Bir oturuşta okuyup bitirmek isteyeceğiniz 8 polisiye roman

Çoğu zaman soluksuz okuyacağımız kitaplara ihtiyaç duyabiliyoruz. Polisiye türü bu ihtiyacımızı karşılayacak kategorilerden bir tanesi.

Bazı günler üzerimize karabasan gibi çöktüğünde çoğu zaman kitaplara sığınıyoruz. Kimileri şiirlere yönelirken, kimileri kuramsal kitaplara yöneliyor.

Roman okumaya odaklanmış okur ise heyecanlı bir hikaye peşinde olabiliyor. Çoğu zaman soluksuz okuyacağımız kitaplara ihtiyaç duyabiliyoruz. Polisiye türü bu ihtiyacımızı karşılayacak kategorilerden bir tanesi.

Bir oturuşta okuyup bitirmek isteyeceğiniz 8 polisiye romanı sizler için derledik…

1. Hepiniz o Liste’deydiniz bee!

Romanın 16. Bölümü değme polisiye filmlere taş çıkartacak bir aksiyonu barındırıyor içinde. Kimin öleceğini, vurulacağını, düşeceğini okurken, iyi bir aksiyon yazarı ve sinematografik bir bakışla karşı karşıya olduğunuzu da fark ediyorsunuz.

O Liste bir gün ortaya çıkacak…

Okurken büyük zevk alarak okuduğum bir roman oldu Liste. Romana konu olan liste sanıyorum, romandaki yarım kalan sol müdahalenin tamamlanmasıyla ortaya çıkacak.

O Denizler o hainleri yenecekler. Kurguladığımız geleceğin romanını da Timur Soykan gibi yazarlar yazacak.

Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ 

 

2. Cehennemde Cinayet

Colla, ABD işgali hakkında, Irak bakış açısından anlatılan romanların eksikliğinden hayal kırıklığına uğrayarak başlamış “Bağdat Merkez”i yazmaya. Gerçekten de böyle bir bakış açısını barındıran, oryantalist klişelerden, kahramanlık lafazanlıklarından uzak ilk okuduğum roman bu. Ülkesine, diline ve kültürüne bağlı bir adamın savaştan ve işgalden duyduğu acıyı yansıtmakla kalmıyor insan ruhunun derinliklerine nüfuz etmeyi de başarıyor. Özel olarak Irak işgaline, genel olarak savaşa karşı bir tutumla yazmış romanını Colla. Ancak tutumunu, savaş karşıtı sloganları yüksek sesle haykırmamış. Çok daha etkili olacak biçimde, tavrını hikayenin bütünlüğü ve ayrıntı zenginliği içinde ortaya koyuyor. İşgale karşı çıkmakla birlikte Saddam yönetimini ve ona bağlı milisleri de ihmal etmemiş.

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ 

 

3. Ülkenin Boynuna Asılmış Kara Muska

Romanın ana karakteri ve yan karakterler en küçük kurtuluş umudu hissettirmiyor. İnsan bir edebi eseri okurken bir yerde ufak bir kapı olsun, o kapının altından ışık sızsın istiyor. Umut var diyelim, umut var. Yok diyorsunuz okurken, yok hiç umut yok.

Romanı okuyup bitirdiğinizde dinlendiriyorsunuz, kafanızda döndürüyorsunuz bir süre. Tekrar düşünüyorsunuz, gerçekten hiç umut yok mu?

Sonra ipi bir işkencecinin elinde sallanan Kara Muska geliyor aklınıza. Umut hiç biter mi kardeşim, umut hiç biter mi?

Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ 

 

4. Bir İntikam Hikayesi

Fakat yine de tüm dil oyunlarını ve tüm kavramları bir kenara bırakacak olursak; hayatımın aşkı dediğim kadından, adı anıldığında dahi gözlerimin dolmasına neden olan kadından, yalnızlık beni bir Yeşilçam filminde kötü yola düşecek olan köylü kızının kötü yola düşüş anında çevresinde çember oluşturmuş bir erkek ordusu tarafından bir oraya bir buraya savurması gibi savurup tüm bedenimi paramparça edecek hale getirdiğinde, başrollerini hayatıma giren tüm kadınların paylaştığı, gözümün önünden geçen film şeridinin en can alıcı sahnesindeki kadından, kısaca anadilim İngilizce olsa başına the takısını getireceğim kadından ayrılmak istememe neden olan şey de tam olarak altı yaşımda filizlenmeye başlayan bu ne istediğini bilememe haliydi

Bu türden paragraf cümleler romanın bütününe yayılmamış. Hikaye akıcı bir dil eşliğinde hızlı bir tempoda başlayıp sonlanıyor. “Y.Ü.K.” özellikle yeraltı edebiyatını sevenlerin beklentisini boşa çıkarmayacak bir roman. Üstüngel Arı gibi genç yazarlar çoğaldıkça yerli üretimin henüz yeterli olmadığı Yeraltı Edebiyatı yavaş yavaş görünürlük kazanacaktır.

A. Ömer Türkeş’in incelemesi için TIKLAYINIZ  

 

5. Metin Çakır; Bir Pezevengin Serencamı

Karakol Cinayetlerinde Kürdo, Kuduz Niyazi, Muhterem Orhan Ağbi, Yavrum Evladım Özcan, Sarı Ekrem gibi diğer maceralardan tanıdığımız kişilerin yanı sıra kupon kesen Yavuz Başkomiser, Metin’in aklını başından alan Esmer Çıtır’ı tanırız. Armağan Tunaboylu önceki maceralarda belli belirsiz yer alan kimi figüranları bu macerada başarılı birer karakter haline getirmiştir. Metin’in Asım Başkomiserin masumluğunu bulmak için yaptığı masa başı çalışma, mefta zarboların ve konuya dâhil olan diğerlerinin hikâyeleriyle yan yana gider. Öte yandan ilk üç macerada allahın unuttuğu ve hiçbir resmi belgede yer almayan mahallenin ortasında ne işi olduğu belli olmayan devasa karakolu da tanıma şerefine nail oluruz. Metin’in iç konuşmalarına ve hayal dünyasına aşina okur Karakol Cinayetleri macerasıyla; onun ayrıntıları görmekteki maharetini, ense tüylerini havalandıran sezgilerini, akıl yürütmedeki hünerini daha iyi öğrenir.

Metin Çakır’ın Karakol Cinayetleri de diğer üç roman gibi aksamayan, eğlenceli, sürprizli bir macera olmuş. İlk macera Yıldız Cinayetleri’nden başlayarak, Resim CinayetleriKonsey Cinayetleri, Karakol Cinayetleri sırasıyla okuyun lütfen. Ne demiş Can Baba; ne kadar rezil olursak o kadar iyi.

 Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ 

 

6. Barış Soydan’dan Cemaatçinin Ölümü

Barış Soydan’ın Cemaatçinin Ölümü romanı adından anlaşılacağı gibi politik polisiye.

Kısaca konusundan bahsedeyim. Ufuk Lodos çalıştığı gazeteden kovulmuş, eşinden boşanmış, dibe vurmuş bir gazetecidir. Bir takım sektörel yayınlara iş yapıp kredi kartının gün geçtikçe yükselen borçlarını belli bir düzeyde tutmaya çalışmaktadır. Öte yandan boşandığı eşinden uzak kalabilmek için Beyoğlu’nda tuttuğu büroda yeni iş planları yapmaktadır. Komşusu Zabel’le yaşadıkları ilişki, Maslak’ta gelecekte kuracağı iş hayali ve kaotik ülke gündemi.

Ülkede Cemaat-Hükümet arasında yaşanan gerilim, el konulan gazeteler, aykırı seslere kapanan kapılar, cılız aykırı seslerin duyulduğu mecraların yeni patronları, alternatif basın denilen mevzunun tamamen ortadan kaldırılması konuları artık konuşulamayacak denli kanıksanmıştır. Romanın konusundan bahsediyorum,ülkenin gündeminden değil. Bunu söylemiş miydim?

  Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

7. Gerilim Soslu Polisiye; Gece Avı

Gece Avı sürükleyici, sonuna doğru gerilim dozu artan bir polisiye. Daha kitabın başlarında ortaya çıkıyor katil ve yarısına geldiğinizde kim olduğunu anlıyorsunuz ama onu öğrenmiş olmak işi bozmuyor çünkü sonuna kadar yakalanıp yakalanmayacağı sorusu aklınıza takılıyor. Gerek katilin gerekse Erika’nın kendi başlarına verdikleri mücadeleler heyecan dozunu arttırıyor ve kitabı elinizden bırakamadan okumanıza yol açıyor.

Perge Dündar’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

 

8. Kim Gazeteci Değildir?

Babıali’nin çöküşü sırasında burada anlatılanlara benzer çok şeyler yaşandı. Ancak, bu romanın kahramanları ile gerçek kişiler, olaylar ile gerçek olaylar arasında bulunacak her türlü benzerlik rastlantı ve yakıştırma olacaktır.

Haluk Şahin ilk romanı olan Babıali’de Cinayet – Gazeteciyi Kim Öldürdü?’ye her ne kadar yukarıdaki paragrafla giriş yapıyorsa da böylesi bir romanı okuduğunda insan zihni kendi yolunu buluyor. Akıl yürütmeye, yakın tarihi gözden geçirmeye alan tanıyan bir roman yazmış Şahin. Kurgusal bakımdan ilgi çekici, dil olarak özenli, ele aldığı konusuyla bir solukta okunan bir metin.   

   Güzella Bayındır’ın incelemesi için TIKLAYINIZ

Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Aylin Aslım’dan Galip Tekin’e Mektup

Read Next

Görmek İçin Bakmak

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *