Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
ileti
 

Hieronymus Bosch’un Tablolarını Hatırlatan Bir Kitap…

0

Yüzüklerin Efendisi ve benzeri filmleri sevenler için harika gelebilecek Tılsım-ı Kudret; fantastik edebiyatı, korku unsurlarını, macerayı, iyilik ve kötülüğün mücadelesini, efsaneleri, mitolojiyi velhasıl heyecanlı ve ilginç bütün konuları bir araya getirmiş ve bence güzel bir şey çıkmış ortaya.

Her fırsatta söylüyorum, ben bir ressam kızıyım; tabloların, boyaların, resim ve ressam kitaplarının içinde büyümüş olmamın da etkisiyle resim sanatına özel bir ilgim ve sevgim var. Çocukluğumdan beri evdeki resim kitaplarını uzun uzun inceleyip gözlemlemeyi çok severim. Bu yüzden ortaçağda yaşamış olan Hollandalı ressam Bosch’u tanıma, öğrenme şansı yakaladım ve tablolarını çok sevdim. Bosch’un tabloları fantastik yaratıkları, mekânları konu alan, bazıları için irkiltici derecede karakterlerle süslü kaotik ve kalabalık resimlerdir. Ama bence insanların içindeki kötülüğü, şiddeti, hırsı çok etkileyici ve güzel bir şekilde anlatır. Oturup uzun uzun ve ayrıntılı incelediğinizde keşfedebileceğiniz bir sürü ayrıntısı ile büyük bir dehadır.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Bu yazıda anlatacağım Tılsım-ı Kudret kitabı –özellikle de yer altındaki cehennemsi yerde geçen sayfalar- bana ressamın tablolarını hatırlattığı için resim sanatı ve Bosch ile giriş yaptım. Göktuğ Canbaba’nın bu kitabı 2010 yılında Laika Yayıncılık’tan çıkmış, 2017 yılında ise yeniden gözden geçirilip bu sefer İthaki Yayınları’ndan piyasaya sürülmüş. Yazar, başlangıçta bir çizgi roman olmasını düşünerek yaratmış bu kitabı ama bu gerçekleşemeyince romana dönüştürmüş. Çizgi roman olarak yayınlansaydı da ilginç olabilecek kitap bu haliyle de hayli merak uyandırıcı ve sürükleyici olmuş bence.

Büyükbabası ve babası gibi A.B.T. (Antik Bilgi Toplayıcıları) üyesi olan Mösyö Frederic yani Fransız, giriştiği bütün arayıcılık işlerinde başarısızlığa uğramış, hem ailesinin meşhur geçmişi altında ezilmiş, hem de yaşadığı şanssızlıklar sonucunda her şeyden vazgeçmiş biridir. En yakın dostu olan Tilki lakaplı Yusuf artık efsaneleşmiş ve çok eski bir muskadan bahsettiğinde ilk başta hiç ilgi göstermez ama arkadaşının onu iteklemesiyle araştırmalara başlar. Başladığı gibi de işler karmaşık ve ilginç bir hal alır.

Kitap, bir yandan şimdiki zamanda geçen bu arayış macerasını anlatırken bir yandan da muskanın Osmanlı döneminden başlayan varoluş hikâyesini okurlara sunmaktadır. İbn-i Reşad isimli hocanın yarattığı bu muska, iblis ve ifritlerin de işin içine girmesiyle çok kuvvetli, yanlış ellere geçtiğinde dünyayı kötülüklerle dolduracak bir etkiye sahip olur. Fransız bu muskayı ele geçirip A.B.T’ye teslim edip eski günlerine dönmek isterken, çok başka, karanlık bir yerdeki iblisler, ifritler lanetli olan bu muskayı yakalayıp kötü ruhları ve güçleri serbest bırakmayı planlamaktadırlar. Acaba bu mücadeleyi hangi taraf kazanacaktır?

Yüzüklerin Efendisi ve benzeri filmleri sevenler için harika gelebilecek bu kitap; fantastik edebiyatı, korku unsurlarını, macerayı, iyilik ve kötülüğün mücadelesini, efsaneleri, mitolojiyi velhasıl heyecanlı ve ilginç bütün konuları bir araya getirmiş ve bence güzel bir şey çıkmış ortaya. Yeni bir macera ile devam kitabının olmasını dilediğim gibi filmi de çekilmiş olsa zevkle izleyebileceğimi düşündüm doğrusu.

Tılsım-ı Kudret’i güzelce anlattıktan sonra bir de yaratıcısı Göktuğ Canbaba ile yaptığım söyleşiyi okursanız kitaba karşı daha bir ilgi duyarsınız sanırım. Biraz değişik bir söyleşi olmasına çalışarak genel geçer sorular yerine kitabı okurken aklıma takılanları yönelttim. Umarım hoşunuza gider de sizi meraka düşürüp kitabı almanıza ve okumanıza vesile olurum.

Keyifli okumalar…

  • Sana bir güç verecek bir tılsımın, bir eşyan olsaydı, bu nasıl bir tılsım/eşya olurdu? Hangi gücünün olmasını isterdin ve bu güçle neler yapardın?

İstediğim zaman beni bulunduğum yerden alıp, dilediğim başka bir yere götürebilecek bir tılsım hiç fena olmazdı. Işınlanma yani 🙂 Bu güzel bir kaçış planı. Sabah kalkıp nette berbat haberler gördüğüm zaman hop Nepal’de soluğu alıp uzun yürüyüşlere çıkıyorum mesela. Kaçmak için çok nedenimiz var.  Ama kaybedeceğim bir şey olmaması gerekiyor bu tılsımın; yani kolye, yüzük falan gibi. Amazon’da kan ter içinde kolye aramak da var.

Bir dövme olabilirdi bu tılsım. Işınlanma tılsımı yapan bir dövmeciden, vücudumun herhangi bir yerine o dövmeyi yaptırıyorum ve dövmeye güneş yağını sürdüğüm gibi düşündüğüm yerdeyim. Bileşenler: ışınlanma dövmesi yapan bir dövmeci, ışınlanma dövmesi ve güneş yağı. Güneş yağı eklememin sebebi, dövmelerime yağ sürmeyi sürekli unutmam. Böylece hem gezip hem dövmelerime iyi bakabileceğim. 🙂

  • Muska, nazarlık ve benzeri şeylerin gücü, elektriği ya da enerjisi hakkında neler düşünürsün? Bazı eşyaların gücü olduğuna inanır mısın? Mesela sana şans getirdiğini düşündüğün bir eşyan var mıdır?

İnanmıyorum ama fena halde inanmak istiyorum. Dünyanın, yaşadığımız toprakların sadece gördüğümüz, dokunduğumuz şeylerle sınırlı olması beni üzüyor. İçinde, kaynağında bir şeyler gizlediğini düşünüyorum.

Dünya bir zamanlar ne kadar etkileyici ne kadar gizemli bir yerdi. Bilinmezliğin üzerindeki örtüler kaldırıldıkça, hayal güçleri de yok oldu.  Sizce de geceler, hayaletler terk ettiğinden beri, fazla boş ve anlamsızca karanlık değil mi?

Maupassant’ın şu sözüne katılmamak elde değil sanırım. Büyü gerçek olmasa bile, en azından biz onun gerçek olmadığını bilmeseydik bari 🙂

Bana şans getirdiğini düşündüğüm bir eşyam yok. Sakladığım, benim için önemli olan, bazı anları yaşamamı sağlayan eşyalarım var ama iş güce, kudrete girince sorunun yanıtı hayır oluyor.

  • Kitabında isimler bence anlamlı ve ben isimlerin bir gücü, etkisi olduğunu düşünürüm. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Kitabındaki isimleri nasıl belirledin?

Evet Tılsım-ı Kudret’te çok fazla karakter var ve bu karakterlerin isimleri de pek sıradan isimler değil. Ezeli Kısmet Kulesi, Hak Arayanlar Ormanı, Kefenyırtan gibi. Ben de isimlerin karakteri şekillendirdiğine inanıyorum. İsminin anlamını bilip onu hissedebiliyorsan tabii ki. Tılsım-ı Kudret’teki isimler, karakterler hakkında çokça ipucu veriyor aslında. Bu da o karakterin hikayesindeki katmanları derinleştiriyor. Ve onunla ilk karşılaştığın an sana daha masalsı, daha gerçeküstü bir ezgi sunuyor. 

  • Osmanlı döneminde yaşıyor olsaydın nasıl biri olurdun, neler yapardın?

En temizi, küçük bir sahil kasabasında balıkçı olmak. Statü işin içine girince bi yerde kelle gider herhalde o zamanlar. Hiç bulaşmayacaksın. Sakin, huzurlu bir hayat en güzeli. Tabii vergiler, eşkıyalar falan sıkıntı olabilir ama denemeye değer.

O dönemde antik yapıları kurcalayan, gizem arayan bir kâşif olmak da ayrı heyecan verici olabilir ama. Her şey tüm gizemiyle duruyor çünkü. Sınırsız bir keşif alanı 🙂

  • Kitabının bir müziği olsaydı ne tür ve nasıl bir müzik olurdu?

Biraz karanlık, enstrümantal bir müzik olurdu sanırım. Kimi yerlerinde bizim sazlar, kimi yerlerinde gaydalar, kemanlar…

  • Kitabındaki mitolojik, masalsı ve cehennemvari bölümleri ve buralardaki karakterleri yaratırken esinlendiğin yazarlar, eserler oldu mu? Kimler?

Stephan King, Lovecraft, Poe’nun Tılsım’ın karanlık atmosferine etkisinin olduğu muhakkak. İlahi Komedya’yı okuduğumu hatırlıyorum romanı yazmadan önce; cehennemi detaylandırmak için.  Tabii ki romanı yazarken düşündüğüm bir şey değildi bu. Jules Verne’nin macera dozu yüksek, keşfetme temasının ön planda olduğu eserlerinin de rolünün büyük olduğunu düşünüyorum.

Diğer yandan bence özellikle iki filmin bu romanı yazmamda önemli yeri var. Romanı yazdığım zaman yani 2008’de çok sıkı İndiana Jones hayranıydım, filmleri sürekli açar izlerdim- hâlâ öyleyim aslında- ve Polanski’nin Ninth Gate filmini de aynı şekilde. Dean Corso ve İndiana Jones, Tılsım-ı Kudret’in kahramanı Mösyö Frederic’in namı diğer Fransız’ın ortaya çıkmasında etkili olan iki kahraman.

  • Ben sürekli büyümeye devam ettiğimizi düşündüğüm için bu şekilde soracağım, büyüyünce nasıl bir insan olmak istiyorsun?

Çok haklısın. Çoğu zaman kendime soruyorum, kaç yaşıma geldim hâlâ benzer hatalar yapıyorum, planlarımı erteliyorum diye. Olmak istediğim insana yaklaşamıyorum gibi geliyor. Büyüyünce, şehri kısmen de olsa ardında bırakmış ve doğa ile iç içe bir yaşam seçmiş, etrafındaki insan sayısını azaltmış, sadece önemli konuları kafasına takan, sevdiklerine daha fazla vakit ayıran, huzuru bulmuş bir insan olmak istiyorum 🙂

  • Okumaktan en çok zevk aldığın yazar/lar kimlerdir?

Çok var ama ilk aklıma gelenler; Herman Hesse, Richard Brautigan, Etgar Keret, Ursula L. Guin, İhsan Oktay Anar, Patrick Rothfuss, Scott Lynch, Roald Dahl.

  • Yetişkin kitapları kadar çocuk edebiyatına verdiğin eserlerle de biliniyorsun. Senin için en eğlenceli olan hangisi, yetişkin mi yoksa çocuk mu?

Aslında ikisinin de kendine has güzel yanları var. Ben tarz olarak eğlenceli metinler yazmaya çalışıyorum zaten. Yetişkinler için daha çok kara mizahi bir tarz geliştirdim son senelerde. Ayyaş Buda’yı yazarken gerçekten çok eğlendim.

Çocuklar için de yine eğlenceli metinler kaleme alıyorum Valizdeki Kedi adlı romanım gibi. Çocuk edebiyatı yazarken kendimi iyi hissediyorum. Rengarenk bir dünyanın içinde, özgürce ilerlediğim, hayal gücünün sınırlarını keşfettiğim, aynı zamanda bu dünyanın kötülerini dövebildiğim bir alan orası.

  • Geleceği sorarak söyleşiyi sonlandırayım. Ben biraz biliyorum ama okurlarımız için son çalışmaların ve yakın dönem projelerinden bahsedebilir misin?

Perili Ev adlı romanım yeni çıktı. BöcekYapım ile ortak projemiz. Seneye umarım filmini izleyeceğiz. O proje beni heyecanlandırıyor. Çocuklar için üretmeye devam edeceğim. Yine DoğanEgmont’tan çıkacak hikâye kitaplarım ve romanlarım olacak. Arayış Ormanı serisinin ikinci kitabı Nisan’da çıkacak gibi duruyor. O seri benim için önemli. Diyarı ince ince işlediğim, kurgusunu ayrıntılı şekilde ördüğüm bir fantastik edebiyat serisi. Umarım bu sene bol bol hayal kurup ürettiğimiz, daha az üzüldüğümüz bir sene olur. Çok teşekkür ederim bu keyifli söyleşi için.

  • Tılsım-ı Kudret
  • Yazar: Göktuğ Canbaba
  • Türü: Roman-Fantastik
  • Baskı Yılı: Aralık 2017
  • Sayfa Sayısı: 392 sayfa
  • Yayınevi: İthaki Yayınları
Perge Dündar

Perge Dündar

Merak ve hayret eder...
Perge Dündar

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *