KitapEki
    ÜLKÜ TAMER’İ BUGÜN, HER ŞEYE VE HİÇBİR ŞEY’E UĞURLADIK… • Kitap Eki
 
TUDEM
 
DESTEK

ÜLKÜ TAMER’İ BUGÜN, HER ŞEYE VE HİÇBİR ŞEY’E UĞURLADIK…

şiirin yolculuğunu heybenize katıp hayatı anlama çabasına girmiş bulduğunuzda kendinizi, öyle derin kavislerde birleştirir ki sizi hayat… birbirinizle ve kendinizle elbette. ülkü tamer ilk defa çevirdiği bir şiirle değirmişti kalbimin bam teline. hem de öyle bir değmişti ki o an… hayatımda beni çarpan sanki ilk şiirdi. o derece vurulmuştum içindeki cevhere… hiç unutmuyorum şiir octavio paz’ındı. hemen bakmıştım çeviren isme.. çeviri ülkü tamer’indi. sonra o şiirin peşine düşmüştüm uzun uzun. kim çevirse o tadı alamıyordum; ki bayılırım paz’a.. belki de o şiirden, daha doğrusu o çeviriden sonra bayıldım…

ne nerede başlar, nerede biter pek tespit edemeyiz hayat akıp giderken. ben de böyle bir ayrıntı iz sürüş merakı vardır. anlar kalır aklımda. o anlardır sanki bugüne düşen iz… ve sonrakileri kuracak olan o anların gücüdür sanki… şimdi öğrendim; yolculamışız ülkü tamer’i. nasıl ve hangi dizeleri geçsin içimden demedi hiç içim. direk bildi ve şu iki şiiri öpüştürdü sanki kendi içinde.

 
KitapEki
Say Yayıncılık

bildiniz; birisi paz’dan diğeriyse kendinden…

ilk önce paz’dan “dokunuş” şiiri geliyor; madem ki dokundu içimize ülkü tamer’in çekilişi hayattan:

dokunuş

ellerim perdelerini açıyor varlığının
bir başka çıplaklıkla giydiriyor seni
gövdelerini soyuyor gövdenin
ellerim
bir başka gövde yaratıyor gövdene

octavio paz
çeviri: ülkü tamer

ve şimdi de sevgili ülkü tamer’den… görüyorsunuz değil mi; hakikaten kendi yolculuğunun farkına varmış birisi tarafından çevrilmişse bir şiir, çevirilerdeki sözler de aslında şiir yazan kadar çevirenin de içidir…

“hatırlanacak çok hüzünler bulacaksın,
onların tohumunu havaya savurarak
uzun bir yolculuk yaratacaksın kendine
her şeyin, hiç bir şeyin yolculuğu.”

Aynur Uluç

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Aynur Uluç

şair, yazar, ressam, anlatıcı, eczacı... ancak kendisi bu kimliklerin ifade ettiği anlamların sıkıştırılmış kalıplarının ötesinde bir biçimle ilişkileniyor tüm bu alanlarla. “eğer dünya daha yaşanılır bir yer olsun diye uğraşacaksak sanat bir yol, bir araç olmak zorunda. sanat, araya mesafeler girmediğinde hayatın içinde kalır, o yüzden etkin bir yoldur” diyerek anlatıyor sanata bakış açısını. ve ekliyor “sanatçı olmak gerekmiyor üretmek için...”niyet hayatı usulsakin yakalamak ve aynı şekilde doğallıkla çıktığı yerden ifade etmek olunca her yer üretim yerine, ele geçen her malzeme ayrı bir üretime dönüşüyor." aynur uluç’un 2003’ten bu yana edebiyat dergilerinde ve gazetelerde yazı ve şiirleri; 2013’te ‘gezi‐anı‐deneme‐öykü ve şiir’ türlerinden tatlar içeren ‘az gittim çok döndüm’ isimli melez kitabı, 2015'te beden-mekân-zaman ilişkisinin kadın dili ile ifadesinin yolculuğu olarak tanımladığı“yer yatağı” isimli şiir kitabı yayımlandı. kitapeki sitesinde düzenli olarak kitaplar ve sanat ile ilgili yazıları yayımlanmakta. kitaplarını imzalarken her okur için ayrı bir resim çizmesiyle başlayan çizme yolculuğu, yolda izde, vapurda, otobüste çizdiği resimlerle devam ediyor. ilk kitabında her okur için ayrı bir resim yapması sonrasında yayımlanan "yer yatağı" isimli kitabında da her okur için ayrı bir mektup yazıyor. bu mektuplar hem o okura yönelik oluyorlar; hem de tema olarak ayrı ve uzun bir mektubun farklı kişilere düşen parçaları gibiler. temas ettiği her şeyin birbiri ile harmanlandığı bu üretimlerde şehir ve doğa sesleri üzerine bıraktığı doğaçlamalar da ayrı bir arşiv olarak birikiyor. zaman zaman farklı şehirlerde müzik ve şiirin iç içe geçtiği etkinlikler düzenliyor. sanatına da yansıyan şifalandırma isteği mesleğinin de temelini oluşturuyor denilebilir. kişiye özel yapma ilaçlar hazırladığı eczanesinde eczacılık mesleğini halen aktif olarak sürdürmekte.

Read Previous

Pera Müzesi’nde Edebiyatseverleri “Uydurma Ve İlham” Üzerine Bir Söyleşi Bekliyor!

Read Next

Eldeki Kanın Sesi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *