TUDEM
 
DESTEK

Ayşegül Kocabıçak; “Nerede, hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın öteki olanların tarafındayım.”

Faba Kahve

Küçük bir kız çocuğunun yetişkinliğe adım atarken içinde yaşadığı yalnızlığı, çaresizliği, erkek egemen toplumun dayattığı kurallar karşısında saklamak zorunda olduğunu düşündüğü kadın kimliğiyle var olmaya çalışmasını temsil ediyor.

Ben Gülüzar. Gülizar, gül yanaklı demektir ama Gülüzar olunca bir anlamı olmuyor. Bu ülkede kadın olarak var olmaya çalışmak gibi belki de!

 
KitapEki
KitapEki

Böyle tanıtıyor Gülüzar kendini. Dokuz yaşındayken tutmaya başladığı günlüklerle giriyoruz onun dünyasına. Yıllar içinde yakılan, yırtılan, yok edilen günlüklerden saklayabildiği kadarıyla paylaşıyor iç dünyasını, muhafazakâr ailesini, mahallesini, yüreğindeki ilk kıpırtıları, büyüme sancılarını… Ve alabildiğine sorguluyor her şeyi o muzip diliyle, hiç sakınmadan. Aileyi, inancı, ülkenin gündemini belirleyen olayları, çoğu zaman hepimizin elini kolunu bağlayan âdetleri… “Neden” diye soruyor, “başkaları sinemaya rahatça giderken, ben ancak yalan söyleyerek gidebiliyorum? Neden erkek arkadaşımla konuşurken birileri görecek diye ödüm patlıyor? Neden arkadaşlarım liseye giderken, ben gidemiyorum?”

Hepimizi kıskıvrak yakalayan her şeyden kaçmak istiyor aslında Gülüzar. Mahallelerden, ailelerden, şarkılardan, türkülerden, hatta bazen kadınlığından bile. Batı’ya olan acemi hayranlığıyla, özgürlüğe olan düşkünlüğüyle, kendi kendine, muzipçe sesleniyor: Run Gülüzar Run… Koş Gülüzar koş! Biz de arkasından bağırıyoruz: Aç kanatlarını Gülüzar, kolay olmasa da aç! Uç Gülüzar uç!

Ayşegül Kocabıçak‘ın Run Gülüzar Run isimli kitabı bugün raflardaki yerini aldı. Yazarla yeni kitabı üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gülüzar, her şeyden kaçmaya çalışan bir kadın ama bunu yaparken de sürekli sorguluyor? Gülüzar neyi temsil ediyor?

Öncelikle Gülüzar, Türkiye’de yaşayan ve kadın kimliğiyle var olmaya çalışan tüm kadınları simgeliyor.

Ve diğer önemli bir nokta da şu: Küçük bir kız çocuğunun yetişkinliğe adım atarken içinde yaşadığı yalnızlığı, çaresizliği, erkek egemen toplumun dayattığı kurallar karşısında saklamak zorunda olduğunu düşündüğü kadın kimliğiyle var olmaya çalışmasını temsil ediyor. Yok sayılan kadın ergenliğinin de aslında erkeklerinki kadar zor ve sancılı olduğunu anlatmayı seçen bir yazanın kalemini temsil ediyor.

Gülüzar’ın dünyasına 8 yaşındayken yazmaya başladığı günlüklerinden giriyoruz. Böyle bir yöntemi tercih etme nedeniniz nedir?

Gülüzar’ın yaşadığı dönemi göz önünde bulundurursak kız çocukları için günlük tutmanın önemini de hatırlarız. Özellikle yapılmış bir tercih değildi. Sadece Gülüzar bir anda seksenlerde, Bursa’da yaşayan bir kız çocuğu olarak beliriverdi gözümde ve ilk kelimeler günce olarak döküldü.

Gülüzar, bu ülkede kadın olmanın tüm zorluklarını yaşıyor mu?

Kendi yetiştiği ortama ait tüm zorluklara değinmek için çabaladım. Ama aynı dönemde farklı kültürel çevrelerde yaşayan kadınların da farklı sorunları vardı muhakkak.

Gülüzar kendi mahallesinden ve kendi ailesinden sorumlu bu anlamda 🙂 ama bu ülkede kadın olmanın zorlukları sadece bizim Gülüzar’la anlatılamaz.

Gülüzar sadece kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı sorunlarla değil, tüm meselelerle ilgileniyor. Onu böyle bir yaklaşıma iten şey ne?

Meraklı çünkü. Ve düşünüyor. Soruyor, cevapları bulana dek soruyor. Peşini bıraktığı bir olay yok Gülüzar’ın. İlle de öğreniyor. Öğrenme heveslisi, düşünen, sorgulayan, aklı başında bir kız o.

“Sanki gerçek dünya Cine5’teki şifreli filmler gibi. Bize hep şifreli yayın, zenginlere hep net görüntü!” diyor Gülüzar. Yaşadığı sorunları sadece yoksul bir kadın olduğu için mi yaşıyor? Zenginlerin dünyasında da bunun bir benzeri olamaz mı?

Az önce bu soruyu kısmen cevapladım aslında. O kendini ve kendi çevresini biliyor. Yoksul olduğu için daha çok hırpalandığını düşünüyor. Öğretmeninin kızının giysisini kıskanıyor mesela, sonra kıskandığı için günaha girdiğini düşünüyor ve diyor ki, “Neden öğretmenimizin kızı her okula geldiğinde farklı bir kabanla geliyor da ben hep annemin ördüğü hırkaları giyiyorum? Onu kıskanınca da günaha giriyorum. Hem kabanım yok hem ben günah işlemiş oluyorum.

Olayları hem dini, hem insani boyutta düşünüyor farkında olmadan. Çünkü iyi-kötü, doğru-yanlış dengesi hep din üzerinden öğretiliyor ona. Büyüklerin hayatında iki önemli şey var: din ve para!

Zengin olan dünyayı bilmediği için özenip, paranın soru-n-larının bir kısmına çözüm olabileceğini hayal ediyor. Diğer yandan dini kurallara göre düşündüklerini karşılaştırıp sonsuz çelişkilerin içinden çıkmaya çalışıyor.

Bu kitabınızı diğerlerinden ayıran şey nedir? Önceki kitaplarınızda da toplumun sorunlarına değiniyordunuz, bu sefer sanki çok daha can yakıcı bir meseleye odaklanmışsınız.

Daha çok can yakmasın, çok canımız yanıyor zaten değil mi 🙂

Önceki kitaplarda da bu kitapta da derdim hep aynı aslında. Nerede, hangi şartlar altında yaşarsa yaşasın öteki olanların tarafındayım. Bunun acısını yaşayan bilir. Güllerin ortasında diken, dikenlerin ortasında gül gibi hisseder, sebepsiz. Ötekidir çünkü.

Gülüzar bu durumu şöyle anlatır bir yerde:

Bazen kendimi şu yeni çıkan, çok renkli tükenmezkalemler gibi hissediyorum. Anneme başka, babaanneme başka, Kuran kursunda başka, kızların yanında başka renk oluyorum da asıl olmak istediğim renk olamıyorum bir türlü. Her rengimi deniyor çevremdekiler. Beni görmek istedikleri renge basıyorlar, hop o renk oluveriyorum. Peki, Gülüzar aslında ne renk, düşünen, merak eden, soran yok biliyorum.

Bu kitabınız vesilesiyle kadınların hayatında bir şeyleri değiştirebileceğinizi düşünüyor musunuz? Okuyan kadınlar sizce ne hissedecek?

Ben sadece onlara dokunmak istiyorum. Onlarla aynı ülkede aynı şartlar altında yaşıyorum. Nelerden yoksun olduklarını, ne tür zorluklarla mücadele ettiklerini, nasıl var olma savaşı verdiklerini çok iyi biliyorum.

Okuyan kadınlar?

Gülüzar’ı sevecekler, net!

  • Run Gülüzar Run
  • Yazar: Ayşegül Kocabıçak
  • Türü: Öykü
  • Baskı Yılı: Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı: 144 Sayfa
  • Yayınevi: Hep Kitap

Kitap Eki Dergisi
Gün Çağ Aydın
Takip için

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Gün Çağ Aydın

1980 yılında Muğla'nın Yatağan ilçesinde doğdu. Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik Bölümü mezunudur. 2004 yılından bu yana grafik tasarımcılık yapmaktadır. Çeşitli siyasi gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı. KitapEki'nde yayın yönetmenliği görevinde bulunmaktadır.

Read Previous

Man Booker Roman Ödülü için hangi kitaplar finale kaldı?

Read Next

Akademik Tarih, Popüler Tarih ve İlber Tarihi

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *