deformasyonuyla tıpkı bir heykel yontar gibi öykü kahramanlarını yarattığı benzetmesi yapılır sık sık. Her öykünün kurgusu adeta o öykü için biçilmiş gibidir, usta bir terzinin elinden çıkmış gibi anlatılan hikayenin üzerine oturur. Trevor ise bir söyleşide kısa öykünün gücünü, anlattıklarından değil, anlatmadıklarından aldığını söyler. Belki de Trevor’ın yazınını en iyi tarif eden Die Zeit’ta yazarı Eva Menasse’nın şu cümlesidir: “Trevor sıradanlığın, değersiz şeylerin, tali olan her şeyin dehasıdır.”

Kaynak: Die Zeit/ 21 Kasım 2016
Derleyen ve çeviren: Dilman Muradoğlu

“YAĞMURDAN SONRA”

Dünyanın en iyi öykü yazarlarından biri kabul edilen William Trevor öyküleriyle ilk kez Türkçede!

Trevor’ın öykülerindeki yalnız insanlar varlıklarını sürdürmek için yalan söyler, gerçeği gizler, aldatır, aldatılırlar; bu insanlar şimdiyi ve geleceği kendileri belirleyemez, hayat onların yerine belirler, seçer. Öykülerin kahramanları da küçük zalimliklerle çaresizliklerinin acısını çıkarmaya çalışır.

Kendini dışlanmış hisseden bir oğul onu yılda sadece bir kez, doğum gününde gören anne babasını yalanlarıyla incitir. Kör bir piyano akortçusuyla evlenen bir kadın ilk eşin izlerini silmeye uğraşır. Bir koca, karısının ihanetini affetmek için acımasız bir şart koşar. Alkolik bir kadın çaresizliğini kullanarak kocasını evliliklerine hapseder. Terkedildikten sonra İtalya’ya tatile giden genç bir kadın bütün ilişkilerinin neden aniden bittiğini anlamaya çalışır. Kuzey İrlanda’da Katolik bir azize gördüğünü iddia eden Protestan bir genci ailesi eve kapatır.

Trevor, bu kitapta ruhsal dengeleri tökezleyen ama geçirdikleri hayati bir değişim sonrasında kendilerini duygusal bir düzlüğe ulaşmış bulan insanları anlatır; ancak yazar bu düzlüğe olumlu ya da olumsuz bir değer atfetmez ve okuru son cümleden sonra da farklı okumalara açık olmaya davet eder.

*Şu anda İngiliz dilinde yazanlar arasında Trevor’dan daha iyi bir öykü yazarı yok. Wall Street Journal

*William Trevor bir tür moleküler biyolog gibidir; çok ekonomik yazar ve yazarken çıplak gözle görülmeyen küçücük manevralarla ilerler. Die Zeit

  • Yağmurdan Sonra
  • Yazar: William Trevor
  • Çeviri: Püren Özgören
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: Mayıs 2019
  • Sayfa Sayısı: 228 Sayfa
  • Yayınevi: Yüz Kitap

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *