Karanlık Odada: Bir kimlik labirenti

Kaplumbağa Yayınları’nın Anlatı dizisinden çıkan Karanlık Odada, sadece trans bireylerin değil, Macar Yahudilerinin de tarihi.

Susan Faludi 2004 yılında konu kısmında Dönüşümler yazan bir e posta alır. “Sevgili Susan, Sana ilginç gelecek birkaç haberim var. Aslında hiçbir zaman olmadığım o sinirli, maço adam rolünü yeterince oynadığıma karar verdim.” Babasından gelen e-postanın ekinde ise babasının peruklu, etekli, bluzlu fotoğrafları. E- posta şöyle imzalı: Ebeveyninden sevgiler, Stéfanie. Babasıyla 25 yıldır hiç konuşmayan Faludi’nin babasıyla karşılaşması bu e-postadan sonra gerçekleşiyor. Bir insanın yüzleşmekte zorlanacağı türden birçok konuyu tek vücutta bir araya getiriyor babası. Tam da bu yüzden üç ayrı insanla yeniden tanışmış gibi oluyor ve dolayısıyla biz de okur olarak üç farklı insan tanıyoruz tek vücutta.Ve Karanlık Odada’nın yazım hikayesi böyle başlıyor. Yaklaşık 10 yıl da sürüyor. Bu 10 yıllık periyod, Susan Faludi’nin güncelle geçmişi harmanlamasına da yarıyor.

Susan Faludi’nin Karanlık Odada adını verdiği babasının yaşam öyküsünü anlattığı biyografisi, uzunluğu ve bir çağlayan hızında akmasa da merakınıza yenik düşeceğiniz ve muhakkak bitireceğiniz bir kitap. Faludi sıkı bir feminist yazar. Pulitzer ödüllü bir gazeteci. Tam da bu yüzden, hikayeler en iyi anlatacak olanların başına gelirmiş deyiminin misali, bunu yazmaya da en uygun yazar belki de ta kendisi. Babasının öyküsünü transseksüellerin öyküsüyle de harmanlıyor bir bakıma. Cinsel kimlik tartışmalarının da tarihsel olarak üzerinden geçiyor.

50’li yıllarda Yahudi olmak kolay bir iş değil.

Stéfanie, Faludi soyadını Yahudi olduğu anlaşılmasın diye alıyor. Gerçek soyadı Friedman. Boşuna değil, 50’li yıllarda Yahudi olmak kolay bir iş değil. Önce Macaristan’ı terk ediyor. Danimarka’ya ardından Brezilya’ya gidebildikten sonra Amerika’ya göç ediyor. Tayland’da cinsiyet değiştirme ameliyatı olduktan sonraki zamanını ise Macaristan’da geçiriyor. Cinsiyetini değiştirmeye pek de cesaret edilemeyecek bir yaşta yapıyor bunu. 70’lerinde o zamanlar.

Hayatının büyük bir çoğunluğunu karanlık odada geçirmiş bir fotoğrafçı Steven Faludi. Condé Nast dergi grubunun fotoğraflar dijitalleşmeden önceki prodüksiyon departmanının aranan bir ismi. Yani evrakta sahtecilikte kolay lokma değil diyeyim kendisi için, siz anlayın. Şiddet eğilimli, sert, korkutucu bir baba ve koca Steven. Annesinin sırtına sandalye indiren, evi gece yarısı basan bir adam. Annesiyle zar zor boşanmalarından sonra hiç haber almamış. Ve sonra bam! O sert babanın yerine iç çamaşırı konuşmak isteyen, zarif, uçuşan etekli bir kadın geçmiş. Ancak aynı derecede inatçı, yeri geldiğinde sessiz, zor bir kadın.

Yer yer çocukluğu ağır basıyor

Faludi, muhabirliğiyle kız çocukluğu arasındaki gelgitleri yazınının kurgusunda hissettiriyor bize. Yer yer çocukluğu ağır basıyor, o çetin ceviz adamın -şimdiki narin kadının- içini görmeye çalışırken bir yandan da muhabirliği giriyor devreye. Zor bir iş olduğundan eminim bu kitabı yazmanın. Susan Faludi, Macar yazar Imre Kertész’in “Budapeşte’de hiçbir sorun çözülmedi, bütün yaşananların üzeri sadece parlak renklerle kapatıldı” sözlerini anımsaması da babasıyla ilişkisini anlatan alıntılardan biri. Yahudi bir kadın olmak, yahudi bir erkek olmaktan daha kolay geliyor Stéfanie’ye. Ki zaten kimliğindeki bu parçalanmışlık yer yer kendini gösteriyor. Amerikalı bir baba olarak rolünü iyi oynuyor, ancak Macaristan’da bir kadın olmak işine geliyor.

Babası, Macaristan’da Istvan Friedman olarak doğuyor, Amerika’da bir aile babası, Steven Faludi oluyor ve bir kadın, Stéfanie olarak kızından yaşam öyküsünü yazmasını istiyor. Günümüze, 50’lilere, 70’lere, 60’lara anakronik bir biçimde gidip gelen anlatı bu nedenle zaman zaman okumayı zorlaştırsa da, Stéfanie’nin öyküsü sizi garip bir şekilde her seferinde geri çağırıyor. Stéfanie okuma kopyasını okuduktan sonra Susan Faludi’ye “benim hayatımı benden iyi biliyorsun” demiş.

Bir kimlik labirenti

Üst kimlik meselesiyle çokça uğraştığımız Türkiye’den bir okur olarak Karanlık Odada’yı bir kimlik labirenti olarak hayal ettim en çok. Sık sık kimlik üzerine düşündürüyor insanı Susan Faludi. Sağın yükselişini gazetelerden okuduğumuz Macaristan’ın Yahudi karşıtlığı ve yabancı düşmanlığını ilk elden okumak etkileyici bir deneyim. Ve Stéfanie’nin Yahudi köklerine doğru uzanan, bir tarih kitabı gibi aynı zamanda. Macaristan’ın İkinci dünya Savaşı ve sonrasındaki politik dünyasını anlamaya da yardımcı oluyor. Ve ülkedeki sistemli Yahudi düşmanlığını, içinizi lime lime eden anekdotlarla açık bir biçimde ortaya koyuyor Susan Faludi.

Karanlık Odada, sadece bir kadının babasını ve babasının öyküsü üzerinden Yahudilerin ve trans bireylerin tarihini incelediği bir biyografi değil. Karanlık Odada bir kimlik laboratuarı, bir kimlik labirenti. Çocukken Istvan, babayken Steven, kadınken Stéphanie oluyor babası. Amerikalıyken Hristiyan gibi davranıyor. Macaristan’da Macar. Bir ara kadın, bir ara erkek. Onun kimlik arayışı bize uzun bir yolculuk olarak dönüyor. Istvan/Steven/Stéphanie Friedman/Faludi Yahudi mi Hristiyan mı? Macar mı Amerikalı mı? Kadın mı erkek mi? İşte bunları Karanlık Odada’yı okurken siz karar vereceksiniz.

  • Karanlık Odada
  • Yazar: Susan Faludi
  • Çeviri: Elvin Vural
  • Türü: Biyografi
  • Baskı Yılı: 2018
  • Sayfa Sayısı: 459 Sayfa
  • Yayınevi: Kaplumbağa Yayınları

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Sinem Dönmez

Read Previous

Bir Sevgi Masalı ve Organik Kitaplar

Read Next

Kemal Koçak: “Bağımsız Kitapçılar Yayınevlerini, Yayıncılar Kitapçıları Korumak Zorunda.”

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *