Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Kötülük ve Empati Üzerine

0

Zorbalık, gücünüzün yettiği yere ve kişilere yöneltilen, cesaretle çok da bağı olmayan bir davranış biçimi; biz, ne zaman, nerede ve ne şekilde zalimleşebileceğimizin sınırlarını ölçebilecek empatiye sahip miyiz?

Kötülük problemi felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi birçok farklı disiplinde tartışılan ve hakkında onlarca çalışma yürütülen alanlardan biri. Dünyadaki kötülük, zalimlik ve acımasızlık arttıkça kötülük problemi üzerine yazılmış kitapları ve insanların zalimliğine getirilen açıklamalar hakkındaki metinleri daha da çok okumaya başladığımı fark ettim. Bu kitapların ve çalışmaların bize sunacağı açıklamalar aracılığıyla, iktidarların, devletlerin ve insanların birbirine yaptığı zalimlikleri önlemenin bir yolu olup olmadığı üzerine düşünmenin faydalı olabileceği görüşündeyim.

Geçtiğimiz ay, Say Yayınları tarafından yayımlanan Kötülüğün Anatomisi, kötülük problemi üzerine okuduğum en ilginç kitaplardan biri oldu. Bunun en temel nedeni, bu kitapta kötülüğün, alıştığım gibi yalnızca sosyal bilimlerin kavramlarıyla değil; kimyanın, biyolojinin, sinirbiliminin kavramlarıyla da tartışmaya açılması ve insandaki kötülüğe yatkınlığın fen bilimleriyle temellendirilmeye çalışılması. Simon Baron-Cohen’in kitabının farklılığı burada da bitmiyor; yazar, “empati” kavramıyla kötülük problemine basit görünen ancak güçlü temellere sahip bir açıklama getiren bir teori öne sürüyor.

Kötülüğün Anatomisi, kötülüğün doğuştan kaynaklanan bir gen eksikliğinin sonucu olarak ortaya çıkmış olabileceğini, genlerdeki bu anomali ile çevresel faktörlerin birleşmesinin bir sonucu olarak insanın kötülüğe ve zalimliğe daha kolay uyumlanabileceği fikrini ortaya atıyor. Bu, okura, kötünün tarihsel anlamında ve Schopenhauer’in kötülük yorumlarında olduğu gibi “Kötülüğün insana doğuştan verili olduğu savına geri mi dönülüyor?” endişesi/ sorusu yaratabilir ancak yazar, konuyu net bir açıklama halinde sunmak ve kesin bir karara varmak konusunda da temkinli ilerliyor. Kitap, kötülük ve insanın zalimliğiyle ilgili yeni sorularla tartışmayı farklı bir yöne ilerletiyor.

Kitabın birinci bölümü, yazarın sorusuyla açılıyor ve bu soru, kitap boyunca okura eşlik ediyor: “Nasıl oluyordu da insanlar diğer insanlara birer nesneymişçesine davranabiliyorlardı?” Bu soru çok önemli çünkü biz insana şiddet uygularken, işkence yaparken ve/veya tecavüz ederken onun varlığını ve benliğini yok sayma durumu söz konusudur. Empati erozyonu adı verilen ve insanlık dışı uygulamalara varabilen bu duruma dikkat çeken ilk isimlerden biri Martin Buber. Hitler’in iktidarından sonra kürsüsünü terk etmek zorunda kalan Buber, empati erozyonunun en önemli sonucunun karşımızdaki insanı bir nesneye dönüştürmek olduğunu görüşünü ortaya atıyor ve “Ben ve Sen” isimli kitabında bu konuyu detaylı bir biçimde tartışmaya açıyor.

Kitaptaki bir diğer önemli kavram “empatinin sıfır derecesi”. Empatinin sıfır derecesi negatif olduğunda, kişi, başkalarıyla iletişim ve ilişki kurma biçimlerindeki farkındalığını tamamen yitirmiş durumdadır. Diğer insanların duyguları, düşünceleri ve istekleri tamamen konu dışı kalıyor. Empatinin sıfır derecesi kişiyi bir katile, bir işkenceciye dönüştürebilir; en iyi ihtimalle de kişinin yalnız ve sosyal hayattan dışlanmış bir yaşam sürmesine neden olur. Sıfır-negatif’in üç farklı tipi var: Borderline, Psikopat, Narsist. Bunlar, kişilik bozukluklarının örnekleri ve bu kişiler, başka insanların hayatlarıyla ilgili sinir bozucu derecede kayıtsız olabiliyorlar. Empatinin sıfır derecesinin negatif olması, birçok konuda çeşitli olumsuz anlamlar barındırıyor. Peki, empatinin sıfır derecesi pozitif olduğunda neler oluyor? Bu gruptaki insanlar da davranışlarında empati sorunları gösteriyor ancak bu gruba dahil bireyler, genellikle başka insanlara karşı zalimlik ve zorbalık içeren davranışlarda bulunmuyorlar. Otistik bireyler de bu gruba dahil; bu gruptaki bireyler, sistemleştirme yaparak bu durumlarını pozitife çevirebiliyor.

Yazara göre empati, dünya üzerindeki birçok sorunun kesin çözümü olabilir. İşteki problemlerden uluslararası anlaşmazlıklara, ikili ilişkilerdeki problemlerden politik meselelere kadar tüm sorunlar insanların birbirini anlamak ve birbirlerinin duygularına, düşüncelerine uygun bir davranışla karşılık vermek ile çözümlenebilir. Dinin, siyasetçilerin ve birçok insanın önerdiği, diğer insanları ötekileştirmekten başka bir işlevi olmayan çözüm yollarına göre bu, epey faydalı bir yola benziyor.

Kitabın sonunda, Empati Katsayısı Testi’nin yetişkinler ve çocuklar için iki ayrı versiyonu bulunuyor. Bana kalırsa, bu testi cevaplarken kişinin kendine karşı dürüst olması çok önemli. Bu testi yanıtlarken şunları düşünmek gerekir: Sinirlendiğimde, benden alt kademedeki çalışma arkadaşlarıma zorbalık ediyor muyum? Bir kafeye gittiğimde, garsona hizmetçim muamelesi yapıyor muyum? Haklı olduğumu düşündüğümde sevgilime, arkadaşlarıma, aileme psikolojik şiddet uyguluyor muyum? Sonuçta zorbalık, gücünüzün yettiği yere ve kişilere yöneltilen, cesaretle çok da bağı olmayan bir davranış biçimi; biz, ne zaman, nerede ve ne şekilde zalimleşebileceğimizin sınırlarını ölçebilecek empatiye sahip miyiz? Dünyadaki kötülüğü, zalimliği ve zorbaların insanlara yaptıkları üzerine düşünürken, bu sorunun cevabının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha fark ediyorum.

  • Kötülüğün Anatomisi
  • Yazar: Simon Baron-Cohen
  • Çeviri: Tuna Tezgel
  • Türü: Psikoloji
  • Basım Tarihi: Haziran 2016
  • Sayfa Sayısı: 248 Sayfa
  • Yayınevi: Say Yayınları

Özge Uysal

1990 yılında İstanbul’da varoldu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. 2015 yılında, İstanbul Tanpınar Edebiyat Festivali ekibinde yer aldı; Festival Antolojisi’nin editörlük görevini üstlendi. Şimdilerde bir reklam ajansında çalışıyor. Aynı zamanda çeşitli dijital ve matbu mecralarda kitap eleştiri yazıları yazmaya, çeşitli yayınevinde editörlüğe ve haber çevirmenliğine devam ediyor.
Özge Uysal

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *