“Yaprak Döker Bir Yanımız, Bir Yanımız Bahar Bahçe”

Kitabı okudukça; isyanımın, öfkelerimin, kırgınlıklarımın, sevinçlerimin, gitmelerimin yersizliğini ve büyük bir fırsat kabul edilebilecek hayatı hafife aldığımı fark ettim. Bu basitlikten kurtulmak için Neydi O Gelecek Bayramlar bir nevi rehber oldu; kurgusuyla, diliyle, kahramanları ve olay örgüsüyle…

Yaşam-ölüm, varlık-yokluk, hiçlik-benlik kavramları zihnimde birbiriyle cebelleşiyor. Ölüm denen gerçeklik karşında aciz hissetmek ne büyük bir keder.

Acı dilsizleşip derinlerde kabuk bağlarken, çare olarak zaman denilen sonsuz mefhuma sığınmak. Hayattaki en büyük ilhamını kaybetme acısının zamanla azalacağını ve hayata kaldığın yerden devam edeceğini sanmak. Geriye yeri doldurulamaz bir boşluk ve yeterince anı biriktirmemiş olmanın pişmanlığını yaşayarak…

TİMAŞ
TİMAŞ

Dost bir yazarın kitabı

Hayatın bu sert yüzünü yaşarken dost bir yazarın kitabı yanı başımda. Zafer Köse’nin Doğan Kitap’tan çıkan romanı. Bazen yaşaran gözlere, bazen de tatlı bir tebessüme eşlik etti okurken.

Neydi O Gelecek Bayramlar Zeynep’in yolculuğunu anlatıyor. Nasıl bir yolculuktur bu? Çocukluğundan itibaren ailenin bir bireyi olamamış, ne istediği pek sorulmayan, hep baskı altında tutulan bir kadının hikayesi. Kendi çabalarıyla ve verdiği mücadele sonucunda İstanbul gibi büyük bir şehirde ayakta kalmayı başaran güçlü bir karakter. 

Her şeyin yolunda gittiğini düşünürken ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve çok az bir ömrünün kaldığını öğrenir. Hızlı bir karar verme süreci ve doğduğu, hayatının bir bölümünün geçtiği, Gemlik’e dönme arzusu. Bu dönüş aynı zamanda aile ilişkilerinin de bir tür sorgulanışı olacak. Zeynep hastalığını gizleyecek, kalan son günlerini ailesiyle huzur içinde geçirecektir.

Sosyal medya aracılığıyla kurulan iletişim

Bu noktada Deli Metin’le iletişim kurmaya çalışır. Kitapta görünmez bir kahraman olan ve Hızır gibi insanların imdadına yetişen sosyalist bir insandır Deli Metin. Etrafındaki hiç kimse onun tıp fakültesini bitireceğine inanmazken, fakülteyi bitirip doktor olması herkesi çok şaşırtmıştır. Zeynep’in Deli Metin’le görüşme isteği öncelikle hastalığını paylaşması, sonrasında da Deli Metin’in yürüttüğü Şirinler Projesinin akıbetini öğrenmesidir. Alışık olmadığımız bir yöntemle sosyal medya hesabından Deli Metin’e ulaşmaya çalışır. Ama onun yerine henüz bir üniversite öğrencisi olan ve sevgilisiyle gizli tatil planları yapan yeğeni Fidan’ın mesajlara yanıt vermesiyle olayların seyri değişir. Fidan yıllardır iletişim kopukluğu yaşadığı halasının bu durumuna kayıtsız kalamaz ve onunla Gemlik’te buluşur.  

Kitabın birden çok anlatıcısının olması bir farklılık yaratmış. Zeynep’in geçmişte tuttuğu günlükler, sonradan o günleri yeniden yazma arzusu, Fidan’ın da hem halasından hem de Kavaklıdibi’nde yaşayan ve önceki kuşaklarla ilgili bilgileri, belgeleri bir tarihçi gibi bugüne taşıyan Laz Teyze’nin anlatımıyla akıp giden bir roman.

Metaya karşı şirinler projesi

Yazar Deli Metin kanalıyla bizlere “Şirinler Projesini” anlatır. Nicedir özlem duyulan ve gerçekleşmesi düşten öte olan, adil, barışçıl, paylaşımcı bir yaşam modelidir bu.

Metanın gücüne karşılık Şirinler Projesi. Kitap boyunca teoriden pratiğe nasıl dönüşeceğine dair anlatımlar vardır. Bu proje için, “Asıl başlangıca hazırlık olmasını planladığımız bugüne kadarki deneme çalışmalarından birkaç fotoğraf ekliyorum… Sonraki günler, haftalar, yıllar da böyle devam edecek. Fotoğraftaki tarlalar, seralar, atölyeler, dükkânlar oralarda çalışanların olacak. Herkes kendi evinde yaşayacak. Evlerimiz birleşerek ortak mutfaklı, ortak alanlı, dost komşularla, kolektif güvencelerle dolu sitelerimizi oluşturacak.” demektedir Deli Metin Öyle ya! Çürümekte olan sisteme alternatif olabilecek bir yaşam tarzını anlatır ki, projeden haberdar olan herkesi heyecanlandıran bir çalışmadır.

Hatta Zeynep kötüleştiğinde bu proje onun hayata tutunmasına yardımcı olur. Projenin gidişatıyla yakından ilgilenmek ister. Gemlik’e geliş sebebi hastalığı ve yıllardır sekteye uğrayan aile ilişkilerini düzeltmek olsa da asıl umut ve anlam bağladığı Deli Metin’le Şirinler Projesidir. İyileşme ile bu proje arasında bir paralellik kurmuştur. 

İyilik kazanacak

Ölümle yaşamın mücadelesinde arzu edilen her zaman için yaşamın galip gelmesidir. Kader denilen bir koddan söz edilse bile yapılması gereken o kaderi ters yüz etmektir. Dayatılan kötü yaşam koşullarına boyun eğmeden özgürce yol almaktır. Alternatif; Şirinler Projesidir. İsmi her ne kadar çok sevimli bir masal kahramanından almışsa da bütünüyle gerçektir. Ve insanların kurtuluşu oradadır. Deli Metin de bu yasanın yaşamdaki karşılığıdır. Roman boyunca kendini gizlese de dostluğun, güvenin ve mücadelenin adıdır. 

Öte yandan Zeynep’in bu yolculuğunda güvensizlik de en büyük problemlerden biri olarak karşımıza çıkar. Tıpkı diğer duyguların hırpalanışı gibi güven de ciddi yara almıştır. Şirinler Projesi bu güvensizliği de yok edecek insanların kendilerini iyileştirmelerine yardımcı olacaktır. En yakınındaki insanlara güven duygusunun sarsıldığı bu düzen de son bulacaktır.

Kitabı okudukça; isyanımın, öfkelerimin, kırgınlıklarımın, sevinçlerimin, gitmelerimin yersizliğini ve büyük bir fırsat kabul edilebilecek hayatı hafife aldığımı fark ettim. Bu basitlikten kurtulmak için Neydi O Gelecek Bayramlar bir nevi rehber oldu; kurgusuyla, diliyle, kahramanları ve olay örgüsüyle…

  • Neydi O Gelecek Bayramlar
  • Yazar: Zafer Köse
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2020
  • Sayfa Sayısı: 248 Sayfa
  • Yayınevi: Doğan Kitap

Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

BURHAN SÖNMEZ’İN LABİRENTİNDEN KENDİ LABİRENTLERİMİZE

Read Next

22. Bilimkurgu Öykü Yarışması’nın Birincisi, ‘Deri’ Adlı Öyküsüyle Şehriban Genç

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram