TUDEM
 
TUDEM

Kendi Kumaşının Terzisi

Faba Kahve

Şair Gökhan Akçiçek’in kitabını elimize bir kumaş topu gibi alıp yavaş yavaş sayfalarını açmaya başlayalım.

Behçet Necatigil “Düzyazılar” adlı kitabında ”… şiirin ilk bakışta çapraşık ve muammalı görünmesi onun çözülemeyeceği anlamına gelmez. Ön plânla geri plân arasında bağlar, belirli motif örgü ve atkıları varsa her şiir, bir kumaş gibi, iplik iplik açılabilir.” Sözleri ile kumaş ile şiiri arasında bir benzerlik olduğunu söyler. Hatta şairler de zaman zaman yazdıkları şiirler ile kumaşlar arasında bağ kurarlar. Örneğin Nabi şiirine “Halep Kumaşı” adı verirken Şeyh Galip’in şiirlerine de başkaları “Hint Kumaşı” demişlerdir. Hal böyle olunca ve de kitabın da adı “Patiska” olunca ben de yazımı kumaş ile buluşturma gereği hissetim. Her ne kadar bir manifaturacının oğlu olsam da yazımda “şairin kumaşı iyi” “ şair kumaşı…” gibi üzerime bol gelen cümleler kurmayacağım.

 
KitapEki
KitapEki

Şair Gökhan Akçiçek’in kitabını elimize bir kumaş topu gibi alıp yavaş yavaş sayfalarını açmaya başlayalım. Öncelikle “Patiska” nın iplik gibi yağan yağmurlardan dokunduğunu görüyoruz. Çünkü şairimiz yağmurlu kentin yağmurlu şairidir. Dolayısıyla da ipliği yağmurdur.


Biraz yağmur, biraz buğu
Ellerini koy alnıma
Şaşırıp bastığın yanlış zil
Sesi gibi irkilsin dünya

Hemen hemen her şiirde yağmurlu kentin rüzgârı dalgalandırıyor “Patiska”yı


İstersen çözüver saçlarını
Rüzgâr dağıtsın yağmur toplasın
Yeni bir cümle kur bana
Yeter ki devrik olmasın
                                                                                                            

Ve yağmurlu kentin insanlarının yakasına ilişiveriyor bir gül yerine rüzgâr.

Altı bölümden oluşan kitabın ”İsimsiz Sular “ adlı birinci bölümün sularında Akçiçek Türkçe alfabenin çakıl taşlarını ustalıkla sektiriyor. Bu bölümde şair şiirlerini dil, zaman, renk, doğa imgeleri ile örüyor.


Dönüp dolaşırdı genzinde
Çakıl taşlarından bir alfabe 

Sessiz harfler yorulmasın diye
Susardın bazen benden önce 

Nasılda yakışırdı sesine
Şırıltı ahengiyle o sakin Türkçe…                                  

İkinci bölüm olan ve kitap ile aynı adı taşıyan “Patiska” bölümünde şair kumaşa aile, kardeş, anne ve sevdiklerini motif olarak işlemiş. Hatta “Esbapı Yadigâr” adlı şiirinde babasının ceketini bile giymiş.


Baba,
Görseydin gülerdin mutlaka
Ceketin tam oldu üstüme,
Palton, gömleğin keza
 

Annesi şairin babadan kalan ceketinin yakasına yalnızca şehrin rüzgârını iliştirmiyor, şiirin kahkahasını da iğneliyor.


Anne sokağa çıkıyorum, yani hayata
Üstümde, etime iğnelediğin kahkaha 

Yine bu bölümde ithaf şiirlere yer vermiş. Kardeşine, Şair Şinasi Tepe’ye, Naci Altaş’a, Azer Yaran’a, Mustafa Erverdi’ye ve bendenize…

Şair Akçiçek “Suların Vazgeçtiği” bölümünde ise daha önceki bölümlerdeki anne, baba, dil ve doğa imgelerinin hepsini karışık şekilde işlemiş.

“Yakamıza İlişen Rüzgâr” adlı bölümde ise kısa şiirler adeta şiir okulunun avlusunda koşturan çocuklar gibi. O çocukları avluda koşturan şairin içinde de adeta bir çocuk vardır. Bu nedenle Akçiçek şiirinin neredeyse hepsinde bir çocuğun sesi duyulur.


Meğer boyadığım haritanın
Üstünde uyumuşum
Annem erken fark etmiş neyse ki
Birbirine kavuşturmuş, donmadan
Kutuplarda üşüyen ellerimi

Anne, baba olurda oğul olmaz mı? “Tırtıl Sayfası” bölümü şairin oğlu Miraçhan için yazdığı şiirler bir tırtıl gibi yaprakları yiyorlar.

Ben sana bilerek gülümsedim
Küçük tırtıl
Kaybolmayasın diye
Koca ormanda

“Günleri Karşılayan” bölüm ise birbirinden bağımsız dört şiirden oluşuyor.

Kumaş ve şiiri birbirine yamamaya çalışarak kitabı anlatmaya çalıştım. Son sözümü söyleyerek düğümü atayım yazıya.

Şair Gökhan Akçiçek kendi kumaşının terzisidir. 

  • Patiska
  • Yazar: Gökhan Akçiçek
  • Sayfa: 110 sayfa
  • Yayınevi: Artshop Yayıncılık, 2016

Kitap Eki Dergisi
Fatin Hazinedar
Latest posts by Fatin Hazinedar (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Fatin Hazinedar

15 Mart 1965 tarihinde Fatsa Bolaman’da ailenin üçüncü ve son numarası olarak doğdu. Orta öğrenimini Fatsa Bolaman’da tamamladı. 1987 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği bölümünü bitirdi. Çocukluğu babasının manifatura dükkânındaki kumaşların, denizin ve fındık bahçelerinin içinde geçer. İleri de yazacağı şiirlerinde deniz imgesinin bolca oluşu şairin denizle büyümesinden kaynaklanmaktadır. Şiirleri başta Evrensel olmak üzere Adam Sanat, Milliyet Sanat, Düşlem, Poetik Us, Yeni Biçem, Mozaik, Yine Hişt gibi dergilerde yayımlanır. 1995 Yılında Rıfat Ilgaz Şiir ödülünde “Aşk-ı Salacak” adlı dosyası övgüye değer bulunur. Ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde de denemeleri çıkar. Kendi deyimiyle fındıkkabuğu ile yola çıktığı şiir denizinde kendisine Kerempe’den Rıfat Ilgaz feneri yol gösterir. Yanında Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya gibi can simitleri vardır. Aşk-ı Salacak adlı Çınar Yayınları tarafından yayımlanmış bir şiir kitabı bulunmaktadır.

Read Previous

Metrodaki Yabancı: Dünyanın Enerjisini Taşıyan Çanta

Read Next

Gregor Samsa’nın “Dönüşümü”

One Comment

  • Teşekkür ediyorum, şiir kardeşim… Karadeniz’in yağmuru aynı yürek hizasında buluşturuyor bizi. İstanbul’a, Galata ve kız kulesine dahası boğaz içi vapurlarına, martılara; Bolaman martılarının selamını iletiver lütfen…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *