Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Bankacıların Ölümü

0

Kitabı okurken katil kim sorusuna odaklanmak yerine cinayetlerin sebebine yoğunlaştığınızı hissediyorsunuz. Petros Markaris’i güçlü bir yazar yapan şey bu sanırım.

Yaz rehavetinin yoğunlaştığı zamanlarda okuma etkinliğini rahatlatmak için “hafif” kitapların okunmasını tavsiye etmek adettendir. Bu tarz kitapların, okuma temposunun korunmasına da hizmet ettiği düşünülür. Ama okuyucuyu yormayacağı düşünülen bu tarz kitapların edebi beğenimizi köreltebileceği gerçeğiyle nasıl baş edeceğiz? Dahası Tim Parks’ın Ben Buradan Okuyorum’da ısrarla üstünde durduğu, yukarı doğru okumanın –ucuz romandan nitelikli eserlere geçmenin– olanaksızlığı gerçeğine sırt çevirmeden, nitelikli edebiyatın sınırlarından çıkmadan, nasıl okuma etkinliğimizi rahatlatacağız?

KitapEki
KitapEki

Her okurun bu sorulara yanıtı farklı olabilir. Fakat genellikle yolumuz tür romanlarıyla, özellikle de polisiye ile kesişir. Sadece sıradan okur için değil aynı zamanda teorisyenler, akademisyenler ya da yayın profesyonelleri için de geçerlidir bu durum. Mesela Mandel Hoş Cinayet’te, baş etmeye çalıştığı teorik meselelerden kaçmak için polisiye okuduğunu iddia eder. Türkiye polisiye tarihi konusunda ilk aklımıza gelen isimlerden Erol Üyepazarcı ise “iyi polisiyenin iyi edebiyat” olduğunu defalarca tekrarlamıştır. Umberto Eco’nun Gülün Adı ya da Murathan Mungan’ın Şairin Romanı gibi polisiye kurguyu başka türlerle harmanlayan kalburüstü eserler için değil polisiyenin sınırları içinde kalan yapıtlar için de kullanır bu nitelemeyi. Geçtiğimiz günlerde Can Yayınları’nca yayımlanan Petros Markaris’in Batık Krediler kitabı, Üyepazarcı’nın sözlerini hatırlatan bir eser olarak ele alabiliriz.

Vicdanlı Bir Polis: Haritos

Markaris, polisiye tutkunları tarafından yakın markaja alınmış bir yazar. Daha önce Kostas Haritos’un başkarakter olarak arzı endam ettiği Alan Savunması, Che Kendini Öldürdü, Gece Bülteni gibi polisiyeleri Türkiyeli okurla buluşmuştu. Haritos, teknoloji kullanmaktan imtina eden, inatçı, apolitik ama vicdanlı bir polis olarak aklımızda yer etmişti. Cunta döneminde bir şekilde pis ilişkilerden sıyrılmayı başaran ama kendi başına buyruk hareketleriyle cinayet masası komiserliğinden bir adım öteye gidemeyen Haritos’un maceraları aynı zamanda canlı bir Yunanistan betimlemeleriyle de dikkat çekiyor. Markaris, Haritos polisiyeleriyle, içinde yaşadığı toplumun canlı bir fotoğrafını çekmeyi başaran bir yazar çünkü. Devlet-mafya ilişkilerini, futbol dünyasını da işin içine katarak anlattığı Alan Savunması’nda da; Cunta döneminde illegal örgütlerde yer almış, acı çekmiş, işkence görmüş, ama sonra bir şekilde servete kavuşmuş eski solcuların, birer birer halk huzurunda intihar etmeye başlamasının ardındaki sırrın çözülmeye çalışıldığı Che İntihar Etti’de de; yasadışı organ ve çocuk ticareti üzerine kurgulanmış Gece Bülteni’nde de dikkatimizi çeken nokta tam da buydu.

Banka soymak nedir ki…

Batık Krediler’de ise 2009 krizi sonrasında Yunan halkının nefretle andığı bankacıların teker teker öldürüldüğü bir davayla karşımıza çıkıyor Haritos. Markaris’in, kitapta, odağa almak istediği noktayı epigrafta yaptığı Brecht alıntısıyla gösteriyor okuyucusuna: “Banka soymak nedir ki banka kurmanın yanında”.  2010 yılında Yunanistan’ın kemer sıkma politikalarıyla birlikte kamuda maaşlar düşürülmüş ve emeklilik yaşı yükseltilmişti. Aynı dönemde Yunanistan büyük grevlere ve sokak gösterilerine de sahne oluyordu. Krizin faturasının halka çıkarıldığı zamanda iflas etmesi muhtemel bankalar için bir kurtarma plana devreye girmiş, maaşlar düşürülür emeklilik yaşı yükseltilirken, uluslararası sermayenin derdi bankaların mali durumunu düzeltmek olmuştu.

Kostas Haritos, ekonomik krizin derinleştiği ve halkın aldığı kredileri ödeyemediği için elindekileri kaybetmeye başladığı bir zamanda banka yöneticilerini teker teker öldüren bir seri katilin peşine düşüyor kitapta. Katil, bankacılık sektörünün sacayağı olan banka müdürlerini, uluslararası finans kuruluşların yöneticilerini ve batık kredilerin peşine düşmüş aracı kurumları hedef alarak, finans kapitalin iç yüzünü ortaya sermeye başlamıştır. Aynı zamanda da halka kredileri geri ödememe çağrısı yapar. Yunan hükümeti ne yapacağını şaşırmış bir şekilde olayı terör saldırısı olarak nitelemeye başlar. Haritos ise olayın arkasındaki asıl sebebin peşine düşecektir.

Krizin Sorumluları

Markaris’in diğer kitaplarında da görmeye alıştığımız canlı ülke manzarasını Batık Krediler’de de görmek mümkün. Kitabı okurken aynı zamanda maaşı düşürülen emeklinin de erkeklerle aynı yaşta emekli olacağını öğrenen kadının da sesini duyabiliyorsunuz. Markaris’in kahramanı açık bir politik tavır almasa da ezilenlerin sesine kulaklarını tıkamıyor. Katilin eylemini yargılamak ya da bankaların adını temize çıkarmak gibi bir derdi de yok Haritos’un. Ana akım suç kurguları sistem eleştirisi yapar gibi gözükseler de en sonu sistemi aklamaya yönelik adımlar atarak okurun ya da izleyicinin konuyu tartışmasının önüne geçmeye çalışırlar. Dedektif öykülerinden günümüz polisiyesine kadar pek çok örnek bize özel mülkiyetin kutsallığını hatırlatır. Oysa Markaris, tam da özel mülkiyetin kutsallığını sorgulatan bir katil yaratarak, dahası onu okur için sempatik hale getirerek kuruyor anlatısını. Batık Krediler’i okurken büyük şirketler vergi kaçırıp karlarına kar katarken, halktan kemer sıkmasını istemenin saçmalığı üzerine düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Batık Krediler’i yaz aylarında okunması tercih edilen çerez kitaplardan ayıran özelliği polisiye klişelerini kullanmasına rağmen, polisiye sınırlarını aşabilme becerisinde saklı. Kitabı okurken katil kim sorusuna odaklanmak yerine cinayetlerin sebebine yoğunlaştığınızı hissediyorsunuz. Petros Markaris’i güçlü bir yazar yapan şey bu sanırım.

 

  • Batık Krediler
  • Yazar: Petros Markaris
  • Çeviri: Hulki Demirel
  • Türü: Polisiye
  • Baskı yılı: Temmuz 2017
  • Sayfa Sayısı: 358 Sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları
Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *