YARINA DA KALSIN! İSTANBUL YAZILARI

Sinan Genim, İstanbul Yazıları isimli kitapta, İstanbul ve mimari üzerine gazetelerde yazdığı, güncelliği geçmeyen yazılarını toplamış. Bu şehri yaşayan herkesi İstanbul’u tanımaya, sevmeye, daha da önemlisi korumaya çağırıyor, egemen erke inat.

“Bana İstanbul’u anlat nasıldı?
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler, Sarayburnu, minareler ve Haliç’e
Deyiverdin mi bir merhaba, gizlice

Dur! bırak, kımıldama, kal biraz öylece n’olur
Kokun İstanbul gibidir, gözlerin İstanbul gecesi”
Nâzım Hikmet

Çelişkilerin herkes tarafından görülebildiği, herkesin kendince bir çözümü bulunan ama kimsenin de elini oynatmadığı, “koruyalım” denilmesine rağmen “yok edilmesi” için elbirliğiyle uğraşılan fakat yine de direnen… imparatorluklar başkenti, medeniyetler beşiği İstanbul. Bir taşını kaldırdığınızda altında tarih yatan kaç şehir vardır, her bulunan kalıntının da tarihini daha eskilere, hiç umulmayacak kadar eskilere götürdüğü kaç şehir…

Asıl soru “bunca yıkılmasına, tahrip edilmesine, hor kullanılmasına, bozulmasına karşın hâlâ güzel olan, çirkinlikleri örtmeyi başaran kaç şehir vardır” olmalı… Türklere Avrupalının “barbar” demesinin birincil nedeni tarihi ve doğal güzellikleri yok etmesindendir besbelli.

Güncelliği geçmeyen yazılar

Sinan Genim, DGSA Mimarlık Yüksekokulu’nu bitirdikten sonra “İstanbul’un İskanı” teziyle doktor olan, birçok üniversitede ders veren, özellikle restorasyon ve rölöve çalışmaları yapan, İstanbul Koruma Kurulu üyeliğinin yanı sıra Türkiye Anıt Çevre ve Turizm Değerlerini Koruma Vakfı (TAÇ) yönetim kurulu başkanlığını yürüten bir İstanbul sevdalısı… Bu kitapta, İstanbul ve mimari üzerine gazetelerde yazdığı, güncelliği geçmeyen -sahi, İstanbul’un güncelliği geçer mi- yazılarını toplamış. Bu şehri yaşayan herkesi İstanbul’u tanımaya, sevmeye, daha da önemlisi korumaya çağırıyor, egemen erke inat.

Dünyanın merkezi…

… Sultanahmet. Sadece Milyon Taşı (Sıfır Taşı) nedeniyle değil, işte bu Roma başkentliği nedeniyledir. Buna da bağlı olarak Osmanlı payitahtı da olan İstanbul -Suriçi demek daha doğru olacaktır- dünyanın merkezidir. Değil mi ki, Sirkeci’yi de Anadolu’nun başkenti olarak niteler şair şiirinde…

Roma İmparatoru dünyanın da imparatorudur, dolayısıyla Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethedince bu unvanı almıştır. Bu Fatih’le kalmaz Yavuz Selim de, Kanuni Süleyman da kendilerini “Romalıların İmparatoru” olarak görürler.

İstanbul sadece başkent veya imparatorluk merkezi olarak görülebilir mi? Bu kazanımın taşıdığı değerler vardır muhakkak. Özellikle iki kıtayı birleştiren coğrafi konumu, tarih içindeki yeri ve Avrupa kültürüne katkıları nedeniyle de önemlidir. Yine şairden el almak gerekir burada: “Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır”. Günümüze uyarlarsak: “taşı toprağı altın”.

Bizans, Roma, Konstantinapol…

Bu denli büyük ve önemli bir şehir olunca adı da her egemen tarafından yenilenmesinin yanı sıra halkın dilinde de çoğalmış. Herkes kendince önemsediği şekilde adlandırmış. Der Saadet, Asitane gibi bilinenlerin yanı sıra, uzun süre Konstaniyye denmiş, resmi olarak. Kim ne derse desin, kimse o ismin en iyiyi, en güzeli, en doğruyu gösterdiğine inanmış. Dolayısıyla İstanbul bu adların hepsi, hepsi de doğrudan İstanbul’a ulaşıyor.

Rantsal dönüşüm…

Tarih boyunca ucundan köşesinden kemirilip kırpılmaya çalışılan bu tarihi kentin en çok da iktidarlar (ister yerel isterse siyasi, fark etmiyor) yok etmiş. Daha geçen günlerde, İstanbul’un belirleyici simgelerinden tarihi Kapalıçarşı girişindeki tarihi kitabeyi matkapla delip kamera taktılar. Tabii ki sadece “büyük gözaltı” için açılan o “yara”nın müsebbibi bulunmayacak ve hep içimizi acıtacak.

Mimar Genim, İstanbul’un tarihini de anlatıyor, sorunlarını da… Buna da bağlı olarak çözüm önerilerini de sıralıyor. Ama kimin umurunda? Kanunla desteklenen ve artık apartman yenilemeye dönüşmüş kentsel dönüşüm düşüncesi, altyapı çözümlenmeden işi daha da yokuşa sürmekten başka bir işe yaramaz.

Kent ve mimari üstüne düşüncelerinde, deneyimine de dayanarak çözüm önerileri sunan Genim’i dinleyen yetkililer olmasa da bizlerin okuması, üzerine düşünce geliştirmesi, İstanbul’u yarına hazırlaması gerekiyor.

  • İstanbul Yazıları
  • Kent ve Mimari Üzerine Düşünceler
  • Yazar: M. Sinan Genim
  • Türü: Kent – Mimari
  • Baskı Yılı: Ağustos 2019
  • Sayfa Sayısı: 361 Sayfa
  • Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel.
Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var…
YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine.İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var.
Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.
Korkut Akın

Latest posts by Korkut Akın (see all)

0 Reviews

Write a Review

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Korkut Akın

Okumak, yazmak, çekmek… işte Korkut Akın’ı belirleyen üç temel. Yeşilçam’da ve televizyonda film çekmesine rağmen kendisini kısafilmci olarak tanımlıyor. Birçok ödülü var… YAZKO Somut’la başlayan yazma süreci -senaryoları saymazsak- Dünya Kitap’la gelişti, büyüdü. Cumhuriyet ve Radikal Kitap’ta da yazdı… Ataşehir Kültür Dergisi’nde (noter tasdikli 8 bin tirajlı) sürekli ve düzenli yazıyor. Yerel, bölgesel, sektörel gazetelerde de… hep sanat kültür üzerine. İnternet üzerinden kitap tanıtımları, kültür yazıları, film eleştirileri yazdığı siteler de var. Sanatın savaşı yeneceğine inanıyor. Barış ve demokrasi istiyor.

Read Previous

AHMET ÜMİT KİTAPLARINDA YENİ KAPAK TASARIMLARI

Read Next

KÖR ADIM

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *