Responsive banner image
DeliDolu
 

Beat Edebiyatına Dönüş: “Ayyaş Buda”

0

Benim gibi kitabın içinde ve Ferit’in yerinde olup Gogo ile yolculuk etmek ister misiniz bilmiyorum ama okuduğunuzda Ayyaş Buda’yı seveceğinizi düşünüyorum.

“Arayınca onu bulamazsın”

KirmiziKedi__3

Özellikle bazı kitapları okumanın zamanı vardır. Bazen bir kitaba başlarsın ama bir türlü ilk birkaç sayfadan ileri gidemezsin. Zaman geçip de tekrar eline aldığında birden su gibi akarak okuduğunu fark edince de şaşırırsın, ilk girişimimde neden böyle olmadı diye. İthaki Yayınları’ndan çıkan Ayyaş Buda daha önce başlayıp da yarım bıraktığım bir kitap değil ama okumaya başladığım andan itibaren doğru zamanını yakaladığımı fark ettirircesine beni iyi hissettirdi ki buna ihtiyacım olan bir gündü.

O an anladım ki sınırlarını aştığında, tanıştığın her farklı yüz, duyduğun her farklı ses ve girdiğin her bir yol ruhun ölümsüz serüveninde sadece birer küçük adımdı. Adım atmadan ilerlemek mümkün değildi.

Önce üç tane fantastik roman, ardından yine üç çocuk kitabından sonra, yetişkinler için çıkmış bir öykü kitabı olan Ayyaş Buda’nın sonunda yazdığı teşekkürler kısmına göre, çıktığı uzun bir yolculukta çektiği fotoğraflar ilham vermiş yazar Göktuğ Canbaba’ya. Çok da iyi olmuş doğrusu!

Dünyadaki tüm güzel kitapları sanki kendisi yazmış gibi sırıttı ve birayı fondipledi. Başarılı bir yazar olması biramı içip bitirebilme özgürlüğünü vermişti ona demek. Lanet yazarlar, dedim içimden. Hepsi kendini bi şey zannediyor!

Öykülerde yazar tarafından sevildikleri belli olan William S. Burroughs, Richard Brautigan ve Charles Bukowski’nin isimleri bol bol geçse ve hatta canlanıp kendisiyle muhabbete girseler de, bir dönem kült olmuş “Yolda” (benim favorim Zen Kaçıkları’dır ama) isimli kitabın yazarı Jack Kerouac’ı anımsattı bana. Beat edebiyatının bu ve diğer başka eserlerini okuyalı çok oldu ama hatırladığım kadarı ile Ayyaş Buda da onlar gibi bir yolculuk ve arayış kitabı. Uzakdoğu’nun herkes tarafından bilinmeyen mekanlarında, ormanlarında ve tapınaklarında dolanırken bir yandan da hayatın aslında olmayan anlamını arıyor anlatıcı. Çoğu öyküde de esas olanın yaşayıp gitmek olduğunu keşfediyor.

Ryo-Yun bence koca Asya’daki en güzel kadındı. Afrika ve Avrupa, Uzakdoğu ve hatta yakın geleceğin taçsız prensesiydi. Ryo-Yun soya sosuyla harmanlanmış, zencefil tohumlarıyla tatlandırılmış ve somon balığıyla süslenmiş bir erişte kadar güzeldi. Bense, âşık olduğu kadına metrelerce yüksekten bakan, bayat bir hamburger-adam gibi kokuyordum aylardır. Bir hafta boyunca aynı kazanda kızartılan iktidarsız patatesler gibi solup gitmiştim neredeyse.

Öykülerin anlatıcısı Gogo ve bazı bölümlerdeki baş belası, vurdumduymaz, şanslı piç kurusu ve “dünya bir yana, biram bir yana” adamı Ferit maceradan maceraya koşarken, bir bakıyorsunuz bir eriştecinin kızına olan aşk söz konusu, ya da kuş uçmaz kervan geçmez bir köyde içirilen içki ile trans halinde yemeklik adam haline gelmişler. Bazen gerçekten Nepal’in ya da Katmandu’nun derinliklerindeki ormanlarda dolanırken bazen de gerçeküstü bir şekilde gövdesinden çıkıp başka bir mekâna, geçmişe hatta paralel evrenlere yolculuk yapıyor Gogo.

Şelalenin muhteşemliğine bakıyordum. Sanki cennetin içinden akıyor ve dünyaya damlıyordu. Suların düştüğü yerde parıldayan bir göl oluşmuştu ve orada birileri vardı. O an beynimden vurulmuşa döndüm. Bu Ferit’ti. Serseri, ayyaş ve baş belası Ferit şelalenin içinde yüzüyor ve peri kadar güzel birkaç kızla oynaşıyordu.

Bütün bunların ders veren öğretmen ciddiyeti olmadan ve kendileriyle de dalga geçer şekilde yazılmış olması kitabı daha bir samimi kılıyor. Özellikle bazı öykülerde inceden, bazense aleni muzırlıkları ile sesli bir şekilde güldürmeyi ve eğlendirmeyi başarıyor. Ve en temel şeyi aklımıza getiriyor; asıl olanın anı yaşamak olduğu.

Hayat kesinlikle zevk alınması gereken bir yerdi. Yağmur sonrası perdeleri açıp derin derin koklanması gereken büyük bir toprak parçasıydı dünya. İçine çekip uzun süre bırakmaman gereken bir zamandı yaşadığın her an.

Mistik diyarlarda dolanırken fantastik deneyimler yaşayan Gogo kendince felsefe de yapmaktan geri kalmıyor. Ama bu öylesine sade ve doğal ki, sizin de içinizde bir yerlere dokunuyor. Doğanın, bir takım yemeklerin ya da cansız nesnelerin kişileştirilerek anlatımı ise benim gibi sevenler için okuması hoş bir ayrıntı.

Dünya, Ryo-Yun’un zencefil kokan bavuluna girmiş ve galaksiyi terk etmişti.

Ben edebiyat eleştirmeni değilim, sadece okuduğum kitaplarla ilgili tanıtım yazıları yazıyorum. Ama paragraf uzunluğunda cümleler kurmanın, kafa karıştırıcı metinler yazmanın, konu olarak acılı aşkları ya da insanlık dramlarını seçmenin her zaman iyi edebiyat olmayabileceğini kanıtlamak istercesine; Ayyaş Buda sade, fazla uzun olmayan cümleleri ve basit ama açık bir gerçeği anlatan konusuyla bence iyi bir kitap.

“Senin evrenin göz kapaklarının arasında; uyuduğun zaman evren de uykuya dalar, ta ki uyanana dek. Sen ölürsen her şey ölür ve sen yaşıyorsan yaşamayan tek bir şey bile yoktur” dedi sakince ve birasından esaslı bir yudum aldı.

Şimdi masamda oturup kalan böreğimi yiyip çayımı içerken güzel bir kitabı okumuş olmanın tatminini yaşıyorum ve sizin de bunu yaşamanızı isterim. Gidin alın ve okuyun işte!…

O an ben de güldüm kendime. Yola devam etmemem için aslında hiçbir sebep yoktu. Büyük bir bulmacanın sadece küçük bir parçasını görmüş ve başarısızlığı kabul etmiştim. Oysa bulmacanın tamamına baktığımda orada güneşten başka bir şey yoktu.

Not: Bu yazının tabi ki müziği olması şarttı.

Beatles’tan “Being for the Benefit of Mr. Kite!” ve “Across the Universe”
Dawid Bowie’den “Space Oddity” ve “I’d rather be high”

Not 2: Arkadaşımız Turgay’ın Göktuğ Canbaba ile video söyleşisi de buradadır.

“Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.”

  • Ayyaş Buda
  • Yazar: Göktuğ Canbaba
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: Mart 2016
  • Sayfa Sayısı: 163 Sayfa
  • Yayınevi: İthaki Yayınları
Perge Dündar

Perge Dündar

Okumayı, gezmeyi, izlemeyi, kukla/oyuncak yapmayı, dikiş dikmeyi, oyun oynamayı seven pedagog ünvanlı ama rehber öğretmenlik yapan bir insan.
Perge Dündar

Kolektif Kitap
Paylaş
Share On Facebook
Share On Twitter
Share On Google Plus
Share On Linkedin
Share On Pinterest
Share On Youtube
Contact us

Cevap Yazın