Yeni Bir Türün Doğuşu; Triffidlerin Günü

John Wyndham’ın eseri Triffidlerin Günü, Niran Elçi’nin çevirisiyle DeliDolu Yayınları tarafından okuyucusuyla buluşturuldu.

John Wyndham’ın yine DeliDolu Yayınları tarafından yayınlanan Krizalitler kitabında nükleer felaketler, doğanın kimyasal yollarla tahrip edilmesi gibi başlıklar inceleniyordu. Krizalitler’de nükleer savaşlara gönderme yapan Wyndham, egemen halkın diğer türler üzerindeki tahakkümünü irdeliyor ve romanı eleştirel bir kurguyla ele alıyordu. Temel kurgusu itibariyle bir solukta okunabilen Krizalitler başucu kitabı olabilecek nitelikteydi.

 
KitapEki
KitapEki
   

DeliDolu Yayınları yine Niran Elçi’nin çevirisiyle bu kez Triffidlerin Günü’nü yayınladı. İlk baskısı 1951 yılında İngiltere’de yapılan kitap okurlarıyla Haziran ayında buluştu. Krizalitler’in de çevirisini yapan Niran Elçi’nin Triffidlerin Günü’nde de çok başarılı bir çeviri yaptığını da belirtmeden geçmeyelim.

Triffidlerin Günü, soğuk savaşın etkisiyle ülkelerin teknolojik gelişimlerinde ki yükselişinin bir sonucu olarak dünyanın yörüngesine yerleştirilen uyduların dünya üzerinde yaratabileceği tahribatı, ülkeler arası rekabetin tüm dengeleri değiştirebilecek sonuçlarını sağlam bir kurguyla ele alıyor. Krizalitler’de de evrimi masaya yatıran yazar aynı şekilde Triffidlerin Günü’nde de evrimi farklı bir yaklaşımla yine ele alıyor.

Bir meteor yağmuruyla birlikte insanların çok büyük bir bölümünün kör kalması sonucu, insan türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Büyük şirketlerin, yağından faydalanmak üzere kapsamlı tesislerde ürettiği Triffid isimli bitkilerin bu felaketle birlikte serbest kalmasıyla kör olan insanlar bu et obur bitkilerin avı haline geliyor.

Tüm dünyanın kör olduğu koşullarda gören insanlar olarak yaşamanın beraberinde getirdiği zorlukları ve yaşam mücadelesinin insanları çelişkiler içerisinde bırakması kitapta iyi bir dille işleniyor.

Büyük felaketten hemen önce Triffidler üzerinde araştırma yapan Bill Masen bitkilerden birinin saldırısına uğrar ve hastaneye kaldırılarak ameliyata alınır. Bu saldırı sonucu gözleri sargılı bir şekilde hastanede yatan Masen uyandığında gözlerinin kurtulduğuna sevinir ancak tüm dünyanın kör olması ona zorlu bir hayatın kapılarını açar.

Triffdler’in tohumları rüzgarın da etkisiyle tüm dünyaya yayılır ve bu bitkiler artık dünyadaki hakim olan tür haline gelmiştir. Kör olan insan çoğunluğu ve az sayıda gören insan, artık türlerinin yok olmaması için mücadele etmeye başlar.

Londra’da artık gittikçe dinginleşen bir kaos hakimdir ve tüm insanların ortak derdi yiyecek stokları biriktirmek ve bir şekilde hayatta kalmaktır. Dışarıdaki zorlu koşullarda Josella Playton isimli kadınla yolları kesişen Masen artık çetin bir yaşam mücadelesinin içindedir.

Bilim-Kurgu severlerin ilgisini çekeceğini düşündüğüm Triffidlerin Günü, içinde barındırdığı tartışmalarla daha fazla beğeni toplayacağa benziyor.

Kör kalan insanlar hayatta kalabilmek için gören insanları köle gibi kullanmak zorundadır. Gören insanları kaybettiklerinde ise yaşam şansları neredeyse yok gibidir. Az sayıda gören insanın ise kendi başının çaresine bakmak istemesi sonucu kör olan insanlar kendi yaşamlarından endişelidir.

Görenler olarak bir araya gelmeye çalışan insanların dışında körlerin de yaşamlarına aynı düzeyde değer veren insanlar vardır. Ancak temel çelişki kaynakların hızla tükenecek olmasıdır. Az sayıda gören insan ise yaşam süreleri zaten az olduğu düşündükleri körleri kendilerine ayak bağı etmek istememektedir.

Bill Masen ve Josella Playton ise birçok gören insanın aksine vicdanlı insanlardır. Kitabın iki kahramanının arasında geçen diyaloglar ise kitabın ortaya koymaya çalıştığı fikri destekler nitelikte. İkilinin sürekli çelişkilere düşmesinin yanı sıra dünyanın bu felaketle karşı karşıya gelmesini sorgulamaları ise sistem eleştirisi içeriyor.

Her ne koşulda olursa olsun insanlarla dayanışmanın gerekliliğinin galip gelmesinin yanı sıra, feodal beylik özentisi klanların da bu hayata tutunma mücadelesinde var oldukları da bir gerçek.

Egemenlerin dünyayı bir inşaat sahasına ve tüm yaşam alanlarını beton yığınlarına dönüştürmesinin karşısında artık kentlerde bu beton yığınlarının fiziki olarak yenildiği görülebiliyor. Hatta öyle ki yazar John Wyndham alttan alta doğanın er ya da geç insanlardan intikamını alacağı gerçeğini bu kurgunun her aşamasında hissettiriyor.

İkili diyaloglarda ilgi çeken bir diğer nokta ise bundan sonra dünyaya gelecek olan nesillerin şimdiye kadar yapılan hataları tekrarlamaması temennisi.

Triffidlerin Günü’nde Triffid isimli bitkilerin genleriyle oynanarak geliştirilmiş olması, sermayenin yeryüzündeki kaynakların tükenmesi sonucuna yaklaşıldığında izleyeceği bir yöntem olarak algılanabilir. Triffidlerin dünyayı istila etmesiyle birlikte bir salgın hastalık ta yayılmaktadır. Bu da meteor yağmuruna neden olan her neyse aynı şekilde insanlarda salgın hastalığa neden olan bir biyolojik silah olduğu varsayımını öne çıkarıyor. Kitapta işlenen fikre bakılacak olursa Sovyetler eliyle geliştirilen teknolojinin bu yıkıma neden olduğu görülüyor.

Kitap sistem eleştirisini içinde barındırmakla beraber, felaketin tek bir elden kaynaklandığı görüşünü daha fazla vurgulamış diye düşünüyorum. Bu bağlamda kitabın konu edindiği dönem tam olarak bilinmemekle birlikte eksik kalan bazı yanlar olduğu kanaatindeyim.

Kitapta geçen hikayenin ait olduğu zaman aralığını Sovyetlerin henüz ayakta olduğu bir dönem olarak düşünecek olursak; kapitalist dünyaya karşı ayakta kalma mücadelesi veren sosyalizmin teknolojik rekabete girişiyor olması ayrı bir tartışma konusu olacaktır. Ancak kitapta daha çok vurgulanması gereken bu felakete yol açan şeyin, kapitalizme direnen bir fikrin değil yüzlerce yıllık bir tarihe sahip olan kapitalizmin dünyayı tahrip etmekte payının daha fazla olduğu gerçeğini vurgulamanın daha objektif olacağını düşünüyorum. Ama yine de John Wyndham’ın eserinde olayların başlangıç noktasına yerleştirdiği Arktik ve Avrupa Balık Yağı Şirketi’nin bu konudaki konumlanışı ve dünyayı felakete götüren ticari davranışların eleştirisini etkili bir biçimde içeriyor.

Triffidlerin Günü, evrimin insan eliyle farklı bir noktaya gelişini sürükleyici bir kurguyla anlatıyor. Her ne olursa olsun doğanın insanlar tarafından asla yenilgiye uğratılamayacağı gerçeği satır aralarında eleştirel bir biçimde işlenmiş.

DeliDolu Yayınları tarafından okuyucuyla buluşturulan Triffidlerin Günü aynı zamanda sinemaya da uyarlanmış bir eser. İlk uyarlamayı değil ama 2009’da yayınlanan filmi de izleyen biri olarak kitabı okuduktan sonra filmi izlediğinizde, kitabın verdiği etkiyi bulamayacağınızı söylemeden geçemeyeceğim. Bilim-Kurgu severlerin başucunda bulundurması gereken bir kitap. Triffidlerin Günü’nün derinleşerek okunduğunda oldukça önemli tartışmalara sahip olduğunu düşünüyorum.

  • Triffidlerin Günü
  • Yazar: John Wyndham
  • Çeviren: Niran Elçi
  • Türü: Bilim-Kurgu
  • Sayfa Sayısı: 344 Sayfa
  • Basım Tarihi: Haziran 2016
  • Yayınevi: DeliDolu Yayınları

Takip için

Gün Çağ Aydın

1980 yılında Muğla'nın Yatağan ilçesinde doğdu.Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik Bölümü mezunudur. 2004 yılından bu yana grafik tasarımcılık yapmaktadır.
Çeşitli siyasi gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı.
KitapEki'nde yayın yönetmenliği görevinde bulunmaktadır.
Gün Çağ Aydın
Takip için

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Gün Çağ Aydın

1980 yılında Muğla'nın Yatağan ilçesinde doğdu. Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi İstatistik Bölümü mezunudur. 2004 yılından bu yana grafik tasarımcılık yapmaktadır. Çeşitli siyasi gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yaptı. KitapEki'nde yayın yönetmenliği görevinde bulunmaktadır.

Read Previous

Tatil İçin Bir Kitap Önerisi: “Komik Kız”

Read Next

Dün Gece Çok Gençtim

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *