Aynur Uluç, Fethiye Uluslararası Kültür ve Sanat Günleri’nde

Yazar-şair Aynur Uluç, Fethiye Uluslararası Kültür ve Sanat Günleri kapsamında 8-16 Mayıs tarihleri arasında çocuklarla şiir ve resim atölyesi çalışması yapacak. Kendisi ile bu konuda bir görüşme yaptık. “Hayatı deneyimlemenin en içerden yolu şiire karışmaktır ve şiire karışmanın en içerden yolu da çocuklara karışmak” diyerek girdi söze… Bu çalışma kapsamında her gün ayrı bir okula gideceğini ve 9-10 yaş grubu çocuklarla bir çalışma yapacağını, sepetinin her çocuk için ayrı bir hediye şiirle dolu geldiğini ve bu şiirlerin “merhaba şiirleri” olduğunu anlattı. Çocuklarla birlikte resim ve şiiri içiçe işleyecekleri çalışma hakkında biraz daha bilgi vermesini istedik Aynur Uluç’tan…

aynuruluc_10mayis2016_ic

TİMAŞ
TİMAŞ

“Şiir, resim, tiyatro, müzik… Bu sanat dallarının her birisinin ayrı olduğunu öğretirler bize… Sanat dalları kullandıkları araçlar, kendilerini  ifade ediş kanalları olarak ayrıdırlar da bir bakıma. Ama aralarındaki ilişkiyi görmememiz bu alanlarda uzman bilirkişiler yaratıp diğerlerinin izleyici rolüne mecbur bırakıldığı bir algı sistemine karşın, hayatın her alanında olduğu gibi sanatta da emek ve enerjisini yoğunlaştıran herkesin yapabileceği bir şey olduğunu fark ediyorum… Fark ediyorum sözünü bilerek tercih ettim çünkü gördüm ki bilmek, düşünmek de bir öğrenme biçiminin sonucu olan sözcüklermiş. Oysa doğayı ve doğanın bir parçası olan kendimi bihakkın dinlediğimde sanatın hayatın içinden doğduğunu ve her yerde olduğunu görüyorum. Birilerinin sanat üzerinden belli bir alan tutup diğerlerinin izleyici rolünde kalmaya mecbur bırakıldığı bir ortamda alışverişin hem çok eksik hem de yapılandan ziyade yapan özneler üzerinden olduğunu görüyorum… Oysa gönlümüzden geçen, kişilerin kendilerini ve onlara erişilmez bir alan açmaya yarayan isimlerini geri çekebilip ellerini hayatın akışına bırakabilme özgürlüğündedir. İşte sözünü ettiğim bu özgürlük çocuklarda var. Onların renkleri hayal dünyaları kendi içlerinde çaba bile harcamadan yaptıkları yolculuklar tam da hayatın nabzını tutan renkleri verir bize. ister şiir döksünler tabağa, ister resim… İsterlerse seslerini döksünler hani bir anektod vardır bilirsiniz sürrealist olarak tanımlanan resimlerine geçtiğinde Picasso’ya demişler ki “sizin yaptığınız bu resimleri bir çocuk da yapar…”. “Evet biliyorum” demiş gülümseyerek: “Elbette yapar ben onun gibi yapabilmek için yetmiş yıldır uğraşıyorum.” Sözü bu noktada toparlarsam ben de çocuklardan şiir ve resim öğrenmeye geldim buraya. Haftamız bittiğinde her birimizin çizdiğini teker teker sergileyeceğiz. Ve sergimizde ne birisi diğerinden önde olacak ne diğeri berisinden sonra…

Aynur Uluç’un günlüğünden bir paylaşım

Çocuklarla olmak çok güzel… Çok meraklı bir durum. Onlarla tek tek kendilerini fark edecekleri şekilde oyunlar kurduk. Kendi seslerini, seslerinin içinde neler olduğunu bulmaya çalıştık ince ince. Kimisi sesimde ses var, dedi. Kimisi cesaret kimisi mutluluk var, dedi. Renk var, diyenler oldu su var, diyenler.

Merak etmiyor musunuz arkadaşlarınızın sesinde ne olduğunu, dedim. Sesinde ne olduğunu bilerek tanışmak başka şeye benzemez şimdi siz birbirinizi tanıyorsunuz da bana söylüyorsunuz diye düşünmeyin, en çok kendinize söylüyorsunuz aslında, eve gidince sesinizde başka neler olduğunu fark etmeye çalışın. Bu kadar olabilir mi hiç sesiniz… Hayır kim bilir daha neler neler var. Duymaya çalışın dedim.

Benim sesimde ne var duymaya çalışın beni… Dans var hocam sesinizde, dedi birisi. Birisi gül var, dedi; sesi akan su gibi. Ağlamamak için kendimi zor tuttum o anda. Ahhh anneciğim, dedim ellerini ekmeye gelmiştim çocuklara. Sana söz verdigim gibi. Yeşil gül ellerini… Bir çocuk gördü işte ve dile getirdi. Ben sesimi okusunlar da bana söylesinler diye bir bencillikte sormamıştım aslında. Beni sesimden de tanımayı öğrensinler istemiştim. Ama gül veren elde gül kokusu kalıyormuş gerçekten. Gözlerim gül gül baktı her birinin içine.

Hadi, dedim şimdi daha bir hevesle duyalım bakalım birbirimizin sesini. Duymaya çalışmaya devam edelim…

Aynur Uluç / 10 Mayıs 2016 / Fethiye

Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

erkekler, kadınlar ve raymond carver

Read Next

Bir çocuk kitabında ölümün yeri

3 Comments

  • Sevgili Aynur Uluç, bu etkinliĝe katilman anladim ki olmasa olmazdi. Çocuklarin dünyasina ancak sen girmeyi bașarabilirdin.
    Gördüĝüm kadariyla çalișmalarin çok heyecanla ilerliyor, çocuklarin dünyasina daldiĝin andan bu yana yüreĝin kanat çirpiyor.
    Seni ve çocuklari tek tek alinlarinuzdan öpüyor, bașarilar diliyorum.

  • Doğaları gereği içlerinde var olan kadın üretken gücü yüzyıllardır yeni nesilleri yetiştirirken büyüyor , çoğalıyor.Çocukların temiz , sade enerjileri Aynur Uluç’un akıp karşıya geçiveren yeşil elleri ile birleşince ortaya bir çok yeni filiz çıkması kaçınılmaz.

  • Sevgili Aynur Uluç’tan el alarak “Ve yol geldi pencereye dayandı /Kanadını aç kaldırımların…”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram