Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Hakikatin Gücü Adına: Şiddetsiz Direniş

0

Kitap şiddetsizlikle ilgili temel savını dört ana kol üzerinden formüle ediyor: Taktiksel, stratejik, pragmatik ve etik boyut. Açarsak: uzun vadeli, devrimci strateji ile toplumu reforme etmek, dönüştürmek.

Toplum olarak uzun bir süreden beri canımız yanıyor ve iyi olmayı umut etmekten bile utanır haldeyiz. Çoğumuz haberleri hiç açmadan yaşamaya çalışıyoruz artık. Bu toplumsal cinnet halinin daha ne kadar bu şekilde sürüp gideceğini bilemiyoruz. Ve içinde bulunduğumuz şiddet sarmalında birinci dereceden yakınlarını kaybedenlerin neler hissettiğini düşünmek bile istemiyoruz çoğunlukla. Delirmemek için güya. Oysa belki de toplum olarak çoktan delirdik bile.

Ankara’daki barış mitinginde yakın arkadaşlarım vardı. Onlara bir şey olmamıştı ama bir hikaye anlatmışlardı. Aktivist bir kadın öğretmenle ilgili. Patlama alanından karga tulumba alınıp zorla eve getiriliyor. Çünkü etrafındaki tüm arkadaşları ölmüş. Kendisi kısa boylu olduğu için adeta istemsiz bir canlı kalkan oluvermiş etrafındaki dostları. Elbiselerini çıkarmaya, ılık bir duş almaya bir türlü ikna edememişler onu. Feryat feryat bağırıyormuş dokunmayın diye. Arkadaşlarım var orda benim. Söz ettiği şey elbisesindeki et parçaları. İnsan eti parçaları.

Bu ekstrem bir durum olsaydı eğer sağaltmak kolay olabilirdi belki. Fakat acil servislerinde çeşitli uzuvları kopmuş ve morglarda, kaldırımlarda parçalanmış insanlar, arkadaşlar, dostlar vardı daha. Bir trajedinin tam orta yerinde duruyoruz sözün kısası. Toplumda en az bunun kadar acı hikayesi olan o kadar çok insanımız var ki hangi birinden söz etsek eksik kalacak yine bu kıyamet atmosferini tasvir etmek. Ben bu yazıyı yazarken örneğin Ankara’daki son patlamada ölenlerin yakınlarının ruh hallerini düşündüğümde anlamsız kalıyor bütün kelimeler. Yahut şu an, şu saniye neler olup bitiyor Yüksekova’da bilemiyorum. Tek bildiğim ve korktuğum 13 Mart Ankara patlamasından sonra, devlet şiddetinin kendini daha da meşru görerek artacağı. Ve toplumun Doğu’da yaşamayan kesiminin biraz daha duyarsızlaşacağı bu konuda.

Ne yapabiliriz? Kimden, nereden, nasıl bir medet umabiliriz bu şiddet sarmalından kurtulmak için?

Masamın üzerinde Todd May’in iyilik dolu fikirlerle yazılmış Şiddetsiz Direniş adlı kitabı duruyor. Öfkeliyim, umutsuzum, kızgınım. Ama yine de çeviriyorum sayfaları. Bir umut arıyorum. Bir çıkış kapısı. Bir işaret fişeği. Camus’ye göre, dünya ne kadar acılarla dolu olursa olsun, intihar etmediğimiz sürece yaşamı seçiyoruz demektir. Ve yaşamı seçtiğimize göre… neden olmasın?

Todd May’i konuya ilgili okuyucular 2000 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ve Rahmi G. Öğdül’ün çevirdiği Postyapısalcı Anarşizmin Siyaset Felsefesi adlı yapıtından hatırlayacaklardır. Alanında uzman bir postyapısalcı olan Todd Mayy, Derrida, Deleuze ve Foucault üzerine yaptığı ciddi çalışmalardan sonra zamanın ruhunun da çağrısı ile şiddet hakkında düşünmeye başlar. İl elde bir aktivist olarak başlar şiddetsizlik eylemlerine. Nihayetinde düşünsel yönü aktivist eylemlerinin önüne geçer ve ortaya Şiddetsizlik Eylemi adlı kitap çıkar.

Şiddetsizlik Eylemi ciddi olarak düşünülmesi ve okunulması gereken bir kitap.

Şunu söylüyor: Ne olursa olsun, maskülen varyantlara aykırı olan şiddetsiz protestolarda bir kırılganlık mevcuttur. Şiddetsizlik şiddetin en işe yarar antidotudur! Çünkü şiddetsiz direniş, toplumun sempatisini kazanmanızı sağlar ve mücadelenizin gücüne güç katar. Şiddet ise davanız ne kadar haklı olursa olsun, size başlangıçta destek vermiş olan insanların bu desteklerini sorgulamaları ile sonuçlanır.

Şiddetsizlik iki nedenle elzemdir: Bir, şiddet karşı şiddeti meşrulaştırır ve hasmınız sizden güçlü ise ki bu hemen her zaman böyledir, sizi ezer dolayısı ile pragmatik değildir. İki: Ola ki canını yakmayı başardınız hasmınızın ve siz oldunuz şiddetin kralı, e peki onca şikayet ettiğiniz hasmınızdan ne farkınız kaldı? Pragmatiği geçelim haydi, ahlaki, insancıl, barışçıl değildir bu!

Olası yanlış anlamaların önüne geçmek için şiddetsizliğin kesinlikle pasif direniş olmadığının altını çizelim. Şiddetsizlik, hasmınızın sizinkinden çok daha güçlü silahlarını etkisiz hale getirmenin bilinen en etkin yoludur. Şiddetsiz eylem, edilgenliği ve itaati reddeden ve mücadeleyi elzem gören insanların şiddet kullanmadan muhalif tavır ortaya koymalarıdır.

Gandi, şiddetsizliğin pasif direniş anlamına gelmediğini göstermek için eylemlerine bu adı vermeyi reddetti ve kendisi yeni bir terim türetti: Satyagraha. Bu terim, Sat (hakikat) ve Agraha (sağlamlık) sözcüklerinin birleşimi ile oluşturulmuş. Hakikatin Gücü, Hakikate Tutunmak anlamlarına gelen terim, hakikatin keşfedilmesi ve karşıtın bir dosta dönüştürülmesi için kararlı bir şekilde çalışma, kalbe ve vicdana yapılan çağrı anlamlarını içeriyor. Eğer siz hakikatin izindeyseniz ve davanızın haklılığına inanıyorsanız bu haklılığı şiddet kullanmadan ifade etmenin bir yolu mutlaka vardır. Gandi diyor ki ben bu yolu denedim ve işe yarıyor. Şiddetsizlik, hakkın ve hakikatin peşinde olan vicdan sahibi aktivistler için işe yarar ve çalışan bir yöntem. Kesin bilgi, yayabilirsiniz.

Kitap şiddetsizlikle ilgili temel savını dört ana kol üzerinden formüle ediyor: Taktiksel, stratejik, pragmatik ve etik boyut. Açarsak: uzun vadeli, devrimci strateji ile toplumu reforme etmek, dönüştürmek. Şiddete karşı eldeki en etkin yöntemi kullanmak. Yani şiddet kullanmayarak hasmın şiddet kullanımının meşruiyetinin önüne geçmek. İdeolojik olarak da ahlaki prensipleri referans almak. Kant’ın dediği gibi, sana nasıl davranılmasını istiyorsan, sen de öyle davran.

Bu ahlaki, stratejik, taktiksel ve pragmatik yollar dünyada birçok kez denendi ve başarılı oldu. Kitapta örneklerini fazlaca okuyacaksınız. Birkaçını hemen hatırlayalım: Estonya, bağımsızlık savaşı büyük ölçüde halkın toplanıp ulusal şarkılarını söylemeleri ile mümkün oldu. Rus askerine tek bir kurşun sıkılmadı. Bu yüzden Estonya bağımsızlık mücadelesi “Şarkı Devrimi” adıyla anıldı. Gandi, hareketinin amacını İngilizleri yenmek olarak koymadı. İngilizleri, Hakikatin Gücü’ne ikna etmekti amacı ve bunu şiddet kullanmadan yaparak başarılı oldu. Montgomery Otobüs Boykotu, Amerika’nın en ırkçı topraklarında başladı. 1955 yılında zencilerin belediye otobüslerinde oturmaya hakları yoktu. Koltuklar beyazlar içindi. Günün birinde Rosa Parks adlı bir aktivist yorgunum dedi ve koltuğa oturdu. Otobüsteki beyazların şikayeti ile şoför Rosa Park’sı silahla tehdit ederek kalkmasını istedi. Rosa parks kalkmadı ve tutuklandı. Bu tutuklanma aylarca sürecek bir mücadelenin fitilini ateşledi. Hayır siyahlar toplanıp belediye otobüslerini yakmadılar. Sadece bu otobüslere binmeyi reddettiler. Otobüs şirketleri, çok ciddi müşteri kaybına uğrayınca devlet geri adım atmak zorunda kaldı. 5 Aralık 1955’te başlayıp 21 Aralık 156’da sona eren olaylar sonunda(Martin Luther King’in de önemli katkılarıyla), siyahlar ve beyazlar eşit koşullarda otobüs yolculuğu yapabileceklerdi.   Franklin Nehrine yapılması düşünülen hidroelektirik santral projesi, tarihin gördüğü en büyük çevreci kampanyalardan biri ile durduruldu. Filipinler’de Ferdinand Marcos’un diktatörlüğü, uzun süren bir direniş hareketinin sonunda yıkılıyordu ve bu aşamaya gelindiğinde halk etrafını saran askerlere çiçek ve çikolata ikram ediyordu.

Bu örnekler, şiddetsizliğin işe yararlığını kanıtlamak için sıralanıyor kitapta. Şiddetsizlik, birilerinin yaftalayacağı gibi, hippilerin ya da romantik çiçek çocukların gerçekleşmesi imkansız hayalleri filan değil.

Şiddetsizliğin işe yarar ve pragmatik olduğunu anlattıktan sonra etik meselelere kafa yoruyoruz ve kişisel kanaatimce, en önemli konu da bu. Soru şu: “Amaç, aracı meşru kılar mı?” Bu soruyu, ABD’li aktivist ve yazar Saul Alinsky evet, diye yanıtlıyor. Ona göre öznel bir amaç için öznel bir araç meşru olabilir. İşte belki de özünde son derece haklı da olsa birçok hak hukuk mücadelesinin başarısız olmasının ya da daha büyük acılara ve haksızlıklara yol açmasının en önemli nedeni bu soruya Alinsky gibi birçok aktivistin verdiği yanlış yanıttır.

Bu soruyu Huxley olumsuz yanıtlar ve savını şöyle temellendirir: “İyi sonuçlara… ancak iyi yöntemler kullanılarak ulaşılabilir. Ve amaç aracı meşru kılmaz. Bunun basit bir nedeni vardır ki o da kullanılan yöntemin ortaya çıkacak sonucun niteliğini belirlemesidir.”

Aynı soruya Gandi şu yanıtı verir: “Yöntem bir tohuma benzetilebilir, sonuçsa bir ağaca ve işte amaçla araç arasında aynı tohumla araç arasında olduğu gibi ihlal edilemez bir bağ vardır. Nihayetinde yöntem yöntemdir diyorlar. Bense nihayetinde yöntem her şeydir derim. Araç neyse amaç da odur. Araç ve amaç arasında bir ayrım duvarı yoktur ve araçları nasıl belirlersen sonuç da kendisini buna göre şekillendirecektir.”

Gerek Gandi gerekse Huxley, yöntem niteliğinin sonucun niteliğini belirlediğini söyler ve felaket olduğunu çok iyi bildiğimiz yöntemlere karşı yeni yöntemler üretmek gerektiğinin altını çizerler. Çünkü barışı getirecek olan, her şeyden önce şiddetsizliğin tüm insan ilişkilerinde sistematik olarak uygulanmasıdır. Eğer şiddete şiddetle karşılık verilirse, sonuç fiziksel mücadele olacaktır ve bu kaçınılmaz olarak korku, öfke, dargınlık duygularını uyandıracaktır.

Toparlarsak sonuç olarak şunu söylüyor kitap, düşmana karşı değil düşmanlığa karşı savaşılmalıdır. Bu savaşın en önemli araçlarından biri ahlaki Jui-Jitsu’dur. Yani hasmı ahlaken ayıplanacak ve elindeki şiddet aygıtlarını kullanamayacağı duruma düşürmek. Bir başka önemli husus ise insan hayatının ve insan haysiyetinin değeridir. Hakikat ve hak uğruna başvurulacak hiçbir yöntem insan hayatının ve haysiyetinin değerinin buharlaşmasına yol açacak bir şiddet sarmalına sürüklememelidir bizi.

Altını bir kez daha çizerek bitirelim: Şiddetsiz Direniş zayıflık ya da pasifizm değildir. Şiddetsiz Direniş, tercih edilen bir politik aktivizm yöntemi olmalıdır; çünkü sadece işe yaradığı için değil aynı zamanda ahlaken doğru olduğu için de iyi bir yöntemdir.

  • Şiddetsiz Direniş
  • Yazar: Todd May
  • Çeviren: Can Kayaş
  • Türü: İnceleme
  • Sayfa Sayısı: 224 Sayfa
  • Basım Tarihi: Şubat 2016
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *