Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On YoutubeVisit Us On Instagram
Responsive banner image
 

Gerçekçiliğe Dönüş

0

Turing’in Hezeyanı’nda, darbe marifetiyle iktidara gelen hükümetlerin yarattığı terör ortamı ve neoliberal politikalar sonucu gün geçtikçe yoksullaşan, yaşam alanları sınırlandırılan insanların hikâyesi anlatılıyor.

Latin Amerika edebiyatı denilince akla hemen büyülü gerçekçiliğin gelmesi sık karşılaşılan bir durum. 1960’lı yıllardan itibaren en önemli eserlerini yayınlamaya başlayan Marquez, Llosa, Cortazar ve Fuentes’in oluşturduğu fırtına, uzun zaman Latin Amerika edebiyatının sürükleyicisi oldu. Daha sonra “El Boom” olarak adlandırılacak bu edebi hareketlilikle birlikte Latin Amerika edebiyatı önemli bir atılıma geçti. Toplumsal gerçeklikle kurulan bağı yeniden tanımlayan, olağanüstü durumları günlük olaylarmışçasına anlatan, zaten akıl almaz bir gerçekliğin içinde yaşamını sürdüren Latin Amerika halklarının tarihsel travmalarını sayfalara taşıyan bu yazarlar, kendi topraklarının hikâyelerinin dünya edebiyatında ses bulmasını sağladılar. El Boom yazarları, politik, toplumsal, coğrafi ve türsel sınırları aşarak, başka anlatım tarzlarında yan yana gelmesi olanaksız ögeleri birleştirerek ve gerçek ile büyü, olağan ile olağanüstü, somut ile soyut, ben ile o, kadın ile erkek arasındaki sınırları ortadan kaldırarak yepyeni bir anlatım tarzını yakalayabildiler.

KitapEki
KitapEki
KitapEki

Latin Amerika edebiyatını dünya edebiyatına katan El Boom hareketi, daha sonradan –özellikle 1970’lerde–  pek çok yazarın önünü açmayı başarmıştı. Lakin bir süre sonra büyülü gerçekçilik, Latin Amerikalı yazarlar için başka yolların önüne set kurmaya başlayacaktı. İyi yazmanın koşullarından birinin büyülü gerçekçilik akımına bağlılık olmaya başlamasıyla birlikte Latin Amerika edebiyatının farklı tarzlarındaki sanatsal birikiminin silinmeye başlandığı bir durum ortaya çıkmıştı. Özellikle Amerikalı ve Avrupalı yayıncılar için Latin Amerika gerçekliğinin büyülü bir şekilde anlatılması zorunluydu ve farklı tarzlarda yazılan eserlere kuşkuyla yaklaşılıyordu. Bunun bir sebebi de Avrupalı yayıncıların Avrupalı gibi yazan, üçüncü dünya ülke yazarlarına karşı oryantalist bir tavırla yaklaşmalarıydı. Farklı tarzda yazan Latin Amerikalı yazarların editörlerden aldığı yanıtlar genelde “yeterince gerçekçi değil” ve “yeterince büyü yok” gibi cümleler olmaya başlamıştı.

El Boom’u Aşabilmek

El Boom’un etkilerini aşmaya çalışan Latin Amerikalı yazarlar farklı hareketler ve akımlar aracılığıyla kendilerini ifade etmeye çalıştılar. 1980’lerde hissedilen post modernizmin ardından 1990’ların başında Şili’de ve Kolombiya’da yaşanan edebi hareketlilik büyülü gerçekçilik sonrası Latin Amerika edebiyatının yeniden ayak seslerinin duyulmasını sağlamıştı. Bunu izleyen dönemde ortaya çıkan McOndo, Crack gibi hareketler ve suç edebiyatı, polisiye ve kirli gerçekçilikten etkilenen yazarların oluşturduğu sinerjiyle Latin Amerika edebiyatı için büyülü gerçekçiliğin bir kader olmadığı kanıtlanmak istenmişti. 2000’li yıllar ise politik ve toplumsal olana geri dönüşün yaşandığı zamanlar olarak adlandırılabilir. 1990’larda Meksika’da Zapatistlerin harladığı ateş 2000’li yıllarda Hugo Chavez’in Venezuella’da iktidara gelmesiyle birlikte tüm Latin Amerika’yı sarmış ve sol hareketler kendilerini yeniden ifade edebilme ve örgütlenme şansını yakalamıştı. Bunun edebiyata yansıması ise toplumsal gerçekliği doğrudan anlatan bir tarzın yeniden hâkim olmaya başlamasıydı.

2000’li yılların önemli Latin Amerikalı yazarlarından Jose Edmundo Paz Soldan’ın Turing’in Hezeyanı romanı son dönem Latin Amerika edebiyatının gerçekçiliğe dönüşünün müjdecisiydi. Bu müjdenin Türkiyeli okur üzerinde etkisi ise sınırlı oldu. Oysa Paz Soldan, ülkesinde yaşanan gerçekliği, estetik olanı ıskalamayacak bir biçimle harmanlamayı başaran nitelikli bir romana imza atmış.

21. Yüzyılın Sosyal Eşkıyalarının Romanı

Bolivyalı yazar Jose Edmundo Paz Soldan, Latin Amerikalı yazarların büyülü gerçekçilikten kurtulmaları gerektiğine inanan McOndo akımı içerisinde yer alarak adımını attı edebiyat dünyasına. “Burada ve şimdi ile anların tarihselliğini işleyen”, ekonomik geri kalmışlık üzerine kültürel egzotizm ile bezenen edebiyata karşı çıkan, hayali kentler yerine gerçek şehirlerde soluk alan, suç ve şiddet mekânlarından kaçmayan, tersine bu tarz mekânlarda yaşananları görülebilir gerçekler yöntemiyle anlatmayı önüne koyan bir akımdı bu. 1996 yılında yayımlanan manifesto ile ortaya çıkan McOndo, 2003 yılına kadar varlığını sürdürebilmişti. Paz Soldan, “yürekten bir cevaptı, kuramsal değil. Yine de önemli fikirler vardı” diye tanımladığı bu hareketten koptuktan sonra, toplumsal ve siyasal gerçekliği doğrudan kavramaya yönelik bir edebi yönelime girdi. Turing’in Hezeyanı, tam da böyle bir yönelimin ürünü olarak ortaya çıktı.

Turing’in Hezeyanı’nda, darbe marifetiyle iktidara gelen hükümetlerin yarattığı terör ortamı ve neoliberal politikalar sonucu gün geçtikçe yoksullaşan, yaşam alanları sınırlandırılan insanların hikâyesi anlatılıyor. Mekân Bolivya… Elektriğin özelleştirilmesi, elektrik faturalarının gün geçtikçe şişkinleşmesi ve elektriklerin sürekli kesilmesi üzerine halk sokaklara dökülür. Aslında bu sokağa dökülüş yıllardır sürdürülen neoliberal politikalara karşı ayaklanmadır. Darbe ile iktidara gelen Montenegro hükümetine karşı, muhalefet ve halk birleşir. Aynı zamanda bugün FRP adıyla bilinen sanal gerçeklik oyunlarının parodisi olarak romanda yer alan Playground üzerinden örgütlenen hackerlar da hareketin bileşenlerindendir.

Paz Soldan, bu karnavelesk ortamı yedi farklı karakter üzerinden anlatıyor: Devletin gizli servisinin kripto odasında çalışan ve amirine tapıp asla sorgulamayan Miguel Sainz, kripto odasının yarattığı karanlığın farkına vardığı için oradan uzaklaşan Miguel’in karısı Ruth Sainz, Miguel ve Ruth’un kızı, kendini bilgisayarın büyülü dünyasına kaptırmış, hackerlarla ilgili haberler yapan bir bloğun sahibi Flavia, Playground üzerinden örgütlenen hükümet karşıtı hacker grubunun lideri Kandinsky, askeri darbe döneminde çok sevdiği kuzinini yitirdiği için hukuka inanmayan hukuk adamı ve Montenegro hükümetinin eski adalet bakanı Cordona, kripto odasının kurucusu bitkisel hayattaki Albert ve kripto odasının bilgisayar korsanlarına karşı yeniden yapılanmasını isteyen çiçeği burnunda müdürü Ramirez-Graham.

Hackerlık ve Mücadele

Romanın önemli noktalarından biri, yeni bir mücadele alanı olarak interneti önermesi. Hackerlık ya da bilgisayar korsanlığı aslında bir çeşit eşkıyalığın önünü açtı. İlk hackerlar daha ziyade ustalıklarının farkına varılmasını isteyen üstatlar olarak anılabilir. Sistemleri kırabildiklerini ve bu yolla istediklerini yapabileceklerini göstermek isteyen bir kuşak. Ama daha sonra gelen kuşak, internet üzerinden yapılan ticaretin yolunu keserek ve ağ üzerinden hırsızlığı başlatan yeni bir eşkıyalığın yolunu bulmuştu. Eşkıyanın yol keseni olduğu gibi mücadele edeni de olduğunu bilen bizlerin, “hacktivistleri” yeni dönem sosyal eşkıyalar olarak anması garip karşılanmamalı. Dünyanın birçok yerinde aktif olan kızıl hackerlar, bilgisayar sistemlerini kırarak, hem halkın bilgilenmesini sağlıyorlar hem de egemenlerin kırılmaz sandıkları sanal kalelerinde büyük yarıklar ve çatlaklar açıyorlar. Paz Soldan 2000’li yılların kendine özgü bu hareketliğini anlatarak, yeni binyılın gerçekliğine nüfus etmeye çalışmış.

Ayrıca Paz Soldan, yazarlık gelişiminde önemli bir yeri olan McOndo hareketinin prensipleri ile 2000’li yılların yarattığı toplumcu ve politik dalgayı birleştirmeye yönelik cesur bir adım atıyor Turing’in Hezeyanı’nda. Yeni iletişim kanallarından ve özellikle internetin sanal ortamından sokaklara akan, bunu yaparken kendi ülkesinin tarihi ile hesaplaşan bir roman var karşımızda. Aynı zamanda çocuk istismarı, işkenceler, eylemlerde öldürülen insanlar “görülebilir gerçekler” yöntemiyle anlatılarak McOndo’ya selam verilmiş. Farklı karakterler üzerinden anlatılan olaylarda, farklı bir üslup kullanılarak yapılan geçişler ise usta ve becerikli bir yazarla karşı karşıya olduğumuzun kanıtı. Paz Soldan’ın cesaretinin kaynağını sadece farklı akımları bir araya getirme ya da farklı üslupları deneme kararlılığında değil, gerçekliği doğrudan anlatma konusundaki ısrarcılığında aramak gerekiyor. Bolivya’da yıllarca hüküm sürmüş darbe mirasçısı iktidarların, küreselleşen kapitalizmin çıkarları uğruna kendi halkını sömürmesini, ekonomik geri kalmışlığın egzotik anlatımı tehlikesini savuşturarak doğrudan doğruya aktarmış Paz Soldan.

Paz Soldan romanında geçmişin edebi akımlarının birikimlerini hem sahiplenip hem de aşabildiği oranda başarıya ulaşıyor. Daha önce denenmiş biçimlerde anlatılan hikâyeler var karşımızda ama yazarın uzun zaman unutulan bir yola girdiğini söylememiz mümkün. Yazarın derdi ile toplumsal olanın paralel yollarda ilerlediğini görüyoruz Turing’in Hezeyanı’nda. Brecht bir makalesinde “artık teknik ustalık diye bir şey yoktur: yalnızca tekniğin kendisi garip bir teknikçiliğe hatta tekniğin despotluğuna dönüşmüştür” diyerek, biçimciliğe saplanıp kalmanın tehlikelerine işaret eder. Paz Soldan’ı okuduktan sonra şu sonucu çıkarmamız mümkün: Önümüzdeki süreçte tekniğin despotluğuna karşı, derdi olan, biçimcilik illetine kapılmadan derdini anlatmayı başaran yeni Latin Amerikalı yazarlarla tanışmaya hazırlıklı olmamız gerekiyor.

İlgiliye Not: Büyülü Gerçekçilik ve sonrasına daha derinlikli bakmak için Notos Sayı: 31’deki Latin Amerika Edebiyatı Dosyası’na, özellikle Adnan Özer’in “G.G. Marquez Sonrası Latin Amerika Edebiyatı” adlı yazısına bakılabilir. Bilgisayar Korsanlığı konusunda ise Destek Yayınları’ndan çıkan ve iyi bir gazetecilik çalışması olan Orhan Gökdemir’in Redhack kitabı önerilir.

  • Turing’in Hezeyanı
  • Yazar: Edmundo Paz Soldan
  • Çeviri: Zeynep Öztekin Yıldırım
  • Türü: Roman
  • Baskı Yılı: 2012
  • Sayfa Sayısı: 288 Sayfa
  • Yayınevi: Ayrıntı Yayınları

 

Okuma önerisi!

Batık Krediler – Petros Markaris

Doğuş Sarpkaya’nın incelemesi; “Bankacıların Ölümü”
yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Petros Markaris polisiye tutkunları tarafından yakın markaja alınmış bir yazar. Daha önce Kostas Haritos’un başkarakter olarak arzı endam ettiği Alan Savunması, Che Kendini Öldürdü, Gece Bülteni gibi polisiyeleri Türkiyeli okurla buluşmuştu.

Doğuş Sarpkaya

Doğuş Sarpkaya

1980 İzmir doğumlu edebiyat eleştirmenidir. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi DTCF Antropoloji bölümünde, yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yetişkin Eğitimi anabilim dalında tamamlamıştır. İlk yayınlandığı dönemlerde meraklı bir okuyucusu olduğu BirGün Kitap Eki'nde önce yazar nihayetinde ise editör olmuştur. Aynı zamanda Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir. Yazıları Karşı Düşler, Refleks, Lacivert, İzafi, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Ayrıntı gibi dergilerde yayımlanmıştır. Ankara'da yaşamaktadır.
Doğuş Sarpkaya

Latest posts by Doğuş Sarpkaya (see all)

FACEBOOK YORUMLARI

Yorum

Cevap Yazın

Lütfen gördüğünüz rakamları bitişik olarak yazınız! *