Sorgulayan bir beyin: Susanna Tamaro, Düşünen bir yürek

 

Sade bir anlatımla kendini elekten geçiriyor Susanna Tamaro, “Düşünen Bir Yürek” kitabında.

TİMAŞ
TİMAŞ

Sayılar mutlak olarak mükemmeldiler ama ya insanlar?

Yirmili yaşlarımın başında okumuştum Susanna Tamaro’nun meşhur “Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” kitabını. O dönem fenomen olmuştu ve okumayanı döverler gibi bir durum vardı. Okudum ben de tabi ki. O dönem hoş olduğuna kadar vermiştim. Rahat okunan ama insanın içinde bir yerlere dokunan bir kitap olarak hatırlıyorum.

Kim gerçekten erkektir, kim gerçekten dişidir?

Hepimiz karmaşanın evlatlarıyız ve her birimiz –kendi özgünlüğüyle daimi olarak aydınlanan kişi olarak- kendi kişiselliğimizi farklı bir şekilde ifade ederiz.

Editörümüz Gün elindeki kitapları söyleyince, uzun zaman sonra bir daha okuyayım dedim yazarı ve kabul ettim Can Yayınlarından çıkmış olan yeni kitabı “Düşünen Bir Yürek”i. Elime geçtiğinde türünün deneme olduğunu farkettim. Yazara kurgusal eserde olduğu gibi dolaylı anlatımlara başvurmadan, kendisini ve kafasındakileri olduğu gibi ifade etme olanağı veren bir tür, deneme.

Aklıma ortaokulda çok sevdiğim edebiyat öğretmenimin Montaigne’in Denemeler’ini okuttuğu geldi. O zamana kadar tonla ve değişik türlerde kitap okumama rağmen deneme türünü hiç okumamıştım. En azından hatırladığım ilk deneme kitabı oydu diyebilirim. Bayağı hoşuma gittiğini hatırlıyorum. Bir yazarın kurgudan bağımsız olarak gündelik hayata dair veya genel dünya görüşü ile ilgili birebir fikirlerini okumak, öğrenmek ilginç olmuştu.

Sanki düşüncelerimi söndürecek olan düğmeyi bir türlü bulamıyordum. Başımın içinde gürültülü bir kalabalık vardı ve ben onun zorbalığının esiriydim.

Susanna Tamaro’nun kitabı ise daha çok içedönük bir deneme kitabı. Genel dünya görüşüyle ilgili fikirleri de yer alsa da çoğunlukla kendini yorumlama yazıları bulunuyor “Düşünen Bir Yürek” te.

Susmayı oldukça erken öğrendim.

Mademki ağzımı açtığım anda çevremdekilerin kafasını karıştırıyorum, susayım daha iyi diyordum; yoksa onların benim söylememi bekledikleri şeyleri dile getirmek için çaba göstermem gerekecekti.

Daha çocukluğundan itibaren içinde herşeyi merak eden, yaşadıklarına ve gördüklerine anlam arayan, olan biteni sürekli sorgulayan biriymiş Susanna Tamaro. Yalnız bir çocukluk geçirmesi bu yoğun iç konuşmaları doğurmuş ya da tam tersi kafasının içindeki bu kocaman dünya başkalarına ihtiyaç duymayıp yalnızlığa itmiş onu, kim bilir.

Çıplak bacaklarımdan utanmıyordum, baştan çıkarma denen soysuz gerçeklik adına kişiliğimin en derin özelliğinden vazgeçmiş olmaktan utanıyordum. Sana sahip olmak için, aslında olmadığım beni sergiliyorum, aynı taburenin üzerinde duran kaplana benziyorum. Üstelik o bunu kırbaç zoruyla yapıyor.

Çevresindeki pek çok yaşıtından farklı, ayrıksı yanları varmış yazarın ve büyürken bunun sıkıntısını oldukça çekmiş yazdıklarına göre. İlk hoşlandığı çocuğu etkilemek için daha önce hiç giymediği kıyafet olan eteği giymek zorunda kalmış kalmasına ama sırf birinin dikkatini çekebilmek adına olduğundan farklı görünmek içine dokunmuş doğrusu.

Anne ve babanın daha yüzünü bile görmedikleri bir varlığa isim seçtikleri o an ne büyük bi gizem barındırır! Bu görevi üstlenmiş bir meleğin varlığına inanırım; o uzun yol sırasında annenin kulağına eğilip o ana dek bilinmeyen bir harf dizimini fısıldıyordur herhalde.

Gün gelmiş, Tanrı denen gücü araştırmış ve diğer pek çok insandan farklı anlamlandırmış. Bazen anne ve babasının kişiliklerinin kendisi üzerindeki etkilerini, yaptıkları ya da yapmadıklarıyla karakterine dokunuşlarını düşünmüş. Bazen de defolarını, kusurlarını sermiş ortaya cesurca.

Korkuyor muydum? Elbette! Her zaman ödlek biri olmuştum.

Ama ödlek olmamın yanı sıra içimde bir kaplan vardı ve çok uzun zamandan beri parmaklıklar arasında sıkışıp kalmış o kaplan, bir cambaza dönüşmekten başka şey arzulamıyordu.

Bütün bu öz değerlendirmeleri çekinmeden, daha çok kendisiyle konuşur gibi kısa bölümler halinde dökmüş sayfalara. Ortaya hafif, naif bir kitap çıkmış.Hayatı boyunca türlü çeşit yazarın kitaplarını okumuş olan kitap kurtlarına hafif gelebilecek bir kitap olmasına karşın, özellikle genç okurlar ve kendini zorlamayacak ama biraz da düşüncelere sevk edebilecek satırlar arayan okurlar için tercih edilebilir.

Ben, kız çocuğu olmak zorunda kalan bir kaplandım!

  • Düşünen Bir Yürek
  • Yazan: Susanna Tamaro
  • Çeviren: Eren Cendey
  • Türü: Deneme
  • Baskı yılı: Temmuz 2016, 1. Baskı
  • Sayfa sayısı: 176 sayfa
  • Yayınevi: Can Yayınları

Perge Dündar
Latest posts by Perge Dündar (see all)
Vinkmag ad

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Read Previous

Kitap Fuarı 35’inci kez kapılarını açıyor

Read Next

Fethullah’a Şaşırma Halleri; Ahmet ŞIK’a rağmen…

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *

Follow On Instagram